Adını duyurmanın etkin yolu
En büyük nimet olduğu gibi, şu zeytin ne büyük güçmüş…
Şimdi, hemen her yerde, küçük büyük ayırımı yapılmadan her yerleşim merkezinde “festivalleri” yapılmaya başlandı…
Daha doğrusu “duyumu” ses çıkarmaya başladı.
Son duyumu ise Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Büyükbelen Beldesi’nden aldık…
Büyükbelen 9. Zeytin ve Kültür Festivali yapıldı. Üstelik Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç da katıldı.
Devlet Bakanı Bülent Arınç, TRT, Anadolu Ajansı ve Basın’dan da sorumlu olduğu için, daha doğrusu Hükümette kendisine bağlı olduğu için, Büyükbelen Beldesi de bundan güzelce yararlanmış oldu…
Çünkü haberciliğin dışında, biraz da, “kendimizi ve makamımızı sağlama alalım” düşüncesiyle, ya da “Ne olur ne olmaz!” endişesiyle hareket eden makam sahipleri olduğu için, Bülent
Arınç’ın her adımını takip ediyorlar… Öyle ki, ekrana çıkarmadıkları, haberini yapmadıkları gün eksik olmuyor…
Bu özelliği iyi takip ettikleri ve “zeytin” adına, Manisa adına, daha doğrusu “Büyükbelen insanları” adına “9. Büyükbelen Zeytin ve Kültür Festivali”ni düzenleyenleri kutluyorum.
Baksanıza daha önce 8 kez bu güzel girişimi yapmışlar ama “sen, ben, bizim oğlan”dan başkasına adlarını ve etkinliklerini duyuramamışlardı…
Bu yılı bilmiyorum ama önümüzdeki yıl 10. Büyükbelen Zeytin ve Kültür Festivali’nin çok daha başarılı olacağına inanıyorum… Çünkü kesinlikle bakanlıktan, Kültür ve Turizm bakanlığı’ndan bu güzel ve anlamlı organizasyon için yüklüce bir maddi destek alacaklardır.
Ancak istemesini bilmek lazım…
Yıllar önce o kadar çok festival düzenleniyordu ki, anlatamam…
“Domates” festivalinden tutun da, “karpuza” kadar…
Önce “kenti ve ürünü tanıtım” amacı güden ve iyi niyetle düzenlenen bu festivaller, daha sonra birilerinin geçim kaynağı şekline dönüşmüştü…
Hala büyük organizasyonlarda büyük paralar döndüğü için yeni bir meslek bile ortaya çıktı…
Bu işe derinlemesine girersek, birçok kişiyi üzeriz, ya da şimşekleri üzerimize çekeriz…
Bu nedenle sadece iki kelime söyleyebilirim:
“Oku” ve de “düşün!”
Bu arada 9. Büyükbelen Zeytin ve Kültür festivali’nde Mehteran Takımı’nın gösteri sunduğunu. Gösterinin ardından Tekir, Trilya, Domat ve Edremit cinslerinde ürün yetiştirip dereceye giren üreticilere ödülleri verildiğini de belirteyim.
Büyükbelen Belediyesi kapalı pazaryerinde yapılan festivale Arınç’ın yanı sıra Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz, CBÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli, AK Parti Manisa Milletvekilleri Muzaffer Yurttaş ile Uğur Aydemir, kaymakamlar, çevre belediye başkanları, AK Partili il ve ilçe yöneticileri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve daire müdürleri katıldı.
Festivalin açılış konuşmasını yapan Büyükbelen Belediye Başkanı Mehmet Keyik festivale katılan herkese teşekkür etti.
Büyükbelen’in eski adı ile Devedikeni olduğunu anlatan Keyik şöyle dedi:
“350 yıllık bir geçmişe sahip Manisa’nın en gelişmiş coğrafi alanına sahip beldedir. Ekonomiye katkısıyla öne çıkan ve ekonomiye 100 milyon TL civarında bir katma değer sağlayan beldedir.
Son 10 yıldır zeytincilik beldemizde öne çıkmıştır. Beldemizde 1 milyona yakın zeytin ağacı bulunmaktadır. Bunların yüzde 30′u organiktir.
Çevre ilçe ve beldelerde üreticiler beldemizde zeytinlerini pazarlamak için getiriyorlar. Biz göreve gelir gelmez zeytin alım merkezi yaptık. Bu yıl 6 bin 500 metrekare alanda daha geniş bir zeytin alım merkezi yapacağız. Beldemizde 6 adet zeytin işletmesi bulunuyor.”
ZEYTİN BAYRAMINI KUTLUYORUZ
Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz de, festivalde yaptığı konuşmada Belen’in ülke ekonomisine yaptığı katkının önemine değindi. Bu festivali devlet ile halkın buluştuğu, gönüllerin buluştuğu bir bayram havasında geçirmenin çok önemli olduğunu anlatan Vali Daşöz de, şunları söyledi:
“Belen halkı bunu başarmış. Ülkemizin ve bölgemizin en önemli ürünlerinden biri olan zeytinin bayramını burada kutluyoruz. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur sözünü belen halkı yerine getirmiş. Tüm dağları bağ haline getirmiş.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da, Büyükbelen’in hak ettiği yere gelmesi için çalışacaklarını ifade etti.
Arınç, konuşmasında, “Allah, zeytinin bereketi hep veriyor. Bu yılda zeytinin var yılıdır. Bu verimli topraklar ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edecektir” dedi.
KİM HATIRLIYOR?
Geçenlerde Ayvalık’ta da bir “zeytin festivali” düzenlenmedi mi?
Bilmem kaçıncısı oldu…
Ama Büyükbelen Zeytin ve Kültür Festivali gibi ses çıkardı mı?
Hayır!
Çünkü onlar, sözüm ona “etkin” kişileri davet etmişler…
Bir düşünür, “100 tane akılsız dostum olacağına, bir tane akıllı düşmanım olsun!” demiş.
Onlar da, “etkin” diye “işi gücü” olmayan ya da “tatil yapanları” ve de “Yağcıları!” bir araya getirirlerse b öyle olur…
Tabii ki benim “yağcılar” kelimesinden, sakın “ zeytin yağcı”ları çıkarmayın…
Mecazi anlamda kullandım….
Yani halkın kimlere, yani yalakalara dediği “yağcılar” kelimesini kullandım…
Bir zamanlar birisi bir üstüne ya da “önemli saydığı kişiye” fazla yalakalık yapınca, arkadaşları uyarır ya da gırgır geçerlerdi:
“Yağhanelerde inecek var!” diye…
Benim anlamadığım bir önemli nokta var…
Nedense bazıları yüz yüze konuşmaktan çekiniyor, arkadan konuşmayı, ya da maşa kullanmayı seviyor…
Yine öğrendiğime, daha doğrusu duyduğuma göre Ayvalık’ta da bazı konuşmalar geçmiş…
İŞİN GERÇEĞİ
Öğrendiğime göre, İhracatçı Mustafa Alhat “erkekçe” ortaya çıkarak şunları söylemiş…
TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar yazılı bir açıklama yapmış ve zeytin rekoltesindeki artışını gerekçe gösterip fiyatlar üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekmiş.
Benim bildiğim bir ürünün fiyatını medya gücüyle düşürmeye veya arttırmaya yönelik hareketler içine girmek suçtur.
Eğer bu beyanatın kaynağı İhracatçılar olsaydı yer yerinden oynardı.
Çok şükür birisi İhracatçıların katılmadığı Ayvalık Hasat Şenliklerinde kendilerine üretici dostu diyen kişilerle görüşerek bu başlığı ve içeriği oluşturmuş.
Bu arada Komili firması şimdiye kadar istedikleri seviyede ihracat yapamazken bizlerle görüştüklerinde DİR’e ihtiyaç olduğunu söylerlerken şimdi bol ürün tahminlerini görünce DİR olmadan ihracat yapacağız yani “Biz çok akıllıyız diğer ihracatçılar salak!” manasına gelen açıklamaları çok sevimsiz buldum.
Ortama göre renk almak demek ki sadece bukalemunlara özgü değilmiş.
Daha kemikli olmak adına ANA grubunun zeytinyağı haricindeki işlerinde de ithalat karşıtı olmalarını beklerim.
Rekolte tahminini UZZK yaptı.
Bu tahmine göre geçen dönemin iç ve dış satışlarından çok daha fazla ürün olacağı anlaşılıyor.
Yani bu tabloya göre bu yıl DİR e ihtiyaç olmadan ihracat yapılabilecek gibi görünüyor.
Yani bizde DİR e ihtiyaç duymadan ihracat yapacağız Komili gibi (tahmin edilemeyen bir şeyler olmazsa tabiiki.)
DİR bir sigortadır.
“Olmaz olmaz!” deyip olan şeyler içindir sigorta.
Riskten akıllı insanlar korkar ve sigorta yaptırır.
Ahmet Şükrü Umur’a sordum: “Sen jeneratörü olmayan bir ameliyathane de şebeke cereyanına güvenip ameliyat yapar mısın?” diye..
“Kesinlikle yapmam!” dedi.
Belki de binde bir ihtimal elektrik kesilmesi.
Ama “Ameliyatı yapmam” diyor.
Peki siz hasta olarak bu riski alır mısınız?
“Almam”diyorsanız , Ürünün önünüze gelip gelmeyeceği onlarca ve sizin müdahele edemediğiniz değişkenlere bağlıyken kendinizi en azından rakiplerinizle aynı şartlarda hissetmenizi sağlayacak DİR argümanı olmaksızın milyonlarca dolarlık kontratlara imza atamadığımızı anlamanızı istiyorum.
Bir sürü ambalajlı işler sırf bu yüzden alınamıyor.
Mal satışı hızlıysa yani talep kuvvetliyse fiyatı düşmez buda unutulmamalıdır…
Mustafa Alhat’a zamanını ayırdığı ve bilgilendirdiği için teşekkür borçluyuz…










Söz sizin