Bilinçli İsviçre tüketicisi bizim yağı beğeniyor ama tanımıyor
Sayın Okuyucular,
İsvicre’de, Art of Olive ismiyle Türk zeytinyağını dört yıldır tanıtıp, butik olarak butik shop ve marketlere satıyorum. Bununla beraber söylemeliyim ki, Avrupa’da tanınmış, ünlü zeytinyağları İtalyan markalarıdır. Büyük shop ve marketlerde satılan zeytinyağlarının yüzde 90’ı İtalyan yağıdır, diğerleri İspanya, Yunan ve ufak bir miktar da Fransız zeytinyağlarıdır. Türk zeytinyağları hem marka olarak, hem de ürün olarak tanınmıyor. Bu durum Türkiye’nin kendi ürünlerini dünyaya güzel tanıtamamasından kaynaklanıyor.
Sizlere ufak bir örnek ile durumu yakınlaştırayım; Beyaz peynir , yoğurt, yaprak dolmamız ve daha bir çok ürün Yunan ürünleri olarak tanınıyor ve tanıtılıyor. Türkiye’de ilgili Bakanlıklar, yurtdışı temsilciler bu ürünün tanıtılmasına daha cok destekde bulunmus olsalar, zeytinyağımızın Avrupa’da ki tanıtımına yardımcı olmuş olurlar.
Türkiye’de ki ihracat daha çok dökme olarak gerçekleşiyor, bu yüzden yurtdışına, İspanya’ya ve İtalya’ya zeytinyağını bu şekilde satıyorlar, bunlar da kendi markalarını yağımızın üzerine koyup, piyasada yer alıyorlar ve markalarının devamlılığını sağlıyorlar. Türk zeytinyağının pazarları coğunlukla, Amerika, Güney Amerika, Japonya, Avustralya ve Kore’dir. Avrupa Pazarına girmek bu kadar kolay değil, çünkü Avrupa Birliği’nde olan ülkeler bu pazarı kontrol ediyorlar. Bu yüzden zeytinyağımıza tanınma şansı vermiyorlar. Bu platformu biz tedarikçiler ile kurmaya çalışıyoruz. Bu konuda yetkili kişilerden yardıma ihtiyacimiz var.
Tedarikçiler, yurtdışında ki satıcılarından, daha onların ihtiyaçlarına göre satış ve marketing’de yardımcı olmalarını tercih ediyor.
Herşey satılan miktar ile bitmiyor, kalite önceliği olması lazım. Internasyonal çapta pazarda yer almamız için en iyi kalitede zeytinyağının yanında, şiselemenin, etiketlemenin ve paketlemenin de en üst düzeyde olması lazım. Malesef bu noktada almamız gereken daha çok yol var. Inovatif firmalar ile bunları yapmak mümkün. Zeytinyağımızın kalitesi çok iyi ve daha da iyi olmasi icin çaba gösteriliyor.
Türk zeytinyağının avantajlarından biride şu, burada şimdiye kadar ciddi bir şikayet, isim ve kalite bozukluğu çıkmadı. Burada daha tanınmayan, Türk zeytin cinslerinden değişik zeytinyağı tatları ve diğer ürünlerimiz var. Bu avantajların devamlı kalabilmesi için, sık kontrol yapılması lazım, hijyenik, zeytin toplama vakitleri, depolar, zeytinin toplanma ve işleme alinması arasında geçen zamanın kısalığı kalitenin artmasına vesile olur.
Makinaların ve şişelemenin temizliği çok önemli. Şişeleme konusunda, kıyaslamada şarap şişelerini örnek olarak alabiliriz;
Şişe konusunda: Koyu şişe kullanmak, değişik, kullanışlı formlar, design şişeler, kapak ve suni-mantarlar ve kapak kaynaklanması.
Etiket konusunda: Design etiketler, okunan yazılar, bilgi içeren yazımlar ve renk seçimi.
Etiket ve yazı konusunda: Kolay ve her lisanda okunan logo, dürüst ve hakiki zeytinyağı bilgisi, şeffaflık, üretim- ve tüketim tarihi ve Polyphenole bilgisi.
Hediyelik konusunda; güzel,kaliteli,design kutu kullanımı göz önünde tutulmalı.
Isvicre’de ki zeytinyağı tüketicisinin genel bir özelliğidir, butik ürünlerin paketlenmesi konusunda, herhangi bir şişenin üzerindeki etiketin kenarı ufacık yırtık veya ucu kalkmış dahi olsa, müşteriler bunları satın almıyor veya indirimli almak istiyorlar. Hediyelik kutularda bunlar dahada mühim.
Bakkaldaki ve Marketdeki Ürünler, butik ürünlerden daha farklı oluyor. Bunlar fiyatlarda ve ambalajda göze çarpıyor. İsviçre’nin tüketicileri bu konuda cok titiz ve hassas davranıyorlar.
Zeytinyağı sektörünü yakından izlemek adına, İsviçre’de ki ulusal tadım panellerine katılım sağlıyorum.
Panelde ve halka yönelik tadım etkinliklerinde Türk zeytinyağı çok beğeniliyor. Sebebi de, İtalyan zeytinyağı gibi aşırı acı ve yakıcı olmaması. Bu yüzden potensiyelimiz fazla ama bunları kullanmayı bilmek lazım. Sektör temsilcileri birbirleri ile rekabet etmeden, fiyatları bozmadan, bilakis birbirlerini destekleyerek Türk malını tanıtarak başarıya ulaşabilirler. Bu şekilde bizim Ürünlerimiz ve ismimiz tanıtılır ve marka olma sanşımız daha da büyür.
Tüketicilerin dikkatine:
Zeytinyağının hangisi sıhhatli ve faydalı, ve satın alırken nelere dikkat etmek lazım?
Zeytinyağı alırken koyu şişeleri tercih edin, üretim tarihinden en fazla 8 ay geçmiş olsun, çünkü evde de birkaç ay kaldığı için, taze kullanın.
Zeytinyağını karanlıkta, ve en fazla 20°c’de tutun, ve 18 ay icinde kullanın, ne kadar çok taze ise, o kadar çok sıhhatli ve faydalı olur.
Fiyatlar niçin çok farklı olabiliyor? Zeytinin kalitesine göre ve ne kadar yesil, zedelenmemis Zeytin kullanılırsa o derecede zeytinyagının kalitesi yükselir. Ayrıca zeytinler elle toplandığı ve çoğunlukla elde şişelenip,paketlendiği için fiyatlar yüksek olabiliyor.
Büyük firmalar köylerden çekilmis veya çekilmemiş zeytinleri satın alıp kendi değirmenlerinde fabrikasyon yaptıklarında, fiyatlar düşük oluyor. Bunlar kalitede kayıp anlamına geliyor, çünkü iyi bir zeytinyağı, toplandıktan ve bütün zedelenmiş zeytinlerden ayrıldıktan sonra, en gec 2-5 saatin içinde prese girmelidir. Bazı firmalar bunu garantili yapamadığı için, zeytinyağının kalitesi düşük ve fiyatı da buna uygundur.
Bu yüzden müşteriler dikkatli olarak, zeytinyağını seçip alsın, sırf fiyata ve beyaz şişelerin şıklığına bakıp da karar vermesinler.
Cadde üstü satılan zeytinyağları, beyaz, plastik şişelerin içinde güneşin altında ısınmış halde, iyi sıhhatli ve faydalı olmaktan çok uızaktır. Çünkü plastik şişelerin içinde zeytinyağı kalitesini daha cabuk kaybediyor ve güneşin altında oksitleniyor.
























Japonyada yasıyorum . Burada Türk zeytinyagını tanıtmak ve buyuk miktarda satısını gerceklestirmek istiyorum . Neler tavsiye edebilirsiniz ? Ne tür isbirligimiz olabilir. Bilgi verirseniz memnun kalırım . Saygılar .