”Atanan personel İzmir’e gelmek istemiyor”

Ege Bölgesi gezisine çıkan TBMM zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Araştırma Komisyonu, gezinin İzmir ayağında önce Zeytincilik Araştırma Enstitüsünü ziyaret ederek, Müdür Seyfi Özışık’tan bilgi aldı. Balıkesir Milletvekili Edip Uğur Başkanlığında 16 milletvekili ve 12 uzman üyeden oluşan üyeler, Manisa’nın zeytinciliğiyle ünlü Akhisar ilçesini ziyaret ettikten hemen sonra Enstitüyü ziyaret ettiler.
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Seyfi Özışık, komisyon üyelerine sektörde yaşanan sorunlara yönelik bir sunum yaptı. Basından yalnızca “Zeytin Ağacı Dergisi”nin takip ettiği brifingde Müdür Özışık Milletvekillerine, kendilerine ayrılan ödeneğin oldukça yetersiz olduğunu, araştırmalarının finansmanında zaman zaman sıkıntılar yaşandığını ifade etti.
“Gerekli kaynaklar Bakanlığın tahsis ettiği bütçeden karşılanıyor. Tıkandığımız noktalarda, İhracatçı Birlikleri ve Tariş gibi sektör temsilcilerinden de destek görüyoruz. O bakımdan enstitü olarak çok iyi durumdayız.” diyerek maddi sıkıntıları olmadığını resmen açıklayan Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Namık Yavuz’un sözlerinin aksi yönde bilgiler verdi. Personel konusunda da personel sayısı açısından yetersiz durumda olduklarının altını çizen Özışık, “Kadromuz toplam 100 kişi, 36 dahili işçimiz var. Hiç laborantımız yok. İstihdam politikamızda ki bir eksiklik bu. İnsanlar İzmir’e dahi gelmek istemiyorlar. Personel, işçi yönünden gerçekten sıkıntımız var. Bunun hoşgörüyle karşılanmasını istiyorum. Tarım el emeği olmadan olmuyor.” şeklinde konuştu.
İmkanlarının oldukça sınırlı olduğunun da altını çizen Özışık, “1985 model araçlarla göreve gidiyoruz. Bir anlamda sürücülerinin güvenliğini garanti etmeyen araçlarımızla yola çıkıyoruz. Bu önemli bir eksiklik ama tabi ki bütçelerle ve bu konudaki politikalarla ilgili bir konu. Kaynağın yetmezliği konusundan da söz etmek istiyorum. Dış göreve gidecek arkadaşlarımızın harcırahları konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Projelerimiz önceden belli, bu anlamda ödeneklerimiz gönderiliyor. Fakat birinci dönemde ne kadar dış göreve gideceğimizi biz belirleyemiyoruz. Taleplere göre de hareket eden bir kurum olduğumuz için bu konuda sıkıntı taşıyoruz. Yine kalifiye alt ve ara elemana ihtiyaç var. Doğrudan doğruya arazide çalışabilecek 36 işçimizin birçoğu geri hizmette. Bahsettiğimiz gibi tarım el değmeden olmuyor.” dedi. Enstitünün kurulduğu günden bu yana 128 projeyi tamamladığını da ifade eden Seyfi Özışık, 8 projenin ise devam ettiğini söyledi.
UZK’YA ÜYELİK ŞART
Türkiye’nin zeytin üretiminde Dünya’da 4.’ü sırada yer aldığını belirten Seyfi Özışık, 1963 yılında Türkiye’nin, kurucu üyesi olduğu Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nden (IOC/UZK) 1999’un başından geçerli olmak üzere 1998 yılında ayrıldığını hatırlatarak, “UZK’yı sizlere anlatmama hiç gerek yok. UZK, üye ülkelerde uluslararası anlaşmalarla ülkelerin ticaretine ve zeytinciliğine katkı sağlayan bir yapıya sahip kuruluş. UZK’dan ayrılmamız, ülkemiz için de enstitümüz için de bir dezavantaj olmuştur. Ayrıldığımız tarihten bu tarihe kadar hiçbir arkadaşımız yurtdışında araştırmalara katılamamıştır. Biz bu konuyla uğraşan araştırıcı personel olarak bu konuda ki mağduriyetimizi dile getirmekte yarar görüyoruz. Tabi üyesi olmadığımız kuruluşun haklarından yararlanamıyoruz. O halde, bizce tekrar UZK’ya üye olmanın gereği var.” şeklinde konuştu.
Mayıs ayı boyunca sürekli gündemde olan zeytin karasuyunun tekrar tarım ekonomisine kazandırılması konusuna da değinen Özışık, yapılan araştırmalar sonucunda karasuyun gübre olarak kullanılabileceğini ve zirai ilaç, herbisit olarak da kullanımının mümkün olduğuna dair yapılmış çalışmalar olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Zeytin karasuyunun çevreye verdiği zarar daha çok Çevre Bakanlığı’nın sorumluluk alanına girse de bir zeytin çıktısı olarak değerlendiriyoruz. Karasuyun gübre olarak kullanılması mümkün. Herbisit olarak kullanımına yönelik yapılmış çalışmalar var. Ancak yeni çalışmalar çok büyük maliyet gerektirdiği için bir mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğuna kanaat getiriyoruz.” dedi.










Söz sizin