19 Ekim 2008

Adanalı tekstil sanayicisi artık zeytinci

Zeytin Ağacı Dergisi, Adana
Türkiye’nin tarım coğrafyasında, zeytin dikim alanlarını hızla artıyor. Özellikle Ege Bölgesinde zeytin plantasyonlarındaki alansal artış ve buna paralel olarak zeytin ağacı sayısındaki artış diğer bölgelere de yansıyor. Zeytine ve zeytinciliğe olan ilginin arttığı yörelerden biride Türkiye’nin sanayi şehirlerinden biri olan Adana ili. Adanalı üretici, sanayici zeytini seçiyor dedirten gelişmenin somut örneklerinden biri de “zeytin ve zeytinyağında güçlü bir marka olmak istiyoruz” diyen Adanalı Tekstil Sanayicisi Haldun Dinkçioğlu.

Aile şirketleri olan ve inşaat, tekstil gibi sektörlerde büyük yatırımları bulunan Atesa Tekstil’in yönetim kurulunda yer alan Dinkçioğlu 20 bin ağaçlık bir zeytin plantasyonuna sahip olduklarını ve önümüzdeki yıl da 7 bin fidan dikimi gerçekleştireceklerini anlatıyor.

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI BİRER SANAYİ ÜRÜNÜ

36 yaşında ve inşaat mühendisi olan genç sanayici, zeytinyağını bir tarım ürünü olarak görmediklerini söylüyor. 1997’den bu yana tekstil sektöründe faaliyet gösteren Dinkçioğlu’na göre zeytin ‘tarıma dayalı bir sanayi ürünü’.

“Zeytin ve zeytinyağını tarıma dayalı bir sanayi ürünü olarak görüyoruz. Toprak ve iklim şartlarımızın yarattığı avantajı modern bahçecilik uygulamaları ile destekleyip, modern tesislerde bu ürünü işlemeyi ve pazarlamayı düşünüyoruz” diyen Dinkçioğlu, “neden zeytin ve neden zeytin-zeytinyağı sektörüne giriyorsunuz” sorusunun cevabını ise söyle özetliyor;

“Zeytin sektörünü seçme sebeplerimizin başında, bulunduğumuz lokasyondaki toprak ve iklim şartlarının zeytin yetiştiriciliğine son derece uygun olması, işlenebilir, katma değer yaratılabilir bir tarım ürünü olması, uygun şartlarda üretilip, muhafaza edildiğinde depolanabilir ve raf ömrü uzun bir ürün olması geliyor.”

TÜKETİM SAĞLIKLI YEMEK ALIŞKANLIĞI İLE ARTAR

Büyük ölçekli zeytin ağacı varlığına sahip olan her üreticinin ve sanayicinin gözünü korkutan iki önemli çekince var. Bunlardan bir zeytinin anavatanı olarak da değerlendirilen ülkemizde, kişi başına zeytinyağı tüketiminin 1 litrenin altında olması ve ileriki yıllarda beklenen yüksek rekolteyi eritememe endişesi. Zeytin ve zeytinyağında ki bu hassas noktaları hatırlattığımız Dinkçioğlu, aile şirketlerinin yönetim kurulu olarak sıkıntının farkında olduklarının altını çiziyor. Düşük tüketim rakamının yukarı yönde kırılmasının ancak satın alma gücünün artması ve sağlıklı beslenme alışkanlığının yerleşmesiyle artacağını şu sözlerle anlatıyor:

“Sizinde değindiğiniz gibi elimizdeki veriler Türkiye’de kişi başına düşen yıllık zeytinyağı tüketiminin 1lt. civarında olduğunu gösteriyor. Sektörün içerisindeki birçok kişi bu miktarı diğer Akdeniz ülkeleri-genellikle de İspanya, İtalya ve Yunanistan- ile karşılaştırdığında çok düşük olarak tanımlıyor. Biz buna katılmakla birlikte bunun satın alma gücünün ve sağlıklı yemek yeme alışkanlığının artması ile doğru orantılı bir şekilde yükselebileceğini düşünüyoruz.

Şu anda kurulu bulunan zeytinyağı fabrikaları maalesef tam performans ile çalışamıyorlar. Fakat son senelerde kurulmuş olan bahçelerin ürün vermeye başlaması ile kurulu kapasitenin yeterli gelmeyeceği çok açık. Bizim de yakın gelecekte modern bir sofralık zeytin işleme ve zeytinyağı tesisi kurma çalışmalarımız olacak.”

YÜKSEK REKOLTE KISA VADEDE ANCAK İHRACATLA AŞILIR

“Yüksek rekoltenin kısa zaman içerisinde Türkiye’nin kişi başına düşen tüketimini artırarak dengelenebileceğini söylemek fazla hayalcilik olur” diye konuşan Haldun Dinkçioğlu çözüm için ihracatı işaret ediyor ve ekliyor: “ Tabii ki zeytinyağının faydalarını sürekli olarak yazılı ve görsel basında gündemde tutmak tüketimi artırıcı son derece yararlı bir iştir. Bu sebeple sektörün tüm oyuncuları ortak akıl ile hareket etmeli ve ülke bazında planlı, programlı bir strateji üzerinde uzlaşmalıdır. ”

NİHAİ HEDEF ARANILAN BİR MARKA OLMAK

Sektördeki birincil hedeflerini sürekli ve kaliteli üretim miktarına ulaşmak olarak açıklayan Haldun Dinkçioğlu, “Orta vadede ihracat ve iç pazarın saygın, güvenilir markaları için iyi bir tedarikçi olacağız” diyor. Nihai hedef ise belli: “Hem iç hem de dış pazarda güçlü ve aranılan bir marka olmak.”

Zeytin fidanı dikimi yaparken hangi tip fidanı tercih ettikleri yönündeki sorumuz üzerine, zeytin tiplerinin özdeşleştikleri bölgelerden başka bölgelere götürülmesi ve dikildikleri bölgelerdeki adaptasyonları üzerine çok fazla spekülasyon yapıldığından yakınan Dinkçioğlu, konuyla ilgili olan akademisyenlere de, zeytinciliğin yoğun yapıldığı bölgeler hariç yeterli bir çalışma yapmadıklarını savunarak sitemde bulunuyor. Dinkçioğlu plantasyonlarında ki zeytin tiplerini Ayvalık, Gemlik, Domat, Manzalina ve Kalamata olarak sıralıyor.

Son Sayıdan