<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Zeytin Ağacı Dergisi &#187; Eski Sayılar</title>
	<atom:link href="http://www.zeytinagacidergisi.com/category/eski-sayilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zeytinagacidergisi.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 09:55:16 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8220;Çevreye karasu deşarjını görünce bu projeyi gerçekleştirdim&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 11:04:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE BAKANLIĞI]]></category>

		<category><![CDATA[KARASU]]></category>

		<category><![CDATA[KARASU DEŞARJI]]></category>

		<category><![CDATA[YAĞIZ ALP AKSOY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[Zeytin ve zeytinyağı sektörünü tanıyan herkesin bildiği üzere, zeytin karasuyu son dönemde, sektörde en çok tartışılan sorunların başında geliyor. Konu meclis komisyonlarının ziyaretleri sırasında düzenlenen sektör toplantılarında sık sık görüşüldü. Hatta bu konuda 100 bin YTL’ye yakın para cezasıyla yargılanan tesis sahipleri bile vardı. Zeytin karasuyunun çevreye deşarjı kanunla yasaklanmış. Çevreye direk deşarj edilen karasu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2131.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2131.jpg" alt="KARASUYA PATENTLİ ÇÖZÜM" title="KARASUYA PATENTLİ ÇÖZÜM" width="357" height="336" class="alignnone size-full wp-image-283" /></a><em>Zeytin ve zeytinyağı sektörünü tanıyan herkesin bildiği üzere, zeytin karasuyu son dönemde, sektörde en çok tartışılan sorunların başında geliyor. Konu meclis komisyonlarının ziyaretleri sırasında düzenlenen sektör toplantılarında sık sık görüşüldü. Hatta bu konuda 100 bin YTL’ye yakın para cezasıyla yargılanan tesis sahipleri bile vardı. Zeytin karasuyunun çevreye deşarjı kanunla yasaklanmış. Çevreye direk deşarj edilen karasu, boşaltıldığı ortama ciddi zarar veriyor. İşte sıkıntıda tam bu noktada ortada çıkıyor. Firmaların, karasuyu bünyelerinde tutmalarının zorluğu ve 3 faz çalışan firmalar için de 2 faza dönmenin maliyeti zaten mevcut piyasa ve pazar koşullarında birçok sıkıntıyla boğuşan şirketleri daha da kilitleyen bir hale sokuyor. Bu noktada çevre bilinci yeteri kadar oturmamış bazı firmalar karasuyu illegal bir şekilde doğaya boşaltabiliyorlar. </p>
<p>İşte, haberimize konu olan sistemin mucidi olan Yağız Alp Aksoy da 5 yıl önce, İzmir-Urla da çevreye karasu deşarjına şahit olunca bu sorunun çözümüne yönelik araştırmalara girişmiş. Sözün özü, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde genetik okuyan 3. sınıf öğrencisi Aksoy, zeytinyağı üreticisi firmaların kabusu olan zeytin karasuyu sıkıntısına geliştirdiği ve patentini aldığı projeyle derman oldu. Aynı zamanda bir madencilik firmasının ar-ge grubunda yer alan Alp Aksoy 22 Ocak’ta patentini aldığı projeyi, içlerinde makine, maden ve ziraat mühendislerinin de yer aldığı bu ekiple birlikte kapsamlı bir çalışmanın sonunda tamamlamış. Aksoy’un projesinin özelliği ise firmaları 2 faza dönmenin maliyetinden kurtarıyor olması. Şimdi, bu yeni sistemin detaylarını Yağız Alp Aksay’dan öğrenelim.  </em></p>
<p><em><strong>Bu projenin ortaya çıkışı nasıl oldu?</strong></em></p>
<p>Aslında ilk fikrin ortaya çıkışı şöyle oldu. Urla’da yazlığımızın olduğu yerde gezerken bir koku geliyordu insanlara. Hani bu nedir, diye araştıra araştıra karasuya geldik. Ben bunu bir gördüm, Urla’da bu atığı etrafa atıyorlardı. Arıtmaları olmadığı için çevreye deşarj ediyorlardı. Zaten bu birazda saklanan bir konudur. Çok popüler ve konuşulan bir konu değildir bu. Kimse konuşmak istemez. Oradan fikir ortaya çıktı. Sonra laboratuar ortamında ne yaparız diye başladık. Niye arıtılamıyor, arıtılsa niye kullanılamıyor gibi sorulardan yola çıktım. 4 yılda ortaya çıkmış bir proje bu. İlk 3 senesinde laboratuar ortamında sonuç aldığımız fakat endüstriye geçiremediğimiz kısım, projenin patentini aldığımız kısmı ise tamamen endüstriye yönelik olan kısmıydı. Şu andan sonraki aşama tamamen sanayiye geçiş aşaması</p>
<p><em><strong>Zeytin karasuyunun, atık mı yoksa “artık mı” olduğu tartışılıyor. Özellikle 3 faz çalışan işletmeler için çözülmesi gereken önemli bir sorun. Sizin sisteminiz bu sorunun çözümüne nasıl katkı sağlıyor?</strong></em></p>
<p>Ben 4 senedir bu proje üzerinde çalıştığım için genel sıkıntıları biliyorum. Şu an fabrikaların yaşadığı 2 çelişki var. Birincisi yasadan dolayı doğaya atamadıkları karasuyu ne yapacaklar. İkincisi 2 faz sistemde karasu çıkmıyor. Yalnız 3 fazdan 2 faza geçtiklerinde yüzde 25 oranında bir maliyet ortaya çıkıyor. Bu 2 soruyu ben projede çözüyorum. Dolayısıyla 3 faz çalışan işletmeler için yaptım ben bunu. Ben projemde vakumlu tambur filtre sistemi kullandım. Vakumlu tambur filtre sistemine çok özel karakterize edilmiş zeytin karasuyunun içerisinde ki zehirli maddeleri, organik bileşikleri, antioksidanları absorve edecek şekilde modifiye edecek zeoliti, tambur filtre etrafına kaplayıp, bir absorpsiyon ve filtrasyon işlemleriyle, zeytin karasuyundan Çevre ve Orman Bakanlığı’nın deşarj standartlarına uygun hatta altında bir su elde ettim. Peki, kalan atık ne oluyor? Bu çok önemli. Atık diyemeyiz aslında ona. Çünkü karasuyun içindeki yağıda zeolit absorve ettiği için, zeolitle karasu karışımı zaten katı atıkla kalıyor. Ve sanayide hammadde olarak inanılmaz değerli hale geliyor. Biz bunun da analizlerini yaptık. Mesela yem sanayinde en fazla mısır enerji verir. 2200 kilo kaloridir. Bizim elde ettiğimiz hammadde 2700 kilo kalori olarak çıktı. Ya da gübre olarak da kullanabilirsiniz. Zaten zeolit tek başına hem gübre, hem tarımda hem yem sanayisinde kullanılan bir madde. Karasuyun içinde ki maddeyi biraz daha seyreltip sıfır atıkla projeyi bitirmiş oluyoruz. </p>
<p><strong>PROJENİN ORJİNALLİĞİ ZEOLİTTE SAKLI…</strong></p>
<p><em><strong>Vakumlu tambur filtre sistemi nedir?</strong></em></p>
<p>Vakumlu tambur filtre dediğimiz sistem şu. Bir havuz düşünün havuzun içinde bir silindir olduğunu düşünün. Ben havuzun içerisine ön filtrasyondan geçmiş karasuyu basıyorum. Havuzun içine karasuyu bastıktan sonra zeolit tambur filtre dönmeye başlıyor. Tanbur filtre vakumlu olduğu için zaten filtrenin ortası boş. Orada vakum pompası çalışıyor. Vakum pompası karasuyu zeolitten geçirerek ortada arıtılmış suyu biriktiriyor. Daha sonra su dışarıya toplama tankına alınıyor. Kalan atık, sıyırıcı bıçakla sıyrılıyor. Sistem böyle çalışıyor. Zaten bu sistem bilinen bir sistem. Projenin özgün olan tarafı kullanılan zeolitin daha önce hiç çıkılamayan bir modifikasyon seviyesine çıkıp, yüzde 99’larda bir zeolit kullanılması, tamamen endüstriyel olması ve kullanılan yöntemin tambur filtre ve zeolit çözeltinin bir arada kullanılması projenin orjinalliğini ortaya koyuyor. </p>
<p><em><strong>Projenin orijinal yanının üzerinde duralım, o noktayı biraz açalım.</strong></em></p>
<p>Bu projede zeolit ve yöntem çok orjinaldir. Çünkü daha önce karasuyun arıtımına yönelik birçok çalışma yapıldı. Ama hala mevcut durumda hiçbir fabrikada yoktur bu sistem. Öncelikle bu projenin patentli olduğunu söyleyim. Proje 22 Ocak patentlidir. Patenti de şu şekilde aldık. Yöntem patentini aldık. Dediğim gibi yöntem orijinal. Vakumlu tambur filtreye modifiye edilmiş zeolit bağlanması sistemi bana ve beraber çalıştığımız madencilik firmasının ar-ge ekibine aittir. Patent benim elimde bulunuyor. Ayrıca yöntem dışında kullanılan zeolit, sıradan bir zeolit değildir. Türkiye’de çıkılabilecek en yüksek modifikasyon seviyesine çıkan çok özel bir zeolittir. Yine de fizibiletisine de girmek istiyorum. Projeyi diğerlerinden ayıran bir diğer farkta çok fizibil olmasıdır. Bu projeyi sanayide uygulamak için mesela 6 bin metreküplük bir havuzu olan bir zeytinyağı tesisini ele alalım. Sezonluk 6 bin metreküp karasu açığa çıkıyor. Bunu 1 ayda arıtacak bir tambur filtrenin kurulması 25 bin YTL’dir. Ve başka hiçbir maliyet yok. 25 bin liralık tambur filtreyi 1 kez alacak. Biz zaten proje patentten geçtikten sonra kendi tambur filtremizi kendimiz üretmeye başladık. Çünkü proje üzerine çalışan ar-ge grubumuzda makine mühendisi arkadaşımız da var. İtalya’dan gidip makine almak yerine, kendi makinemizi çok daha az maliyetle yapmayı düşünüyoruz. Bir tane prototip yaptık.1 metrekarelik. Paslanmaz, 10 sene rahatlıkla gidecek özellikte. </p>
<p>strong>2 FAZA DÖNME KONUSUNDA ÇEVRE VE ORMAN BAKANI’YLA GÖRÜŞECEĞİZ… AĞUSTOSTA İŞ BİTECEK</strong></p>
<p><em><strong>Makineler nerede bulunuyor? </strong></em></p>
<p>İki makine ürettik. Biri sponsor olan madencilik grubunda mevcut. Bu makinelerden bir tanesi de projeye destek veren bir zeytinyağı firmasında var. Biliyorsunuz ki bu sene zeytinyağcılar için son seneydi. 2 faz sisteme dönmek zorunda bırakılıyorlardı. 2 faz sisteme dönmeden ki biz Çevre ve Orman Bakanı ile de randevu almak üzereyiz. Bizim projemizde çıkan atık çevre deşarj standartlarının çok altında olduğundan 2 faza dönmelerine hiç gerek kalmadan Ağustosta ayında bu işi bitireceğiz ve tüm fabrikalarda bunu kullanılabilir hale getireceğiz. Şu an patentli de olduğu için uygulamaya geçmesi an meselesi. </p>
<p><em><strong>Sektörden ilgi geldi mi projeye?</strong></em></p>
<p>Çok fazla ilgi var. Özellikle Edremit Ticaret Borsası, Muğla, Bursa ve Ege Bölgesinden çok fazla talep var şu an. Tabi şu an için seri üretimde olmadığımız için sadece yüz yüze görüşmek için çağırıyorlar. Zaten sanayicilerin tepkisi projenin tamamen endüstriyel ve kullanılabilir olduğu yönünde. Bunun dışında işletmeler, projenin maliyetinin az ve tamamen fizibil olduğunu kendileri de görüyorlar. </p>
<p>Büyük bir fabrika düşündüğünüz zaman ki bunlar mallarını İtalya, İspanya gibi ülkelere malını ihraç ediyor. Ancak 3 fazdan 2 faza geçtiğiniz zaman ekonomik olarak her sene yüzde 20 geridesiniz. Sürekli geridesiniz. Çünkü 3 fazda atıyorum 100 litre alırken 2 fazda çok düşecek bu, 75’e düşecek. Çok ciddi bir rakam. Zaten yeni politikalarla zeytinciler biraz daha sıkışık durumdayken, 3 fazdan 2 faza geçmeyle iyice zor duruma düşecekler. Özellikle küçük ölçekli fabrikalar bu sistem için çok fazla zorlanacaklar. Bunun yerine sadece ilk maliyeti olan 25-30 bin YTL gibi bir maliyeti olan bu sistemi getirerek, 3 fazı kullanarak 10 sene boyunca devam edecekler. </p>
<p><strong>YILLIK KARASUYUN HEPSİ SUYA DÖNSE ANKARA’NIN SU SIKINTISI BİTER</strong></p>
<p>Sistem kullanıldıktan sonra ortaya çıkan geri dönüşüm nerelerde kullanılabilir?</p>
<p>Biliyorsunuz son yıllarda küresel ısınmanın getirdiği en büyük problemlerden birisi susuzluk.  Projemizde ki arıtım sonucunda karasuyun yüzde 80’ni kullanılabilir hatta içilebilir su olarak açığa çıkıyor. Bırakın içmeyi, içmeye lüzum yok yılda 2 milyon ton çıkan bir atığın hepsini suya dönüştürdüğünü bir düşünün. 1.6 milyon ton su demek ki bu Ankara’ya ihtiyacı olan suyu sağlar. Bu su tarımda, yıkamada, her alanda kullanılabilir. Çıkan çok yüksek miktarda temiz suyun kullanılması gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p>Bu sistemden sağlanan geri dönüşümü yemde kullansalar çok daha fazla ekonomik gelir elde ederler. Ama ben uğraşmayım diyen olursa da gübre olarak rahatlıkla kullanılabilir. </p>
<p>Yaptığım ön çalışmayı anlatayım. Bazı deneyler yapmıştım. Karasuyu belli oranlarda yüzde 70, yüzde 50, yüzde 30 ve hiç arıtmadan toprağa verip deney yaptım. Mesela hiç arıtma yapmadan karasuyu toprağa verdiğimde 3 gün içerisinde mısırların öldüğünü gördüm. Yani mısır tohumu ektim. Kimisi hiç çıkmadı. Çıkanlar 3 gün içinde öldü. O yüzden karasu bu haliyle belki böcek ilacı olarak kullanılabilir ama böcek dışında daha neleri öldürebilir bilemeyiz. Çünkü zeytin karasuyu bulunduğu yerde oksijeni hızla tüketme eğiliminde. Oksijeni hızla tükettiği için sadece toprağı değil çevrede yaşayan herkesi, dereye mi verdiniz, balıkları da öldürüyor. Deşarjı da o nedenle yasak..</p>
<p><strong>ZEOLİT NEDİR?</strong></p>
<p>Zeolitler, milyonlarca yıl önce volkanik küllerin su ortamında değişime uğraması sonucunda oluşan doğal minerallerdir. Zeolit mineralleri, birbirine oksijen atomlarını paylaşarak bağlanan tetrahedral Al04 ve Si04’in sınırsız uzayabilen üç boyutlu ağından oluşan aluminosilikot yapıdadır. Yapıları bal peteği kafese benzeyen, değişebilir katyonlar ve su ihtiva eden mikro gözenekli malzemelerdir. En yaygın olarak kullanılan zeolit grubu klinoptilolittir. </p>
<p><strong>Zeolitlerin önemli özellikleri şunlardır:</strong></p>
<p>-Katyon değişim özelliklerinden dolayı tarımda toprak düzenleyici olarak su, gaz ve benzeri kirlilik arıtımında ağır metal iyonlarının giderilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadırlar.<br />
-Zeolitler, gözenekleri bal peteğine benzeyen mikro gözenekli malzemelerdir. Bazı maddeler bu gözeneklerin  içine girebilir, bazıları giremez. Bu özellik zeolkitlerin seçimli absorbsiyon moleküler elek ve  katalitik kullanım alanları gibi uygulamalarda  değerlendirilmesini sağlar.<br />
-Hayvan yemi katkısı uygulamaları için iyi bir pellet bağlayıcı ajan olarak kullanılırlar.<br />
-Zeolitler bazı mikotoksinleri bağlayabilme özelliğine sahiptirler ve bu yönleriyle yem ve gıdalarda toksin bağlayıcı olarak kullanılırlar.</p>
<p>Nem ve koku adsorpsiyonu özellikleri ile zeolitler, evsel  ve diğer uygulama alanları, ahırlar ve evcil hayvan altlığı gibi ortamlarda amonyumun giderilmesi için kullanılırlar. Modifikasyon sonucu aktive edilmiş zeolit bileşikleri anti bakteriyal, anti milrobiyal ve benzeri birçok alanda kullanılırlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ece, zeytin ihracatında çifte şampiyonluk mutluluğu yaşıyor</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/ece-zeytinleri-zeytin-ihracatinda-cifte-sampiyonluk-mutlulugu-yasiyor/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/ece-zeytinleri-zeytin-ihracatinda-cifte-sampiyonluk-mutlulugu-yasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 08:37:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[AKHİSAR ZEYTİNİ]]></category>

		<category><![CDATA[ECE ZEYTİNLERİ]]></category>

		<category><![CDATA[ŞİRKETLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin zeytin deposu Akhisar’da Ece Markası ile sofralık zeytin üretimi yapan Yeniçağ Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından gerçekleştirilen “2007 Yılı Başarılı İhracatçılar Ödül Töreni”nde Genel  Ambalajlı ve Markalı Ambalajlı zeytin ihracatı kategorilerinde  Türkiye birincisi oldu. 
Ece Zeytinleri, 19 Ocak 2008 tarihinde Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ece1.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ece1.jpg" alt="ZEYTİN İHRACATINDA ÇİFTE ŞAMPİYONLUK SEVİNCİ" title="ZEYTİN İHRACATINDA ÇİFTE ŞAMPİYONLUK SEVİNCİ" width="576" height="427" class="alignleft size-full wp-image-410" /></a><em>Türkiye’nin zeytin deposu Akhisar’da Ece Markası ile sofralık zeytin üretimi yapan Yeniçağ Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından gerçekleştirilen “2007 Yılı Başarılı İhracatçılar Ödül Töreni”nde Genel  Ambalajlı ve Markalı Ambalajlı zeytin ihracatı kategorilerinde  Türkiye birincisi oldu.</em> </p>
<p>Ece Zeytinleri, 19 Ocak 2008 tarihinde Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen ödül töreninde de, 2007 yılında Genel Zeytin İhracatı kategorisi  dahil olmak üzere,  4 kategoride Türkiye birincisi olmuştu. </p>
<p>İki yıl üst üste Türkiye şampiyonu olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını belirten Ece markası ile üretim yapan Yeniçağ Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp, başarılarını istikrarlı bir şekilde sürdürerek, Türkiye’ye katma değer kazandırmaya devam etmek için 365 gün 24 saat çalışmaya devam ettiklerini söyledi.</p>
<p><strong>TÜRK ZEYTİNCİLİK SEKTÖRÜ RAKİPLERİ İLE REKABETTE ZORLANIYOR</strong></p>
<p>Türkiye’de zeytin ihracatını arttırmak için; fidan yetiştiriciliğinden çiftçiye, işletmelere varıncaya kadar bu sektörün kurallarının oluşturulması gerektiğine işaret eden Gökalp, “İstikrarlı  ihracat  yapabilmenin tek yolu  kaliteli, standart, sürekli, rekabete uygun  dünya fiyatlarıyla ve markalı ürünlerle  dünya raflarında  bulunmanıza bağlıdır. Bunları yerine getiremediğiniz takdirde  o pazarlara girmek için harcadığımız  tüm emek, zaman  ve finansman  tamamen boşa gitmektedir. Bunun için  yeterli ve kaliteli hammaddeye  ulaşabilecek  üretici birliklerinin  bir an önce kurulması gerekmektedir” dedi.</p>
<p>Türkiye’de küresel ısınma nedeniyle bu sene hammadde sıkıntısından dolayı  iri kalibre zeytinin az olması ve fiyatların yüksek olması  nedeniyle, uluslar arası  piyasada Türk zeytin ihracatçılarının rekabet gücünün azaldığını anlatan Gökalp şöyle konuştu: “Yurtdışında hammadde fiyatlarının ton başına 800-1000 dolar  seyrederken  Türkiye’de  2000-2500 dolar olmasıyla  rekabetin mümkün olmadığını  ilgili kurumlara ilettik. Dahilde İşleme Rejimi  kapsamında, bu yıl ülkemizde çok az olan 80-180 kalibre  arası  zeytinin  sadece ihracat amaçlı ithalatına  izin verilmesi istedik. Ancak uluslararası  piyasada yer almayan  kişi veya kuruluşların  ve bazı basının  olumsuz ve yanlış bilgilendirmesi  neticesinde  bu iş yapılamadı. Bundan dolayı Romanya ve Bulgaristan gibi iri zeytin tercih eden  ülkelerin  zincir marketlerinde  ürün temininde  ve fiyat noktasında  rekabet şansımız kalmadı.”</p>
<p><strong>MARKALI İHRACATA PAZARLAMA DESTEĞİ ŞART</strong></p>
<p>Bazı uluslararası  zincir marketlerin katılım bedeli olarak  ürün bedelinin  neredeyse yüzde 45-50’sine varan  komisyonlar talep ettiklerini belirten Gökalp, “Dolayısıyla  bu fiyatlar,  tüketicinin  alamayacağı,  pazarlamacının  satamayacağı, üreticinin veremeyeceği bir noktaya gelmektedir. Marka olabilmemiz bu raflarda olmamıza  bağlıdır. Tarım sektörüne dayalı  böyle bir ürünün  yüzde 45-50 katılım bedeliyle  uluslararası  zincirlerde  sadece  firma gayreti  ve desteği ile  yer alması mümkün değildir. Bu nedenle markalaşma için  mutlaka  pazarlama ve raf desteğinin  devlet tarafından  sağlanmasını gerektirir. Ülke tanıtımı yapılırken  zeytin ve zeytinyağı  mutlaka kullanılmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>ECE ZEYTİNLERİ 27 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR</strong></p>
<p>Ece  zeytinleri  olarak , ulusal ve  uluslararası  standartlara  ve mevzuatlara  uygun üretim  yaptıklarını anlatan Gökalp, “Firmamız TSE ve  Uluslararası  geçerliliğe  sahip ISO 9001:2000 belgesi ve HACCP belgesine  sahip. Üretimimizin   yüzde 50’si  yurtiçinde , yüzde 50’si  ise  Avusturya, Hollanda, Almanya, Rusya, Romanya, Bulgaristan,  Kosova, Amerika, Kanada,  Irak, İran, Pakistan   ve Türki  Cumhuruyetleri başta olmak üzere 27 ülkeye ihraç  ediliyor. İhraç  edilen tüm ürünler  kendi markamızla ve ağırlıklı olarak 1 kilogramın altındaki küçük ambalajlarda gönderiyoruz. Hedefimiz, Ece  markasıyla  tüm dünya raflarında yer almak, markamızı, firmamızı ve ülkemizi  en iyi şekilde tanıtmak. Bu nedenle kaliteli, güvenli, dünya  standartlarında, istikrarlı bir üretim gerçekleştiriyoruz. Yurtiçi ve yurtdışında  çeşitli fuarlara  katılarak firmamızı ve ülkemizi tanıtmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Ece Zeytinleri olarak, 1993 yılında Akhisar’da 8 bin ton yıllık kapasite ile Türkiye’de özel sektöre ait ilk modern zeytin işletmesini kurarak, yurtiçi ve yurtdışında kendi markalarıyla sofralık zeytin üretim ve ticaretine başladıklarını anlatan Gökalp, şöyle konuştu: “Bugün ise firmamız 32 bin metrekare alan üzerinde 10 bin metrekare kapalı alanda yıllık 15 bin ton kapasiteye ulaştı. Siyah zeytin, yeşil zeytin, biberli yeşil zeytin,  dilimli zeytin ,soslu zeytin,  zeytin ezmesinden   oluşan ürünlerimizin yüzde 80’i  küçük ambalajlarda  satılmaktadır. Bu ürünler   pastörizasyon veya  sterilizasyon veya  inert gaz altında  muhafaza edilerek,  Ece, Oriyent, Sofa, Ecem  markalarıyla sağlıklı olarak  müşterilerin  beğenisine  sunulmaktadır.” </p>
<p>Ece Zeytinleri olarak, 15 yıldır Türkiye’de zeytincilik sektörüne daha faydalı olabilmek için kesintisiz çalıştıklarını anlatan Ece Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp, “Sürekli kendi markamızla ve  ambalajlı olarak  zeytin ihracatını hedefledik ve bu günlere ulaştık.        Firmamız zeytin sektörünün gelişmesi ve dünyada  hak ettiği yeri alabilmesi  için  sektörümüz adına, üreticilerle, sanayici ve  ihracatçılarla   yapmış olduğu işbirliğini bundan sonra da yapmaya devam edecektir” diyerek sözlerine son verdi. </p>
<p>Ece Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp, zeytin ihracatında bütün kategorilerde birinci olmanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Ece Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp (sağda), Genel Ambalajlı Zeytin İhracatında Türkiye Birinciliği ödülünü Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı’nın elinden aldı. </p>
<p>Ece Zeytinleri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gökalp (solda), Markalı Ambalajlı Zeytin İhracatı Kategorisinde Türkiye Birinciliği ödülünü Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu’nun elinde aldı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/ece-zeytinleri-zeytin-ihracatinda-cifte-sampiyonluk-mutlulugu-yasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gurmelik çok pahalı bir uğraş&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 10:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[AHMET GÜZELYAĞDÖKEN]]></category>

		<category><![CDATA[GURME]]></category>

		<category><![CDATA[Zeytinyağlılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Hüsamettin Berber
Ahmet Bey, sizi İzmirli ünlü gurme olarak tanıyoruz. Okuyucularımızında tanıması için kendinizi anlatabilir misiniz?
Ben Hürriyet Gazetesinde en iyi 10’larda yazarken, jüride bulunurken İzmirli Gurme diye tanıtıldık, öyle tanındık diyeyim. Biz bu gurmelik meselesine rahmetli Tuğrul Şavkay’ın vesilesiyle başladık. Sağ olsun O’nu da şimdi rahmetle yâd edelim. Tuğrul Ağabey bizim için önemli bir dönüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ahmet-bey-resc4b0m.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-273" title="GÜNDE BİR FİNCAN ZEYTİNYAĞI İÇERİM" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ahmet-bey-resc4b0m.jpg" alt="GÜNDE BİR FİNCAN ZEYTİNYAĞI İÇERİM" width="255" height="384" /></a><strong>Röportaj: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><em><strong>Ahmet Bey, sizi İzmirli ünlü gurme olarak tanıyoruz. Okuyucularımızında tanıması için kendinizi anlatabilir misiniz?</strong></em></p>
<p>Ben Hürriyet Gazetesinde en iyi 10’larda yazarken, jüride bulunurken İzmirli Gurme diye tanıtıldık, öyle tanındık diyeyim. Biz bu gurmelik meselesine rahmetli Tuğrul Şavkay’ın vesilesiyle başladık. Sağ olsun O’nu da şimdi rahmetle yâd edelim. Tuğrul Ağabey bizim için önemli bir dönüm noktasıydı. O da zeytin ve zeytinyağına gönül verenlerdendi. Türkiye’de zeytinin ve zeytinyağının tanıtılmasında büyük katkıları olmuştur. O’nun verdiği motivasyonla dağ, taş, tepe peynirden zeytine, turşuya kadar pek çok konuda koşturup durmuşuzdur. Benim bu işteki temel eğitimim çocukluktan geliyor. Sökeliyim ben, orada doğdum. Peynirci ve zeytinyağcı bir ailenin ferdi olarak büyüdüm. Bununla beraber biz zeytin ve incir ağaçlarının arasında, zeytinle, incirle, peynirle ver sütle yoğrularak büyüdük. Zeytinin tanesinden yağına kadar bütün süreçleri yaşayarak büyüdük. Süt, peynir aynı şekilde. Dolayısıyla, yiyecekle, içecekle ve bu dünyayla zaten bir birlikteliğimiz var. Bana sordukları soru genelde nasıl gurme oldunuz sorusu. Sizde muhtemelen nasıl gurme oldunuz diye soracaksınız. Ben siz sormadan önce bu vasfı nasıl kazandığımı, bu serüveni kısaca anlatmış olayım.</p>
<p><em><strong>Egeli olmanın verdiği avantajı da yaşamışsınız. Zeytin ve zeytinyağının ticaretinde var mısınız peki?</strong></em></p>
<p>Evet, tabii. Benim soyadım Güzelyağdöken. Güzelyağdöken derken bu tamamen zeytinyağıyla ilgili ne çiçek yağı ne makine yağıyla ilgili bir şey. Dolayısıyla biz zeytinyağının ticaretini yapan bir aileyiz. Bizim bölgenin, Aydın’dan Milas’a kadar olan bölgenin zeytinyağları biraz daha farklı. Memecik dediğimiz bir zeytin türünün üreticisi ve satıcısıydık. Zeytincilik daha bu kadar gelişmeden-1965’lerden bahsediyorum- zeytin havuzlarıyla ilk salamuracılığa başlayanlardanız. Bütün ve özellikle siyah zeytinde özellikle bölge zeytinini değerlendirenlerdeniz. Bu işin ticaretine daha o zamanlar başladık. Bugün ise hem mandırada süt ve peynir üreticiliği yapıyoruz hem de gıda toptancısıyız. Tavukçuluk işinde de eskiyiz. O da 1978’den beri yaptığımız bir iş. İstanbul orjinli Koza Gıda’yla dünya mutfaklarımız var. Fransız, Japon, Çin, Tayland, İtalyan ve Hint mutfakları gibi Dünya mutfaklarının yemeklerini de pazarlıyoruz. Bunların pişirme ve sunum önerileri konusunda da birikimimiz var.</p>
<p><em><strong>Bir butik restoran tecrübeniz de vardı.</strong></em></p>
<p>Evet, geçtiğimiz yaz döneminde öyle bir denememiz oldu. Bizim deneyimimiz restoran ve cafe kavramlarını farklı olarak algılatmakla ilgiliydi. Menü kullanmıyorduk. Biraz daha butik bir tarz oluşturmaya çalıştık. Mekân olarak orada böyle bir işleyişin oturmasına dair belki de bir arkadaşımıza yardımcı olduk. Bizim için güzel bir deneyim oldu, ancak benim işten ziyade daha çok hobi olarak yaptığım özel yemekler oluyor. Daha butik tarzda sunumları farklı 30–40 kişilik, biraz da gurmelerin olduğu yemeklerimiz oluyor. Benim böylede çok fazla öne çıkarmadığım bir hayatım var. Dostlarla ve yakın çevreyle paylaştığımız böyle bir organizasyonumuz var.</p>
<p><strong>YEDİĞİNİ, İÇTİĞİNİ BİR SANAT BOYUTUNDA DEĞERLENDİREN İNSAN GURMEDİR</strong></p>
<p><em><strong>Gurmelik nedir, bir meslek midir?</strong></em></p>
<p>Gurmelik bir meslek değildir. Bir vasıftır. Yediğinden, içtiğinden keyif alan, bunların tadını detaylandırabilen insandır bence. Tabi ki gurmelik tat anlamında değerlendirilen bir konu. İşin içerisinde gastronomi var. Bunun kültürü var, bunun sunumu var. Topyekûn bir şeyden bahsediyoruz. Tat, koku, lezzet, görsellik, estetik bunların hepsi bu kavramın içinde bulunuyor. Günümüz gurmeliğinin boyutu a biraz farklı. Yediğini, içtiğini bir sanat boyutunda değerlendiren insan bence gurmedir.</p>
<p><em><strong>Ağzının tadına güvenilen, bu konuda referans alınabilecek kişi anlamında da anlayabilir miyiz gurmeliği? </strong></em></p>
<p>Kesimlikle öyle. Bir eksper, bir tadımcı ve bir yorumcudur. İletişimin daha öne çıktığı bu çağda, gurmelik daha öne çıkabilen bir kavramdır.</p>
<p><strong><em>Gurme olabilmek için bir eğitim süreci söz konusu mu?</em></strong></p>
<p>Ben aslında akademik olarak bir resim öğretmeniyim. Güzel sanatlar mezunuyum, plastik sanatlarda resim eğitimi aldım. Sanatçı yetiştirilir mi, sanatçı yetişir mi? Sanatçı için Allah vergisi bir meziyet olması gerekir. Sıradan birisinin yakalayabileceği şeyler değil bunlar. Gurme yetiştiriliyor mu, bunun okulu var mı dediğinizde aynı şeyle karşılaşıyorsunuz. Güzel sanatlar eğitiminden geçtiğinizde bir Picasso olabilir misiniz? Picasso’nun o yaratılış özelilikleri olmasaydı acaba Picasso olur muydu? Kaç tane Picasso yetiştirebilirsiniz? Kaç tane Van Gogh, kaç tane Leonardo gelir diye sorabilirsiniz mesela. Bu da öyle bir şey yani gastronomiyle ilgili yükleyebildiğiniz her türlü bilgiyi yüklersiniz. İşin tekniğini anlatırsınız, uygulatırsınız. Bunlar sizde olan yetenekleri yavaş yavaş ortaya çıkarır. İyi bir şarap içicisini, iyi bir şarap tüketicisini nasıl tarif edersiniz. Alkolü nasıl algıladığı da yani felsefi olarak bunu nasıl algıladığı da önemlidir. Alkol keyif için mi içilir sarhoş olmak için mi içilir. Bu gibi soruların cevapları da önemli.</p>
<p><em><strong>İyi bir gurme olmanın şartları neler olmalıdır? Yani bir gurme herhangi ülkenin mutfağının 1000 küsur tane sosunu bilmeli midir?</strong></em></p>
<p>Bir gurmenin dünyada ki her şeyi bilmesi mümkün değil. Ben kendi bölgem, kendi mutfağım, kendi kültürümle ilgili olan kısmı bilmekle mükellefim. Fakat kendime buradan alanlar seçebilirim. Her gurme bütün dünya mutfaklarını bilmek zorunda değildir. Benim bildiğimi başka bir gurmenin bilmemesi ve ya tersi söz konusu olabilir. Bilmeme derken biraz daha uzmanlaşma anlamında söylüyorum. Mesela ben kendimi gurmelik konusunda savunduğum zamanlarda zeytinyağını biraz daha öne çıkarırım. Ege Bölgesi’nde büyüdüğümüz için zeytinyağlılar ve otlar konusunda çok daha güçlü mesajlar verebiliriz. Otlar konusunda biraz da Giritlilik olduğundan daha net konuşabilirim. Kuşadası’nda Söke’de, bu havzada büyüdüğüm için bu yöredeki deniz verimliliğini çok iyi bilirim. Deniz ürünleri ve balık hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Bunun devamında işim gereği, süt ve peynir için sayfalarca şeyler söyleyebilirim. Bugün çökelek olsun, tulum peyniri olsun, beyaz peynir olsun, tereyağı olsun evsel, köysel yapımından fabrikasyonuna kadar bir sürü şey anlatabilirim. Çünkü bular benim yaşantımda var.</p>
<p><em><strong>Bakıldığı zaman içselleştirmek gerekiyor. Bir şekilde yaşanılan yerden de ayrı düşünülemiyor. Gıda olarak baktığımızda çok farklı ülkelerin, hatta aynı ülkenin bile, çok farklı yörelerinde çok farklı mutfak, yemek alışkanlıkları mevcut.</strong></em></p>
<p>Kesinlikle. Şöyle bir şey var. Ben gurme anlamında bir kebabın tadını, sunumunu, kokusunu, yağını bir sürü özelliğini değerlendirebilirim. Ama bir güneydoğulu gibi belki özümseyerek yorumlayabilirim. Ya da kebabı yapamam. Onun için o kültürde yaşayan birisinin de benden daha iyi olmasının da hiçbir mahsuru yok. Biz Türkiye’yi dolaşarak tatları yorumluyoruz. Ama kendi yetiştiğim kültürün tatlarını çok daha rahat detaylandırabilirim.</p>
<p><em><strong>Türk mutfağıyla dünya mutfaklarını karşılaştırdığımız zaman ne durumdayız. Zeytinyağlılar diye bir mutfağı olan bir ülkeyiz aynı zamanda. </strong></em></p>
<p>Biz tabi, öyle düşünüyoruz ama aslında çokta öyle değil. Zeytin Akdeniz havzasının ürünü. Ege Akdeniz zaten Kudüs, Suriye, Lübnan’dan gelen bir fay hattı. Bu ürünün olduğu yerde sadece zeytinyağlılarla ilgili biz demek çokta doğru değil. Bu ülkeleri dolaştım. Onlarda da zeytin zeytinyağı yer tutuyor. Aynı kültürü paylaşıyoruz. Bir defa Yunalılarda da, İspanyollarda da, İtalyanlarda da zeytinyağının çiğ yenmesiyle ilgili bir tereddüt yok. Sofranıza ama salatayla, ama aromalandırılmış baharatlarla birlikte, ama kekikle, muhakkak bir türlü gelir. Fas’ta başka bir baharatla gelir, İspanya’da başka bir şeyle gelir. Tabi bizde zeytinyağlı yaprak sarmalar gibi, yalancı dolmalar gibi, zeytinyağlıların bahsi daha çok geçtiğinden daha çok kullanıyormuşuz gibi görünse de önemli olan kişi başına tüketimdir.</p>
<p><em><strong>Sizin hayatınızda da zeytinyağının önemli yer tuttuğu ortada…</strong></em></p>
<p>Tabi. Günde bir fincan zeytinyağı içerim. Ben iyi bir zeytinyağının muhakkak çiğ tüketilmesinden yanayım. O minerallerin, o vitaminlerin günde 1-2 kaşık alınmasından yanayım. Belki ben zeytinyağına hissi olarak fazla bağlı olabilirim. Fakat hiçbir gün beni üzen bir tarafını görmedim. Kolesterol problemi falan fazla yok. Ama biz biraz ağır beslenen insanlarız. Yüksek proteinlerle falan besleniyoruz. Biz işte işimiz gereği, oturup bu peynir nasıl olmuş diye baktığımız da 100 gram peynir götürürüz.</p>
<p><strong><em>Jürisi olduğunuz bir yemek yarışmasında yemeğin doğal olması gerektiğinin altını çizdiniz. Yemek nasıl doğal olur?</em></strong></p>
<p>Yemek yarışmalarında biz rahmetli Tuğrul Ağabeyle çok bulunduk. Buralarda hep zeytinyağının kullanımını destekledik. Dünyada tohumluk yağların fiyatlarının çok yükseldiği bir dönemde, zeytinyağı neredeyse ayçiçeği yağıyla aynı fiyata geldi. İşte tam fırsat. Neden dedim insanlar zeytinyağını tüketmezler. Amerika ve Japonya şu işin bir ucundan tutsa, zeytinyağı dünyada gelebileceği zirveye gelir. Yemeğin doğallığından bahsederken, tariflerde bazı profosyonel ölçüler vardır. O tabirler halk dili değildir. İnsanlar böyle intihalleri fark edebilir. Şiiri bilen birisinin, başka bir şiirdeki bir intihali bilmesi çok zor değildir.</p>
<p><em><strong>ZAMANINDA 2-3 ASİT YAĞLARI YEDİK</strong></em></p>
<p><em><strong>İyi bir zeytinyağı hangi özellikleri taşımalı?</strong></em></p>
<p>Orada bizim insanımızın yanlış bir yorumu var. Zeytinyağını iyi tanımadığından kaynaklanıyor. Herkesin dilinde 0,2 asit gibi söylemler falan. Biz zamanında 2-3 asit yağları yedik. Bir kısmı kızartmalık olarak yedik. Sızma yağ tabiri sonradan çıktı, 1,5 altı ne kadar yağ varsa hepsine sızma deniyor artık. O yağlarda yöre yöre farklı yorumlanıyor. Bizim Aydın Bölgesi’nin yağları biraz daha farklı burada. Bana daha ağır daha aromatik geliyor. Zeytinin toplanışında ki, sıkılmasında ki detaylar yeni yeni bizim hayatımıza girmeye başladı. Bu teknolojilerin hiçbir tanesi yoktu zaten.</p>
<p>İyi bir zeytinyağı profesyonel bir tadımda aromasıyla belli olur. Yağın rengi zaten çok psikolojik bir durum, zeytinyağı tadımcıları saklarlar yağın rengini. Rengin psikolojik etkisinden etkilenmemek için koyu bardaklarda servis yaparlar. Bugün Dünyada gurmelik anlamında değil ama, mesela İskoçya’da viski üreticilerinin damıtım evlerinde “harmancıları” vardır. Bunlar çok önemli adamlardır. Dünyada 50 tane 100 tane olan insanlardır.</p>
<p><strong><em>Tadımcılar yani.</em></strong></p>
<p>Evet tadımcılar. Harmancı bir viskiden biraz alır, diğerinden biraz alır. İşte bugün Johnny Walker’ın brendini yapanlar, JB’i yapanlar bu adamlardır. Bu adamların burunları 1 milyar insanın burnuna eşdeğerdir. O kadar hassastırlar. 1–2 tane bulunur bunlardan. Bu adamlar anneden babadan o gelenekle yetişmiş adamlar. Bu adamların nezle olması bile yasaktır. İkisi birden aynı uçağa binmezler. Bu uzmanlar bir tane viskide 40 tane aroma tespit ederler. İşte zeytinyağında bizim yapamadığımız ya da yapmadığımız bir şey var. En azından 3 çeşit zeytinyağını bardağa koyarak aromasına bakmamız lazım. Böyle bir şeyi mesele yaptık mı kendimize? Böyle bir meselesi olan insan zaten gurme oluyor. Zeytinyağı denilirken heyecanlandırması lazım.</p>
<p><strong><em>Zeytinyağı denilince yeni kavramlardan bahsedilmeye başlandığını ifade ettiniz. Bunlar önceden yoktu. İşte tadım konusu öyle. Dolayısıyla zeytinyağına artan ilgi bir avantaj olarak değerlendirilmeli.</em></strong><br />
Kesinlikle öyle. İnsanların şaraba olan ilgilerinin gelişmesi aynı zamanda kültürlerin gelişmesi ve aynı zamanda sağlık demektir. Şimdi sağlık diyoruz da insanlarda da böyle enteresan şeyler var. “Kırmızı şarap sağlıklı olduğu için ben kırmızı şarap içiyorum.” diyorlar. İlginç bir tespit. Hayır, alkol kanserojendir. Alkolün sağlıklısı olur mu? İşte kan dolaşımında fayda sağlayan maddeler içeriyormuş. Şarap faydası için içilmez arkadaş. Git üzüm suyu iç. Sağlık için bir şey yapmayı istiyorsan zeytinyağı tüket. Zeytinyağını bu kadar net kullan, hatta başka hiçbir yağ kullanma. Neden çiçek yağını evine sokuyorsun. Çok lezzetli oluyor, çok güzel kokuyor. Öyle bir şey yok. Bu süreci biz yönetemiyoruz, yönlendiremiyoruz. Ama inanın dünya zeytinyağını kullanmaya başladı.</p>
<p><strong><em>Gurmeler iyi yemek yapabilirler mi?</em></strong></p>
<p>Hayır. Ben iyi yemek yapıyorum. O ayrı. Hayatta yemek yapmak benim için en büyük terapidir. Gurme demek aşçıdan farklıdır. Ama bir gurmede yemek pişirirse iyi pişirir diye düşünüyorum. Benim hayatımın yarısından fazlası yemek pişirmek.</p>
<p><em><strong>Yemek seçer misiniz?</strong></em></p>
<p>Yemek sizin yaşamınızda bir şeyse tabi ki tercihlerinizi kullanacaksınız. Arkadaşlarım beni davet ederler. Ve tereddüt ederler, Ahmet geliyor, acaba O’na ne yapsak diye. Ben onlara şunu söylerim. Bir defa iyi yağ kullanın. Cebinizdeki bütün parayı verin ne olur iyi yağ kullanın. İyi niyetle ve keyifle pişirdiyseniz o yemek zaten olmuştur. Gerisi önemli değil. Kötü malzeme kullanmayın, ne yaparsanız yapın. Benim de ukalalığım budur. Seçiciliğim budur.</p>
<p><em><strong>Gazete yazarları var. Köşelerinde yemekler üzerine yazıyorlar. Bunlara gurme olarak mı, yoksa restoran eleştirmeni olarak mı bakmak lazım? </strong></em></p>
<p>Bir defa gurmelik çok pahalı bir uğraş. Varlıklı olmayan birisinin götürebileceği bir iş değil gurmelik. Bir bedeli vardır. Dünyanın en pahalı mantarını da yemek durumundasınız. Çok gezen insanlar gurme olduğunu iddia edebilir, çok parası olan çok pahalı yemekler yediğini de iddia edebilir. Dünyanın bütün yıldızlı restoranlarına gittim. En iyi şeflerden yemek yedim diyebilir. O başka bir şeydir. Bazı köşe yazarları yedikleri yemekle ilgili yorumlar yapmak istiyorlar. İnsanların hayatında önemli bir şey yemek yemek. İnsanların keyif aldıkları bir konuda yazmalarının mahsuru yok tabi ki ama yönlendirme konusunda hoş olmayan şeyler çıkabiliyor.</p>
<p>Hürriyet Gazetesi’nde en iyi 10’ları yazarken yanlış olan bazı detaylar vardı. Her defasında değişen muhabirler ve her defasında değişen bir jüri olması çok ta doğru değildi. Bu değerlendirmeyi belirli bir jürinin yapması gerekiyordu. Birinci, ikinci ve üçüncü gibi matematik olarak da yanlış bir şeyler vardı. Orada insanları da kırmamak lazım. En iyi 10 çıkarıyorsun bazıları alınıyor. Yani onu farklı kategorize ederek ince eleyip sık dokumak lazım.</p>
<p><em><strong>Bir gurme olarak gündeminizde ne var?</strong></em></p>
<p>Benim düşüncem her şeyi mevsiminde yemek. Ot mevsimi yeni kapandı. Arapsaçı, şevketi bostan, turp otları, ebegömeci, tere gibi otların yapıldığı dönem bitti. Arapsaçı hala var ama büyüklerimiz derler ki bu dönemde arapsaçı yenmez. Yılanlar, çıyanlar çok fazla dolaştığı için bu tür yabancı otlar çok fazla toplanmaz. Ben enginarı sonuna kadar kullanan birisiyim. Enginar dönemi yeni bitti. Tarla domatesleri, tarla biberleri, şimdi sebze dönemi başlıyor. Salyangoz toplarım ben bu dönemde yine.</p>
<p><strong>FAS’TA DÜNYANIN EN İYİ SALYANGOZLARINDAN BİRİNİ YEDİM</strong></p>
<p><strong><em>Salyangoz mu?</em></strong></p>
<p>Salyangoz yaparım ben evet. Gurmelik o kadar kolay bir iş değildir. Kara salyangozu aslında doğanın en temiz hayvanlarından bir tanesi. Bizim sümüklü böcek dediğimiz hayvan. İnsanlara biraz itici gelebilir ama… Tabi ben bunu yaklaşık 10–15 defa yıkayarak yapıyorum. Salyangoz otla beslenen çok temiz bir hayvandır. Adından dolayı insanlar yanlış yargılayabiliyorlar. “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz.” derler. Ama ben Fas’ta dünyanın en iyi salyangozlarından birini yedim.</p>
<p><em><strong>Nasıl hazırlıyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Salyangoz sırf et ve çok besleyici. İyi pişirildiğinde ve hoş şeylerle sunulduğunda güzel bir yiyecek yani. Onun toplandığı zamanlar var. Mevsiminde toplanması lazım. Bir defa çok iyi yıkanıp sümüksü yapısından arındırılıyor. Hafif bir sıcak sudan geçirerek, sarımsak, soğan biraz da baharat atarak bir yahni yapar gibi salçalı ya da salçasız yapılarak üzerine maydanoz serpilerek hazırlanan bir tür yahnidir. Çok ta güzel oluyor. Tavsiye ederim. Acaba diyerek kuşkuyla yaklaşanlar var ama tadına baktıktan sonra tabağı önlerinden alamamak gibi bir durum oluyor yani.</p>
<p>&lt;<em>strong&gt;Nereden topluyorsunuz bunları? </em></p>
<p>Doğadan tabi ki. Toplayan bizim arkadaşlarımız var. Akşamüzerleri, fenerleri alıp dolaşan salyangozları toplayan insanlar var. Bize gelen hediyeler işte böyle şeyler. Salyangoz, yılan balığı gibi biraz agresif benim tercihlerim. Bunların hepsinin protein değerleri var. Besleyici şeyler bunlar. Kalamar, karidesin besin değerleri balığa göre daha yüksek. Ben yüzde 70 deniz ürünleriyle beslenmeyi tercih ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk insanının kullanacağı yağ zeytinyağıdır</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/turk-insaninin-kullanacagi-yag-zeytinyagidir/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/turk-insaninin-kullanacagi-yag-zeytinyagidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 14:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[çetin yıldırımakın]]></category>

		<category><![CDATA[kalp ve zeytinyağı]]></category>

		<category><![CDATA[tkv]]></category>

		<category><![CDATA[zeytinyağı ve sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[strong&#62;Haber: Hüsamettin Berber
Türk Kalp Vakfı (TKV) Başkanı Çetin Yıldırımakın, Ege Zeytin ve Zeytinyağı ihracat şampiyonları ödül törenine katılmak için İzmir’deydi. Törende yaptığı konuşmada dünyada ki kalp ve damar hastalıklarının ve bu hastalıklara bağlı ölümlerin artış gösterdiğini anlattı. Dünyada 18 milyon kişinin kalp hastalığına yakalandığının altını çizen Yıldırımakın’la toplantı sonunda kısa bir sohbet gerçekleştirdik.
Yıldırımakın, nisan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>strong&gt;Haber: Hüsamettin Berber</p>
<p>Türk Kalp Vakfı (TKV) Başkanı Çetin Yıldırımakın, Ege Zeytin ve Zeytinyağı ihracat şampiyonları ödül törenine katılmak için İzmir’deydi. Törende yaptığı konuşmada dünyada ki kalp ve damar hastalıklarının ve bu hastalıklara bağlı ölümlerin artış gösterdiğini anlattı. Dünyada 18 milyon kişinin kalp hastalığına yakalandığının altını çizen Yıldırımakın’la toplantı sonunda kısa bir sohbet gerçekleştirdik.</p>
<p>Yıldırımakın, nisan ve mayıs aylarında margarin kullanımının özendirilmesine yönelik olarak Margarin Sanayicileri Derneği’nin başlatmış olduğu reklam kampanyasını hatırlatmamız üzerine, TKV’nin zeytinyağının en önde gelen ve kullanılacak en ideal yağ olduğunu kesinlikle ifade ettiğini açıkladı. Bu tip kampanyaların ticari kaygılarla yapıldığını savunan Yıldırımakın şöyle konuştu: “Gereksiz sırf ticari kaygılardan ötürü, bu gayelerden ötürü böyle tartışmalar yapılmasına da karşıyız. Türkiye bir zeytin ve zeytinyağı ülkesidir. Türkiye doğal olarak bu imkânlara sahiptir. Türk Kalp Vakfına göre Türk insanının kullanacağı ilk yağ zeytinyağıdır.</p>
<p>Her konu bir takım organizasyonların çok iyi yapılmasına bağlıdır. Görevimiz bir halkla ilişkiler görevidir. Bu organizasyonlarla toplumlara yanlış mesajlar da verilebilir. Ama biz öncelikle Türk vatandaşına şu mesajı vermek istiyorum. Türk vatandaşı zeytin kullanmalıdır, zeytinyağı kullanmalıdır. Başka bir takım şeylerin peşimde koşmamalıdır. Böyle aldatıcı bir takım kampanyaların peşinde koşmamalıdır. Türk insanı artık gerçeği görmelidir. Türkiye’de ki farklı bölgeleri de mukayese etmelidir. Nerede Türk insanı zeytin kullanıyor, zeytinyağı kullanıyor. O bölge kalp ve damar hastalıkları bakımından en iyi durumda olan bölgedir.”</p>
<p><strong>HASTAHANELERE DÜŞMEDEN KALP TARAMASI YAPTIRIN</strong></p>
<p>Yıldırımakın, kadınların kalp ve damar hastalıklarına yakalanma oranının tüm dünyada erkeklere oranla çok daha fazla olduğunu ve kadınların damarlarının çok daha büyük risk taşıdığını söyleyerek, “Kadınların kalbi erkeklerden daha küçük. Yine özellikle kadınlarda risk faktörü katlanarak artıyor. Eskiden diyorduk ki, niye Türkiye’de kalp ve damar hastalıkları oranı yüksek. Çünkü Türk insanı egzersiz yapmıyor. Artık spor yapan gençler dahi genç yaşta hayatını kaybediyor. 13-15-16 yaşlarında ki gençlerimiz spor yaparken hayatını kaybediyor. Medyada yer almaya başladı bunlar. Demek ki artık kalp ve damar hastalıkları kadın, genç, yaşlı, çocuk demiyor herkesi, vuruyor. Hastanelere, yatağa düşmeden sağlık kontrolleri yaptırmamız lazım.” diye konuştu.</p>
<p><strong>SİGARA İÇENLER İKİNCİ SINIF VATANDAŞ</strong></p>
<p>“Sigaradan bahsetmeye gerek dahi yok.” diyen Çetin Yıldırımakın, sigaranın başlı başına bir ölüm nedeni olduğunu ifade ederek, “Sigaradan ayrıca bahsetmeye gerek bile yok. Sigara başlı başına bir ölüm nedenidir. Bunu tüm dünya kabul etti. Paketlerin üzerinde dahi sigara öldürür diye yazdılar. Kapalı alanlarda içilmesinin yasaklanması güzel bir uygulama oldu. Sigara özellikle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaşmasında en önemli risk faktörlerinden birisidir. Maalesef tüm dünyada sigara içenlerin sayısı azalırken Türkiye’de sigara içenlerin sayısı artıyor. Dünyada artık sigara içenlere 2. sınıf 3. sınıf insan muamelesi yapılıyor” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/turk-insaninin-kullanacagi-yag-zeytinyagidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin ağacı altında doğanların ülkesi: Yunanistan</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agaci-altinda-doganlarin-ulkesi-yunanistan/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agaci-altinda-doganlarin-ulkesi-yunanistan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 09:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[DIŞ PAZARLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Fotoğraf ve derleyen: Hüsamettin Berber
12 milyon nüfuslu, Avrupa Birliği ve Nato üyesi, Panatiakos, Olympiakos, Kıbrıs, dost, komşu, İzmir kadar bir yer, komşu, yabancı damat, Selanik, bir önceki turnuvanın oyunuyla tat vermeyen Avrupa Futbol Şampiyonu, Bizans gibi tanımlamalar biz Türkler açımızdan anlatmaya yeter komşumuz Yunanistan’ı. Fakat komşunun çok öne çıkan bir özelliği daha var. ZEYTİN. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/374104389segnuc_fs.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-434" title="YUNANİSTAN ANTİK ÇAĞDAN BERİ ZEYTİNCİ" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/374104389segnuc_fs-150x150.jpg" alt="YUNANİSTAN ANTİK ÇAĞDAN BERİ ZEYTİNCİ" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/yunan-zyagi-muzesi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-436" title="YUNANİSTAN ZEYTİNAYĞI MÜZESİ GÖRÜNTÜSÜ" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/yunan-zyagi-muzesi-150x150.jpg" alt="YUNANİSTAN ZEYTİNAYĞI MÜZESİ GÖRÜNTÜSÜ" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2322.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-433" title="ZEYTİN AĞACI ALTINDA DOĞAN YUNANLILAR" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2322.jpg" alt="ZEYTİN AĞACI ALTINDA DOĞAN YUNANLILAR" width="576" height="432" /></a><strong>Büyük Fotoğraf ve derleyen: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p>12 milyon nüfuslu, Avrupa Birliği ve Nato üyesi, Panatiakos, Olympiakos, Kıbrıs, dost, komşu, İzmir kadar bir yer, komşu, yabancı damat, Selanik, bir önceki turnuvanın oyunuyla tat vermeyen Avrupa Futbol Şampiyonu, Bizans gibi tanımlamalar biz Türkler açımızdan anlatmaya yeter komşumuz Yunanistan’ı. Fakat komşunun çok öne çıkan bir özelliği daha var. ZEYTİN. Yunanistan, zeytin üretiminde dünyanın önemli ülkelerindenken ülkemiz için de çetin bir rakip. Keza zeytinyağında da aynı derecede önemli bir ülke. Öyle ki yıllık 400 bin ton üretimiyle dünyanın en büyük üçüncü zeytinyağı üreticisi konumunda.</p>
<p><strong>TANITIMA DEV BÜTÇE</strong></p>
<p>Küçük fakat son derece açık bir ekonomiye sahip, Ege İhracatçı Birlikleri raporlarına göre, Portekiz’den sonra en az kişi başına milli gelire sahip Yunanistan, zeytin ve zeytinyağının üretiminde olduğu kadar tüketiminde de var. Ülkemizde kişi başına yıllık tüketim 1 kilogramı ancak bulurken, Yunanistan’da bu rakam 25 kilograma kadar çıkıyor. Zeytin alanları ülkemize göre az olmasına rağmen Türkiye’den daha fazla ağaç sayısına sahip komşumuz da diğer zeytinyağı üreticisi ülkeler gibi gözünü kişi başı tüketimin sadece 4-5 gram olduğu büyük pazar Çin’e dikmiş durumda. Sürekli olarak Çin’de düzenlenen fuarlara katılan Yunan firmaları ve ülkede ikili görüşmeler gerçekleştiren Yunan yetkililer zeytinyağında tanıtım atağı başlatmış durumdalar. Yine arada ki uçurumu daha iyi tasvir etmek adına ülkemizle kıyaslarsak ortaya şöyle bütçe farkı çıkıyor. Yunanistan’ın tanıtıma ayırdığı bütçe 15 milyon Euro iken, Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde oluşturulan Tanıtım Grubu’nun bütçesi ise 500 bin dolarlık bir bütçe.</p>
<p>Yunanistan Zeytinyağı Üreticileri Birliği (Sevitel) Başkanı Gregory Antoinadis, stratejilerini, şu anda çok az varlığımızın olduğu, ancak yüksek potansiyeli olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya<br />
gibi pazarlarda kalıcı bir durum elde etmek olarak açıklıyor. Antoniadis, “Biz, pazarlama anlamında geç başlayanlardan olabiliriz, fakat bizim uzun vadeli amacımız, yabancı rakiplerimiz gibi icraatta bulunmaktır, Yunan zeytinyağı sektörü tanıtıma cari olarak bir yılda yaklaşık 15 milton Euro para harcıyor.” diye ekliyor.</p>
<p><strong>SIKINTI İSPANYA İLE AYNI: İTALYAN ETİKETİ</strong></p>
<p>İtalya’nın markalaşmada ki baskınlığı İspanya ve Türkiye gibi Yunanistan’ın da derdi haline gelmiş durumda. Şubat sayımızda da İspanya’yı konu edinmiştik. İapanya gibi Yunanistan da ürününün büyük kısmını İtalya’ya dökme olarak ihraç ettiği için, ihrac edilen bu zeytinyağlarının da işlenip, paketlenip İtalyan markaları ile tekrar pazara sunulmasınsan kurtulamıyor. Hatta çoğu zaman bunun farkında dahi olamıyor. Yunanistan, “Yağlarımız artık İtalyan etiketi ile satılmamalı” diye feryat etsede,toplam zeytinyağı ihracatlarının yüzde 10’undan az bir kısmını kendi markaları ile yapabilmekteler.</p>
<p>Fakat, bahsettiğimiz gibi, Uzakdoğu’dan, özellikle Çin’den ve Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen, artış eğilimi gösteren taleplerin verdiği umutla Yunan üreticileri, Yunanistan malları üzerindeki yabancı markaların egemenliğine daha fazla tahammül göstermeyeceklerini ifade ediyorlar.</p>
<p>Koronel kalp hastalıklarının azalması ve zeytinyağı tüketimi arasındaki ilişkiyi gösteren son çalışmaların da katkısıyla, -uluslararası ödülleri pek çok defa alan- Yunan üreticilerinin geleneksel üretim yöntemlerini geliştirme yollarını arama umudu, onların organik ve gurme marketlerine ulaşmalarına yardımcı olma yolunda</p>
<p>Fakat, doğası gereği -küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan, zeytinlerin elle toplanıp kooperatiflerde sıkıldığı Yunan sanayisi oldukça karmaşık bir pazarlama çabasına sahip bulunuyor,</p>
<p>Yunan sektör temsilcileri, kendi yağlarını şişeleyip, satma konusunda istekliler, ancak küçük bir ekonomi olan Yunanistan’da, yabancı firmalarla rekebet etmek istiyorlarsa finansal olarak daha sağlam durumda olmaları gerektiğinin farkındalar.</p>
<p>25 Yunan zeytinyağı markasından, AB’nin Menşei Koruma ( Protected Designation of Origin-PDO) ve Coğrafi İşaretleme ( Protected Geographical Indication-PGI) kurumlarına kayıtlı bulunurken, bu markaların 9’u Girit Adası’ndan. Yunan işletmecilerini hızla sektörün pazarlama yöntemlerini öğreniyorlar. Ama yine de İtalyan yağlarıyla, aslında daha doğrusu İtalyan markalarıyla arayı kapatmaları için zaman gerekiyor.</p>
<p><strong>KOMŞU ANTİK ÇAĞDAN BERİ ZEYTİNCİ</strong></p>
<p>Antik Yunanistan&#8217;da tarım, ülke ekonomisinin başlıca kaynağıydı. Nüfusun hemen hemen %80&#8242;lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu. Yunan kentlerinin hemen hepsinde yetişen zeytin halkın günlük yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Buna bağlı olarak zeytinyağı üretimi de gelişmişti. Sulama, zararlı otları yolma, mahsul toplama, ekin ve hasat zamanları yapılacak her işi köleler yapıyorlardı. Pek çok kişinin geçimini sağladığı tarım Yunan kültürün biçimlenmesinde de büyük rol oynayan yine zeytindi.</p>
<p>Antik Yunan&#8217;da yedi bilgeden biri kabul edilen Solon&#8217;un koyduğu kanunlar arasında zeytin ağacı kesenlere ağır cezalar uygulandığını yunan tarihinden öğreniyoruz. Tıp biliminin kurucusu sayılan Hipokrat, yıkanamayanlara, hiç olmazsa zeytinyağıyla vücutlarını ovmalarını önerir. Jimnazlarda spor yapan atletler, kaslarını parlatıp yumuşatmak için zeytinyağı kullanırlar. Her ne kadar meşale kullanılmaya başlamışsa da, zeytinyağıyla yanan kandiller, evlerin vazgeçilmez eşyasıdır. Olimpiyat kahramanları, zeytin dalından taçlarla onurlandırılır. Keza Panathenai Şenlikleri&#8217;nde birinci olan araba sürücüleri sadece zafer değil, Akropolis&#8217;teki kutsal zeytin ağaçlarından üretilen zeytinyağı da kazanırlardı. Antik Yunan&#8217;da günlük beslenmenin en değerli parçasıdır, zeytin ve zeytinyağı.</p>
<p>Acı bir durumdur bizim açımızdan, zeytin ağacı ve zeytin kültür tarihine ilişkin yapılan çalışmaların hiç birinde Anadolu&#8217;nun adı geçmez. Ön planda hep Ege’nin diğer kıyısı olmuştur. Çünkü, Homeros&#8217;un Batı Medeniyeti&#8217;ndeki tartışmasız ağırlığından ötürü, zeytin kültürünün merkezine sürekli olarak Antik Yunan yerleştirilir.</p>
<p><strong>ZEYTİN AĞACI ALTINDA DOĞAN YUNANLILAR </strong></p>
<p>Zeytinin 4 bin yıl öncesine uzandığı Yunanistan’da mitolojide de zeytin vardır. Athena; akıl ve sanat tanrıçası, denizler tanrısı Poseidon ile rekabet etmektedir. Her biri insanlığa en değerli armağanı vermekle görevlendirilmiştir, en büyük tanrı Zeus tarafından. Poseidon bir at bağışlar. Athena ise Aeropolis kapısında bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar. Bunun üzerine Yunanistan&#8217;ın en büyük şehrine onun adı verilir ( Athens olarak ). Aynı zamanda o günden itibaren Yunanlılar&#8217;ın zeytin ağacı altında doğduklarına inanılır.</p>
<p>Aristotales, zeytin ağacını daha geniş boyutta düşünerek yetişmesini bir bilim olarak nitelendirir. İzmir doğumlu Homerus, zeytin yağını &#8220;sıvı altın&#8221; olarak nitelendirir. Solon, zeytin ağacının korunması için ilk kanunları yapar. Hippocrates, zeytinyağını şifa verici olarak tavsiye eder.</p>
<p>Zeytinyağı, Eski Yunanistan ve Roma imparatorluğunda çok önemli ticaret malzemesiydi. Ticaretinin yapılması için Akdeniz&#8217;de özel gemiler yaptırılıyordu. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu inancı çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Roma&#8217;da çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağını karıştırılarak çeşitli ilaç ve kozmetik elde ediliyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agaci-altinda-doganlarin-ulkesi-yunanistan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağlı yaprak sarması</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytinyagli-yaprak-sarmasi/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytinyagli-yaprak-sarmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 09:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[AKDENİZ BESLENME REJİMİ]]></category>

		<category><![CDATA[AKDENİZ MUTFAĞI]]></category>

		<category><![CDATA[GURME]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[
YILDIZ SEYREK
1. AKHİSAR YEMEK YARIŞMASI 1.&#8217;Sİ
MALZEMELER
Yarım kilo asma yaprağı
Yarım kilo pirinç
3 baş soğan
3–4 diş sarımsak
1 çay bardağı zeytinyağı
Birer tatlı kaşığı baharat (Pul biber, kuru nane, tuz, şeker, tarçın)
Yarım limon suyu
Yarım demet maydanoz
Yarım demet dereotu
İsteğe göre yeşil nane
1 Dolu yemek kaşığı salça 
HAZIRLANIŞI
Yaprakların taze olması gerekiyor. Yarım kilo yaprağı 1 litre suda tuz ilave ederek haşlıyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1518.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1518.jpg" alt="ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMASI" title="ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMASI" width="591" height="289" class="alignleft size-full wp-image-428" /></a></p>
<p><strong>YILDIZ SEYREK<br />
1. AKHİSAR YEMEK YARIŞMASI 1.&#8217;Sİ</strong></p>
<p><strong>MALZEMELER</strong></p>
<p>Yarım kilo asma yaprağı<br />
Yarım kilo pirinç<br />
3 baş soğan<br />
3–4 diş sarımsak<br />
1 çay bardağı zeytinyağı<br />
Birer tatlı kaşığı baharat (Pul biber, kuru nane, tuz, şeker, tarçın)<br />
Yarım limon suyu<br />
Yarım demet maydanoz<br />
Yarım demet dereotu<br />
İsteğe göre yeşil nane<br />
1 Dolu yemek kaşığı salça </p>
<p><strong>HAZIRLANIŞI</strong></p>
<p>Yaprakların taze olması gerekiyor. Yarım kilo yaprağı 1 litre suda tuz ilave ederek haşlıyorum. Haşlandıktan sonra süzüp bir kaba alıyorum. Pirinci güzelce yıkıyorum. Kuru soğanları çok ince bir şekilde kıyıyorum. Ben soğanları rendelemiyorum, çünkü rendeleme işleminde soğanların tadı su kaybettiği için gidiyor. Soğanları zeytinyağında bir tavada pembeleşinceye kadar kavuruyorum. Sonra salçayı ve bütün baharatları atıyorum. O şekilde bir süre pişiriyorum. Böylece baharatlar aromasını yağa ve yemeğe sindiriyor. Daha sonra pirinci koyarak, bir iki kez çevirip altını kapatıyorum. Biraz soğuduktan sonra maydanozunu, dereotunu taze nanesini doğruyorum. Limon sıkıp iyice karıştırıp, yaprakların içine azar azar koyarak sarıyorum. Burada ki incelik yaprakların küçük olması. O mermi gibi sarmalar bu noktadan çıkıyor. Daha sonra parlak olması için üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağı gezdiriyorum ve limon dilimleri koyuyorum üzerine. Çok kısık ateşte 1 saat pişiriyorum ve servis ediyorum.  <em><strong>Afiyet olsun…</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytinyagli-yaprak-sarmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Komisyon sektöre kulak verdi:Sıra somut adımda</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/komisyonu-sektore-kulak-verdi-sira-somut-adimda/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/komisyonu-sektore-kulak-verdi-sira-somut-adimda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 13:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 11-12]]></category>

		<category><![CDATA[MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU]]></category>

		<category><![CDATA[ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜ SORUNLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[TBMM Zeytin ve Zeytinyağı Araştırma Komisyonu Nisan ayı içinde sektör temsilcilerini dinledi. Nisan ayı boyunca,  Meclis Araştırma Komisyonuna, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Bahattin Bozkurt, Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Ürünleri Daire Başkanı Mustafa Sever, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli birer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Zeytin ve Zeytinyağı Araştırma Komisyonu Nisan ayı içinde sektör temsilcilerini dinledi. Nisan ayı boyunca,  Meclis Araştırma Komisyonuna, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Bahattin Bozkurt, Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Ürünleri Daire Başkanı Mustafa Sever, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli birer sunum yaptı. Ayrıca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü de komisyona, sektörün sorunları ve bu sorunların giderilmesine yönelik bir rapor sundu. </p>
<p><strong>GÜRELİ: “ZEYTİNYAĞI İHRACATIMIZ ÇÖKMÜŞ DURUMDA”</strong></p>
<p>Ege İhracatçılar Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, komisyona yaptığı sunumda, zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki son durumu anlattı.<br />
&#8221;Zeytinyağı ihracatımız çökmüş durumdadır&#8221; diyen Güreli, Türkiye&#8217;nin geçen sezon Ocak-Mart döneminde 86 milyon 796 bin YTL zeytinyağı ihracatı gerçekleştirmişken, bu yılın aynı döneminde bunun 34 milyon 421 bin YTL seviyesinde kaldığını belirtti. 2007 yılı Ocak-Mart döneminde 4 bin 368&#8242;i ambalajlı 20 bin 190 ton, 2008 yılı Ocak-Mart döneminde ise 2 bin 437&#8217;si ambalajlı 8 bin 111 ton<br />
zeytinyağı ihracatı yapıldığını dile getiren Güreli, ham madde fiyatlarının yüksekliği ve döviz kurlarının düşüklüğünün üst üste gelmesiyle, Türkiye&#8217;nin dünya zeytinyağı piyasasında fiyat tutturamadığını ve az ihracat yaptığını söyledi. Ali Nedim Güreli, 2 Nisan tarihi itibariyle Türkiye&#8217;de sızma zeytinyağı fiyatının 5,070 YTL, muhtelif asit rafinajlık zeytinyağı fiyatının 4.049 YTL olduğunu ifade ederek, İspanya&#8217;da 4 Nisan itibariyle sızma zeytinyağının 2,584 avro, rafinajlık zeytinyağının ise 2,464 avro olduğunu bildirdi. Güreli, &#8221;Diğer üretici ülkelerde zeytinyağı ihracat fiyatları ile bizim müstahsil satış fiyatının hemen hemen aynı olması, üreticinin elindeki yağı yüksek fiyat beklentisiyle bekletmesi, ancak elindeki stoktan mal satması, ihracatı olumsuz etkilemiş, ihracatçılarımızı rekabet edemez duruma getirmiştir&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>&#8221;ABD GİBİ ROMANYA VE BULGARİSTAN PAZARLARINI DA KAYBETMEYELİM&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin siyah sofralık zeytinde ihracat pazarının yüzde 55&#8242;ini oluşturan Romanya ve Bulgaristan&#8217;da iri kalibre zeytine olan talebin arttığını belirten Güreli, şunları söyledi: &#8221;Yunanistan, Mısır&#8217;da yetişen iri kalibre zeytini çok ucuza alarak işlemekte ve bu zeytini Romanya ve Bulgaristan&#8217;a ihraç ederek bu ülkelerin zeytin pazarlarını ele geçirmektedir. Bu yüzden de diğer bazı ürünlere de uygulanan dahilde işleme rejimi zeytinde de uygulansın, buna müsaade edilsin. Zeytin ithalatına izin verilsin, biz de Mısır&#8217;dan ucuz iri kalibre zeytini alalım, işleyerek ihraç edelim. Böylece de şu andaki pazarlarımızı kaybetmeyelim.&#8221; Ege İhracatçılar Birliği Başkanvekili Emin Demirci de Türkiye&#8217;nin zeytinde ABD pazarını kaybettiğini iddia ederek, önlem alınmazsa Romanya ve Bulgaristan pazarlarının da kaybedileceğini öne sürdü.</p>
<p><strong>2015’DE 1.2 MİLYAR DOLARLIK ZEYTİNYAĞI İHRACATI</strong></p>
<p>DTM Tarım Dairesi Başkanı Mustafa Sever ise Komisyona yaptığı sunumda 2015 yılında zeytinyağı ihracatı hedefini 1.2 milyar dolar olarak açıkladı. Sever, yaşanan ihracat düşüklüğüne rağmen 2015&#8242;de 1.2 milyar dolarlık zeytinyağı ihracatı yapmayı hedeflediklerini bildirdi. Sektördeki sorunlara ilişkin çözüm önerilerinde de bulunan Sever, sırıkla hasat gibi verim kaybına neden olabilecek uygulamalara son verilmesini, bu konuda üreticilerin bilinçlendirilmesini, destekleme prim miktarının artırılmasını, dış pazarlarda talep edilen yağlık zeytin çeşitleri ile iri kalibre sofralık zeytin çeşitlerinin dikiminin teşvik edilmesini istedi. Sever, zeytin ağacının ürün verdiği yıl ile vermediği yıl arasındaki farkı ortadan kaldırmak için depolama sisteminin yaygınlaştırılması, markalı ve kutulu zeytinyağı ihracatına verilen desteklerin artırılması gerektiğini de kaydetti. Bu sektördeki sorunlara çözüm bulmak amacıyla, &#8221;Zeytin ve zeytinyağı tanıtım komitesi&#8221; oluşturulduğunu anımsatan Sever, komitenin, ABD ve Japonya gibi gelir düzeyi yüksek ülkeler ile Çin ve Hindistan&#8217;ı ihracat yapılabilecek ülkeler olarak belirlediğini kaydetti.</p>
<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Kemal Ünal da yaptığı sunumunda, sektördeki sorunlar ve çözüm önerilerine değindi. Ege ve Akdeniz sahil şeridinde 100 milyona yakın yabani zeytin ağacının bulunduğunu belirten Ünal, bu ağaçların aşılanarak üretime kazandırılabileceğini söyledi. Ünal, meyilli arazilerde bulunan zeytinliklerde teraslama yapılarak toprağın ve suyun muhafazasının sağlanabileceğini, sık zeytinliklerdeki fazla zeytin ağaçlarının sökülerek verimliliğin artırılabileceğini ve yaşlanmış zeytin ağaçları yerine genç fidanların dikilebileceğini bildirdi.</p>
<p><strong>KURAKLIK NEDENİYLE REKOLTEDE YÜZDE 20 DÜŞÜŞ…</strong></p>
<p>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Bahattin Bozkurt, 2006-2007 üretim sezonunda 1 milyon 220 bin ton üretim beklendiğini, ancak rekoltenin kuraklık nedeniyle yüzde 20 oranında düştüğünü dile getirerek, &#8221;Zeytinde 2007 yılı yok yılı sezonu olarak yaşanmıştır&#8221; dedi. Türkiye&#8217;nin ortalama zeytinyağı ihracatının 70 bin ton civarında olduğunu ifade eden Bozkurt, &#8221;Zeytin üretiminde ülkemizin rakipleri İspanya, Yunanistan, Tunus ve Suriye&#8217;dir. Bu sektör, Türkiye&#8217;nin AB tarım sektörü içinde rekabet edebileceği ürünler arasında yer almaktadır&#8221; diye konuştu. Bahattin Bozkurt, ülkenin zeytin ve zeytinyağı üretiminde istenilen seviyeye ulaşması için tanıtım ve markalaşmanın yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, fındıkta olduğu gibi zeytin ve zeytinyağı için de bir tanıtım grubu oluşturulmasını önerdi. </p>
<p><strong>TÜRK ZEYTİNYAĞI İMAJI OLUŞTURULMALI</strong></p>
<p>Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü de, Komisyona, zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunları ve bu sorunların giderilmesine yönelik bir rapor sundu. Raporda, bu sektörde dünya pazarlarında sürekli söz sahibi olunması için üretimin artırılması ve üreticilerin, kolay temin edilen gemlik fidanı dışında fidan dikimine özendirilmesi gerektiği ifade edildi. Gübreleme ve ilaçlamanın yetersiz olduğu bu sektörde, analize dayalı teşvik edici önlemlerin alınması istendi. Kalite kayıplarının önlenmesi için modern stoklama tesislerine ihtiyaç bulunduğu ifade edilen raporda, zeytinyağlarının, azot korumalı paslanmaz çelik tanklarda korunması gerektiği vurgulandı. Raporda, İtalya ve İspanya&#8217;da ağaç başına verimin 45-50 kilogram, Türkiye&#8217;de ise bunun 1/3&#8242;ü olduğu belirtilerek, verimliliği artırıcı çalışmalara ağırlık verilmesi istendi. </p>
<p><strong>TÜRK ZEYTİNYAĞI İMAJI OLUŞTURULMALI</strong></p>
<p>Raporda, alınması gereken diğer önlemler şöyle sıralandı:</p>
<p>-Firesiz ve hızlı zeytin toplamak için mekanik hasat özendirilmeli.<br />
-Markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılması için teşviklere önem verilmeli. &#8216;Türk zeytinyağı imajı&#8217; oluşturulmasına yönelik tanıtım çalışmaları desteklenmeli.<br />
-Piyasa düzenli olarak takip edilmeli, tağşişli (karıştırma) yağ üretim ve satışı engellenmeli.<br />
-İhracatın büyük bölümünün AB ülkelerine yapıldığı göz önüne alınarak, bu ülkelere vergi ödemeksizin zeytinyağı ihracatı yapılması sağlanmalı.<br />
-Zeytinyağı üretilirken oluşan atık zeytin karasuyu, içerdiği organik kirlilik nedeniyle çevre kirlenmesine neden olmaktadır. Karasuyun<br />
çevresel etkilerinin giderilmesi konusunda Ar-Ge çalışmaları teşvik edilmeli ve desteklenmeli.<br />
-Karasuyun çevresel etkilerinin giderilerek tarıma organik gübre olarak geri dönüşümünü sağlayacak tedbirler alınmalı.<br />
-İç tüketimi artırıcı tanıtım faaliyetleri geliştirilmeli.<br />
-Yağlık zeytinlerin uygun kaplarda taşınması, zamanında sıkılması ve sıkım sonrasında kaliteli depolarda saklanması sağlanarak kalite<br />
kayıpları önlenmeli.<br />
-AB&#8217;nin Tunus, Cezayir, Fas ve Lübnan&#8217;a sağladığı avantajlar Türkiye&#8217;ye de sağlanmalı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/komisyonu-sektore-kulak-verdi-sira-somut-adimda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüzmen&#8217;den şok açıklama: &#8220;UZZK başkanını Tan&#8217;ımıyorum&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/tuzmenden-sok-aciklama-%e2%80%9cuzzk-baskanini-tan%e2%80%99imiyorum%e2%80%99%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/tuzmenden-sok-aciklama-%e2%80%9cuzzk-baskanini-tan%e2%80%99imiyorum%e2%80%99%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2008 10:54:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[BAKAN KÜRŞAT TÜZMEN]]></category>

		<category><![CDATA[DTM]]></category>

		<category><![CDATA[DTN]]></category>

		<category><![CDATA[MUSTAFA TAN]]></category>

		<category><![CDATA[uzzk]]></category>

		<category><![CDATA[ZZTK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Özel Haber: Hüsamettin Berber
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’den ilginc acıkama. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa TAN&#8217;ı tanımadığını belirten Tüzmen, UZZK Başkanı Mustafa Tan&#8217;ın “Zeytinyağında tanıtım komitesi kurulmalı, komite de bize de görev verilmeli.”açıklamasına “ Onu söyleyen kişi kim. O dediğiniz kişiyi ben tanımıyorum.” dedi.
ŞAŞKINLIĞINI GİZLEYEMEDİ
Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde kurulan ve yaklaşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2592.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-279" title="TÜZMEN: &quot;UZZK BAŞKANINI TANIMIYORUM&quot;" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2592-224x300.jpg" alt="TÜZMEN: &quot;UZZK BAŞKANINI TANIMIYORUM&quot;" width="224" height="300" /></a><strong>Özel Haber: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p>Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’den ilginc acıkama. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa TAN&#8217;ı tanımadığını belirten Tüzmen, UZZK Başkanı Mustafa Tan&#8217;ın “Zeytinyağında tanıtım komitesi kurulmalı, komite de bize de görev verilmeli.”açıklamasına “ Onu söyleyen kişi kim. O dediğiniz kişiyi ben tanımıyorum.” dedi.</p>
<p><strong>ŞAŞKINLIĞINI GİZLEYEMEDİ</strong></p>
<p>Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde kurulan ve yaklaşık bir yıldır çalışmalarını sürdüren Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesinin (ZZTK), İstanbul’da düzenlediği basın toplantısı sonrasında Zeytin Ağacı Dergisi’ne açıklama yapan Bakan Tüzmen, UZZK Başkanı’nın açıklamasını enteresan bulduğunu belirterek, “Şu anda Zeytinyağı tanıtım komitesinin açılışını yaptık. Türkiye’de bir tane zeytinyağı tanıtım komitesi vardır. Ve tanıtım komitesi şu anda tanıtımını başlattı. Açıklamayı yapan kim? Kim o? Ben tanımıyorum. O da enteresan.” şeklinde konuşarak şaşkınlığını gizleyemedi.</p>
<p><strong>TAN’DAN BAKAN TÜZMEN’E: “KONSEY BAŞKANI’NI TANIMAMAK KENDİ AYIPLARIDIR “</strong></p>
<p>Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan, Bakan Tüzmen’in Uzzk Başkanı’nı tanımamasının kendi ayıbı olduğunu belirterek tepkisini şu sözlerle dile getirdi:</p>
<p>“Kanunla kurulmuş UZZK Başkanı’nı tanımamaları kendi ayıplarıdır. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın da (DTM), UZZK’da bir delegesi bulunuyor. DTM Tarım Daire Başkanı Mustafa Sever bizim delegemizdir.”</p>
<p><strong>ZZTK TİM’DE Kİ TOPLANTIYA KONSEY BAŞKANINI DAVET ETMELİYDİ</strong></p>
<p>Tüzmen’in kendisini şahsen tanımayabileceğini, ancak UZZK Başkanı’nı tanımamasının ayıp olduğunu söyleyen Tan, Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesine de kendisini İstanbul’da düzenlenen toplantıya davet etmediği için sitemde bulunarak, “Tanıtım komitesi, toplantıya konsey başkanını davet etmedi. Resmi hiçbir davet almadık. Bizi davet etmeliydiler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’NİN BİR TANE TANITIM KOMİTESİ VARDIR” YANLIŞ BİR İFADE</strong></p>
<p>“Türkiye’nin bir tane tanıtım komitesi vardır” demenin yanlış bir ifade olacağını söyleyen Tan şöyle konuştu:</p>
<p>“Tanıtım komitesi bir tane vardır, demekte yanlıştır. Çünkü bu bir dış tanıtım komitesidir. Burhaniye’de benim kastettiğim, iç pazara yönelik bir komite kurulmasıdır. Bunun içinde mutlaka bir tanıtım komitesi kurulmalıdır. Bunun hangi Bakanlık bünyesinde kurulduğunun bir önemi yoktur. UZZK’ya da danışmanlık yönünde görev verilmesi yerinde olur. UZZK, sektörle ilgili bütün kamu kurum ve kuruluşlarını içinde barındıran bir çatı örgütü olduğundan, tanıtım komitelerinde yer alması bütün sektörü ilgilendiren bir gerekliliktir. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında ki tanıtımlarında Uluslar arası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin (UZK) ve UZZK’nın tecrübelerinden yararlanamaması garip bir tesadüftür.UZZK’nın üyesi olan DTM’nin UZK’dan ayrılmamızda da dahli vardır.”</p>
<p><strong>“ZEYTİNYAĞINDA TANITIM KOMİTESİ KURULMALI” DEMİŞTİ</strong></p>
<p>Bakan Tüzmen’in kendisini tanımadığını söylediği, UZZK Başkanı TAN’ın, Bakanı şaşırtan açıklaması şöyleydi.“Tarım Bakanlığı bu işe el atmaya başladı. 700 bin hektar olan zeytin alanlarının 1 milyon hektara çıkarılması hedeflendi. 2015 yılına kadar ağacı sayısı 180 bine çıkarılacak. Ağaç başına 12 kilo olan verimin de 25 kiloya çıkarılması hedeflendi. Kişi başına 1 kilo olan iç tüketimi de 5 kiloya çıkarmalıyız. Pazarlamayı öğrenmeye başladık. Zeytinyağı için tanıtım komitesi kurulmalı. Tanıtım çalışmalarında bize görev verilmeli. Hedeflerimizi iyi belirlemeliyiz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/tuzmenden-sok-aciklama-%e2%80%9cuzzk-baskanini-tan%e2%80%99imiyorum%e2%80%99%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dir taleplerini değerlendireceğiz</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/dir-taleplerini-degerlendirecegiz/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/dir-taleplerini-degerlendirecegiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 21:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 11-12]]></category>

		<category><![CDATA[DİR]]></category>

		<category><![CDATA[MEHMET MEHDİ EKER]]></category>

		<category><![CDATA[TARIM BAKANI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[Zeytin Ağacı Dergisi
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker Zeytinağacı Dergisine yaptığı açıklamada Dahilde İşleme Rejim taleplerini yeniden değerlendireceklerini söyledi.
Dahilde İşleme rejimi talepleri sürerken tartışmaya son noktayı Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker koydu. Aysüt Tesisleri&#8217;nin açılışında Zeytinağacı Dergisine verdiği beyanatta Dahilde İşleme rejimi taleplerini yeniden değerlendireceklerini açıklayan Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zeytin Ağacı Dergisi</strong></p>
<p>Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker Zeytinağacı Dergisine yaptığı açıklamada Dahilde İşleme Rejim taleplerini yeniden değerlendireceklerini söyledi.</p>
<p>Dahilde İşleme rejimi talepleri sürerken tartışmaya son noktayı Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker koydu. Aysüt Tesisleri&#8217;nin açılışında Zeytinağacı Dergisine verdiği beyanatta Dahilde İşleme rejimi taleplerini yeniden değerlendireceklerini açıklayan Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker,&#8221;Bu tartışmaya önümüzdeki günlerde son noktayı koyacağız&#8221; dedi.</p>
<p>Kurulan Zeytin ve Zeytinyağı komisyonun çalışmalarını beklediklerini ifade eden Eker&#8221;Komisyon raporu bize geldikten sonra oturup yeniden bir değerlendirme yapacağız.Üreticinin ve tüccarın haklarını koruyup kollayacak,ortak zeminde ve ülke menfeatini gözeten bir karar çıkacak&#8221; dedi.</p>
<p>Zeytin üreticilerini devamlı desteklediklerini belirten Eker,&#8221;Üreticimiz rahat olsun.Onların haklarını gözardı edemeyiz.Onlar sektörün bel kemiği&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>MÜSTEŞARA SORUN</strong></p>
<p>Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları&#8217;nın açıklamalarınada değinen Eker Mirmahmutoğulları&#8217;nın ,&#8221;Tüccar üreticinin halinden anlamaz sözlerine ise tepki gösterdi.&#8221;Üretici ve tüccarı ayrı düşünemeyiz&#8221; diyen Eker &#8221;Bu sözler hangi amaçla kuruldu veya nasıl kurulduğunu sayın müsteşara sorun&#8221; dedi.</p>
<p>Zeytinde destekleme pirimlerinin de süreceğini söyleyen Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker,&#8221;Tarıma emek veren,gücünü harcayan herkesin arkasına ve var gücümüzle destekçisiyiz&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/dir-taleplerini-degerlendirecegiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sektör toplantısı UZZK tartışmasına dönüştü</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/sektor-toplantisi-uzzk-tartismasina-donustu/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/sektor-toplantisi-uzzk-tartismasina-donustu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 09:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[meclis komisyonu]]></category>

		<category><![CDATA[SEKTÖR SORUNLARI]]></category>

		<category><![CDATA[SEKTÖR TOPLANTISI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Haber: Hüsamettin Berber
Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Araştırma Komisyonu’nun Ege Bölgesi inceleme gezisi kapsamında, İzmir Ticaret Borsasında (İTB) düzenlenen sektör toplantısına, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) tartışması damgasını vurdu. 
Geniş katılım olduğu gözlenen ve prina yağı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1746.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1746-150x150.jpg" alt="İTB&#039;DE SEKTÖR TOPLANTISI MECLİS KOMİSYONUNUN KATILI İLE YAPILDI" title="İTB&#039;DE SEKTÖR TOPLANTISI MECLİS KOMİSYONUNUN KATILI İLE YAPILDI" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-422" /></a><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1739.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1739-150x150.jpg" alt="SEKTÖR TOPLANTISI UZZK TARTIŞMASINA DÖNÜŞTÜ" title="SEKTÖR TOPLANTISI UZZK TARTIŞMASINA DÖNÜŞTÜ" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-421" /></a><strong>Haber: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p>Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Araştırma Komisyonu’nun Ege Bölgesi inceleme gezisi kapsamında, İzmir Ticaret Borsasında (İTB) düzenlenen sektör toplantısına, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) tartışması damgasını vurdu. </p>
<p>Geniş katılım olduğu gözlenen ve prina yağı, zeytin karasuyu, prim konusu, dahilde işleme rejimi (DİR), birliklerin sorunları, tağşiş, tanıtım faaliyetleri gibi sektörün başlıca sorunlarının ele alındığı toplantıda, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Başkanı Ali Nedim Güreli, UZZK Yönetim Kurulu üyesi Murat Narin ve toplantıda UZZK’yı temsilen bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır arasında zaman zaman UZZK’ya üyelik ve UZZK yönetmeliği konularında tartışma yaşandı. EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli, Murat Narin’in “Ağzından çıkanın farkında olmayanlar var” sözlerine tepki göstererek Toplantı Başkanı Seyfi Özışık’ın kapanış konuşmasını beklemeden salondan ayrıldı. Narin’in toplantı sonunda “Tarım Bakanlığı’na bilmem ne yapıyor diyorlar… Sabretmeyi öğrenecekler.” sözleri şaşkınlık yarattı.</p>
<p><strong>SEKTÖR POLİTİKALARI UZZK ÇATISI ALTINDA BELİRLENSİN</strong></p>
<p>Sektör toplantısının açılış konuşmasını yapan İTB Başkanı Ayhan Baran sektörün en önemli başarısının sektörü tek çatı altında toplayan UZZK’nın kurulması olduğunu söyledi. Baran, Türkiye’nin Dünya’da hak ettiği konuma gelebilmesi için UZZK’nın desteklenmesini ve sektörün politikalarının UZZK’nın çatısı altında konsensus sağlanarak oluşturulması gerektiğini de ifade ederek, Konsey’in mali anlamda da gerekli güce sahip olması için gerekli düzenlemelerin yapılmasının ve Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’ne (UZK) üye olunmasının gerektiğini savundu. Baran, “Zeytinyağı tarihimizin en büyük zenginliklerinden biridir. Ülkemiz insanının bu hazineden yeterince faydalanamıyor olması en büyük eksikliğimizdir. Ülke içi tüketimi arttırmak en az ihracat kadar önem taşımaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>SEKTÖRÜN TEK ÇATI HALİNDE BİRARAYA GELDİĞİNE İNANMIYORUM</strong></p>
<p>Komisyon Başkanı Edip Uğur, TBMM’nin zeytin ve zeytinyağındaki sorunların çözümüne yönelik olarak 2. kez bölge milletvekillerinin girişimleriyle bir komisyon oluşturduğunu hatırlatarak, bu komisyonun hazırladığı raporun seçimler nedeniyle Meclis Genel Kurulu’nda görüşülemediğini söyledi. Uğur İTB Başkanı Baran’ın söylediği, “sektör tek çatı halinde bir araya geldi” şeklindeki sözlerine inanmadığını söyledi. Uğur, “Komisyon çalışmalarında gördük ki, ihracatçının sorunları var, üreticinin sorunları var, sanayicinin sorunları var ve herkes birbiriyle meşgul oluyor herkes birbirini kötülüyor. O nedenle ben sektörün tek çatısı altında bir araya geldiğine inanmıyorum. Biz belli bir mutabakata varmadan bu sektörü kalkındıramayız.” dedi.</p>
<p>Toplantıda söz alan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Naci Algan, şimdiye kadar hükümetlerin, dışarıdan yağ alırız Türkiye’nin yağ acığını kapatırız anlayışı içinde olduklarını söyleyerek, şimdi artan yağ fiyatlarıyla bunun mümkün olmadığını savundu. Algan’ın Kanola yağı kimyasal açıdan zeytinyağından daha değerli, açıklaması toplantıya katılan bazı sektör temsilcilerinin tepkisine neden oldu. Algan, “Böyle zeytinyağına saplanıp kalırsak işin içinden çıkamayız. Türkiye bitkisel yağ açığında muazzam bir uçuruma doğru gitmektedir. Pahalı da olsa bir şeyi kandi ülkemizde mi üreteceğiz, yoksa ucuz diye dışarıdan mı alacağız? Buna karar vereceğiz. Yetişen iki yag bitkisinden Kanola kimyasal yapısı itibariyle zeytinyağından dahi üstündür. Ama zeytinyağı bizim vatanımızın bitkisidir. Kanola yağında yüzde 7 doymuşluk vardır. Ayçiçeği zeytinyağında yüzde 15’dir. Ben evde hanımıma bile zorla kabul ettirdim. Bu bitkiyi devreye sokmamız lazım.” şeklinde konuştu. Algan’ın konuşmasına CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, hiçbir nebati yağ zeytinyağının yerini tutamaz, diyerek tepki gösterdi.</p>
<p><strong>UZZK TARTIŞMASI YAŞANDI</strong></p>
<p>Prof Dr. Kamil Okyay Sındır, Dahilde İşleme Rejimine karşı olduklarını, bu kapsamda ithalata gerek olmadığını ifade ederek, UZZK’nın sektör için var olduğunu söyledi ve sektörü UZZK’ya üye destek olmaya davet etti. Sındır, UZZK’ya katılımın artarak devam ettiğini söyledi. Sındır’ın konuşmasının bitiminde EZZİB Başkanı  Güreli’nin yönelttiği soru üzerine ilginç bir diyalog yaşandı. Güreli Sınsır’a, “UZZK herkesi üye yapıyor mu. Ve ya zeytin ve zeytinyağından geçinen insan size üye olurken, sizin Yönetim Kurulu hemen üye olarak kabul ediyor mu?” diye sordu. Soru üzerine Sındır, reddetme yetkilerinin olduğunu fakat şimdiye kadar geri çevirdikleri kimse olmadığını söyledi. Kamil Okyay Sındır, örnek vererek, sektöre zarar veren bir firmanın üyelik başvurusunu kabul etmeyeceklerini söyledi. Sındır da Güreli’ye EZZİB olarak niçin UZZK’ya üye olmadıklarını sordu. UZZK’nın dernekler kanununa tabi olmadığını hatırlatan Güreli, “Neden üye olmadığımızı anlatayım. UZZK dernekler ve ya Odalar Birliği Kanununa da tabi değilsiniz. Mesela dernekler kanununda kayıtlı üyelerin yarıdan bir fazlası isterse genel kurul olur. Mesela size kaydolsa 500 kişi genel kurula götürebilir mi UZZK’yı. Belli değil? Çünkü dernekler kanununa tabi değilsiniz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>ZEYTİN AĞACI DERGİSİNE AÇIKLAMIŞLARDI</strong></p>
<p>Sektörde, UZZK üzerinde yaşanan tartışmanın sebeplerini, ayrıntılarını yine birinci ağızlar UZZK başkanı Mustafa Tan ve EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli Zeytin Ağacı Dergisi’ne verdikleri röportajlarla anlatmışlardı. UZZK’nın EZZİB’e üyelik daveti ve EZZİB’in üyelik sürecinde yaşanan sıkıntılara dair görüşleri bu röportajlarda ayrıntılı olarak yer almıştı.</p>
<p><strong>KANUNLA KONSENSUS SAĞLAMAYA ÇALIŞMAK HAMASETTEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİL</strong></p>
<p>EZZİB Başkanı Güreli, sektör sorunlarını daha önce komisyona anlattıklarını, komisyon üyesi milletvekillerinin zaten konunun yabancısı olmadıklarını ve bu sorunları defaatle dile getirmeye gerek olmadığını belirterek, Dünya’nın neresinde olunursa olunsun, kanunla uzlaşı sağlamaya çalışmanın hamasetten başka bir şey olmayacağını anlattı. Güreli, “Bu sektörde ve ya Dünya’nın neresinde olursa olsun farklı fikirlerden enerji doğacağına, bunun aslında çok kötü bir şey olmadığına inanan bir insanım. Arkadaşlarımda bunlara inanıyor. Tüm sektörün aynı şeyi düşündüğü konular vardır. UZK’ya girme konusunda farklı düşünen birini tanımıyorum. Sadece UZK’ya girme noktasında karar mercii farklı düşünüyordur. Ve ya kendine göre sakıncası vardır.” dedi.</p>
<p>Çiftçiye Avrupa Birliği’nin verdiği primi vermeleri halinde sorun kalmayacağının da altını çizen Güreli, prim sorunu ortadan kalktığında herkesin kar eder ve sektörü geliştirir halde olacağını sözlerin ekledi. Güreli, “Yani prim de sektörün konsensus sağladığı bir konudur. Ayrıca karasu konusunda biz de aynı şeyleri düşünüyoruz. Yani bir fabrikanın toplam değeri kadar arıtma tesisi yap diye bir mecburiyet getirip, AB’nin verdiği gibi bir teşvik ve ya hibe veremiyorsanız zaten uygulanmayacaktı bu kanun. Uygulanmıyor da. Yargılanıyor arkadaşlarımız. Fakat DİR konusunda biz farklı düşünebiliriz. Çatı birliğinden bahsedildi. Ben sivil insiyatife inanan bir insanım. İhtacatçı Birlikleri, Odalar Birliği, Borsa, Sanayi Odaları hiçbiri yüzde yüz sivil değil. Kanun gereği bunlara üye olunmadan ticaret yapılmaz. Üst çatı örgütünün de sivil olması için, Tarım Bakanlığı’nın koyduğu bir kararnameyle, “Ben bir üst çatı örgütü kurdum, sorunlar bitti.” demekle sorunlar bitmez. Siz prim vermiyorsanız çiftçinin sorunu bitmez. Siz sektördeki sorunları halletmiyorsanız, çıkardığınız bir karanameyle üst örgüt kurdum demekle bunlar halolmaz. Ben Devletin müdahil olup da sektörde uyum sağlamasına inanmıyorum. Ben böyle kararnameyle vesaireyle sağlanacak konsensusların sadece hameset olduğuna inanıyorum. Bizim çocuklau dönemlerimizde Türk Devletinin politikası ithal ikamesine dayanan sanayileşmeydi. Şimdi bu politikalar değişiyor. Dünya artık globalizme gidiyorsa, biz bu şartlara ayak uydurmak zorundayız.” diye konuştu. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/sektor-toplantisi-uzzk-tartismasina-donustu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
