<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Zeytin Ağacı Dergisi &#187; Röportaj</title>
	<atom:link href="http://www.zeytinagacidergisi.com/category/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zeytinagacidergisi.com</link>
	<description>Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründen Haberiniz Olsun</description>
	<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 13:54:31 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Durmuş Yılmaz sadece Berber&#8217;e konuştu</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/durmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/durmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 07:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[acı reçete]]></category>

		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>

		<category><![CDATA[ali nail kubalı]]></category>

		<category><![CDATA[ALİ NEDİM GÜRELİ]]></category>

		<category><![CDATA[analiz]]></category>

		<category><![CDATA[bakanlar kurulu]]></category>

		<category><![CDATA[bankacılık yapısı]]></category>

		<category><![CDATA[bankaların karları]]></category>

		<category><![CDATA[basifed]]></category>

		<category><![CDATA[can akın çağlar]]></category>

		<category><![CDATA[cari açık nasıl önlerni]]></category>

		<category><![CDATA[cari açık nedir]]></category>

		<category><![CDATA[cari açık sorunu]]></category>

		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı abdullah gül]]></category>

		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı başdanışmanı durmuş yılmaz]]></category>

		<category><![CDATA[cumhurbaşkanlığı ekonomi başdanışmanı durmuş yılmaz]]></category>

		<category><![CDATA[DİR]]></category>

		<category><![CDATA[dış ticaret açığı]]></category>

		<category><![CDATA[egiad]]></category>

		<category><![CDATA[erdoğan bayraktar]]></category>

		<category><![CDATA[esiad]]></category>

		<category><![CDATA[Esidef]]></category>

		<category><![CDATA[ezzib]]></category>

		<category><![CDATA[halkbankası]]></category>

		<category><![CDATA[ihracatçının kur sıkıntısı]]></category>

		<category><![CDATA[krediler]]></category>

		<category><![CDATA[kürşat tüzmen]]></category>

		<category><![CDATA[maliye bakanı]]></category>

		<category><![CDATA[merkez bankası başkanı erdem başçı]]></category>

		<category><![CDATA[merkez bankası durmuş yılmaz]]></category>

		<category><![CDATA[mortgage krizi]]></category>

		<category><![CDATA[munzam karşılıklar]]></category>

		<category><![CDATA[özel röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[RECAİ BERBER]]></category>

		<category><![CDATA[rekor ilk çeyrek büyümesi]]></category>

		<category><![CDATA[tim ihracat kur]]></category>

		<category><![CDATA[turkonfed]]></category>

		<category><![CDATA[vedat mirmahmutoğulları]]></category>

		<category><![CDATA[yaşar üniversitesi]]></category>

		<category><![CDATA[yeni kabine]]></category>

		<category><![CDATA[zafer çağlayan]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin ve zeytinyağı ihracatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=4343</guid>
		<description><![CDATA[






CUMHURBAŞKANI GÜL&#8217;ÜN BAŞDANIŞMANI DURMUŞ YILMAZ,CARİ AÇIĞA REÇETE YAZDI:
“CARİ AÇIK YAPISAL, REKOR BÜYÜME SÜRDÜRÜLEMEZ” 

Geçtiğimiz hafta bir özel üniversitenin mezuniyet törenine katılmak için geldiği İzmir’de Hüsamettin Berber’le bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ekonomi Başdanışmanı Durmuş Yılmaz cari açığa reçete yazarken rekor büyüme ile ilgili de görüşlerini paylaştı. Yılmaz yeni kabineyi ise “İstikrarı işaret ediyor” diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fdurmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu%252F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FnoiM3q%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Durmu%C5%9F%20Y%C4%B1lmaz%20sadece%20Berber%27e%20konu%C5%9Ftu%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/durmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><strong>CUMHURBAŞKANI GÜL&#8217;ÜN BAŞDANIŞMANI DURMUŞ YILMAZ,</strong><strong>CARİ AÇIĞA REÇETE YAZDI:</strong></p>
<p><strong>“CARİ AÇIK YAPISAL, REKOR BÜYÜME SÜRDÜRÜLEMEZ” </strong></p>
<p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/07/dsc_0429.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4344" title="DURMUŞ YILMAZ, CARİ AÇIĞA REÇETE YAZDI" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/07/dsc_0429.jpg" alt="DURMUŞ YILMAZ, CARİ AÇIĞA REÇETE YAZDI" width="600" height="300" /></a></p>
<p><em>Geçtiğimiz hafta bir özel üniversitenin mezuniyet törenine katılmak için geldiği İzmir’de Hüsamettin Berber’le bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ekonomi Başdanışmanı Durmuş Yılmaz cari açığa reçete yazarken rekor büyüme ile ilgili de görüşlerini paylaştı. Yılmaz yeni kabineyi ise “İstikrarı işaret ediyor” diye yorumladı.</em></p>
<p><strong>ÖZEL RÖPORTAJ: Hüsamettin BERBER</strong></p>
<p>İzmir’de katıldığı programın ertesi günü Çeşme Altınyunus’ta Zeytin Ağacı Haber Koordinatörü Hüsamettin Berber’le bir araya gelen Merkez Bankası eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ekonomi Başdanışmanı Durmuş Yılmaz çok özel açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>CARİ AÇIĞA REÇETE YAZDI</strong></p>
<p>Ekonominin iki sıcak gündem maddesi cari açık ve “Dünyayı şaşırtan büyümeyi” Berber’e değerlendiren Yılmaz, cari açığın sebebinin yapısal sorunlarda aranması gerektiğini savundu. Cari açığı tetikleyen sorunları aşmak için çözüm önerilerini de sıralayan Yılmaz aramalı ithalatını ve tasarrufların yatırımlara oranına işaret etti.</p>
<p>İthalatı patlatan ara malı ve hammadde üretiminin yerine yerli üretim ikame ettirilmesi ve tasarrufların arttırılması gerektiğini savunan Yılmaz, “Uluslararası yükümlülüklerimizi, güvenimizi de, saygınlığımızı da dikkate alarak, aramalı, hammadde üretimi ile ilgili bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki dönemde en belirleyici unsur bu olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong><span style="font-family: mceinline;">İŞTE YILMAZ’IN CARİ AÇIK REÇETESİ</span></strong></h2>
<p><strong>1- YENİ ARAMALI STRATEJİSİ GEREKLİ</strong></p>
<p>“Aramalı, hammadde ithalatı yapıyoruz. Bu ithalatı yerli üretim ile ikame edebilmenin yollarını aramamız lazım. Uluslararası rekabet koşullarında, Uluslararası yükümlülüklerimizi, güvenimizi de, saygınlığımızı da dikkate alarak, aramalı, hammadde üretimi ile ilgili bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki dönemde en belirleyici unsur bu olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>2-TASARRUFLAR ARTMALI</strong></p>
<p>“Cari açığın basit tanımı, tasarruflarla yatırım arasındaki farktır. Şu an milli gelirimizin yüzde 25&#8242;ine yakın yatırım yapıyoruz. Tasarruf oranlarımız yüzde 17&#8242;ler seviyesinde dolanırken son yıllarda bu daha da aşağı geldi&#8230; Dolayısıyla aradaki fark bize cari açık olarak yansıyor. Dolayısıyla sosyal güvenlik sistemimizde yapacağımız reformlarla bireysel emeklilik vs. hususları da daha da yetkin bir şekilde düzenleyerek, tasarruf oranlarımızın arttırılması gerekiyor. Cari açığın uzun vadeli çözümü buralardan geçiyor.”</p>
<p><strong>“REKOR BÜYÜME SÜRDÜRÜLEMEZ”</strong></p>
<p>Yılmaz, yılın ilk çeyreğinde Dünya ekonomi çevrelerinde de şaşkınlıkla karşılanan rekor büyüme rakamının önemli olduğunu ancak Türkiye’nin son 30-35 yıllık ortalama büyüme performansına bakıldığında sürdürülebilir olmadığını söyledi.</p>
<p><strong>“10 YIL SÜRSE AVRUPA’YI YAKALARIZ”</strong></p>
<p>Gerçekleşen büyüme rakamının kesintisiz 10 yıl sürmesi durumunda Avrupa Birliği’ndeki kişi başına milli gelirin yüzde 70-80 oranın da yakalanmış olacağını savunan Yılmaz, “Ancak mevcut yapısal sorunlarımız dikkate alındığına bu sürdürülemez bir büyüme oranı… Ülkemizin son 30 yılda potansiyel büyümesinin yüzde 5.5-6 civarında olduğunu görüyoruz. Ülkemizin bu potansiyel büyümesini yukarılara götürmek için yapılması gereken yapısal tedbirler var” dedi.</p>
<p><strong>ARAMALI İTHALATI</strong></p>
<p>Ekonomideki yapısal sorunlara dikkat çeken Yılmaz, sanayileşme politikasının ve ara malı ithalatındaki yükleri dikkate alan bir modelin oluşturulması gerektiğine işaret etti. Sürdürülebilir büyüme için faktör verimliliğin artması gerektiğinin altını çizen Yılmaz önerilerini şöyle sıraladı;</p>
<p>“Ekonomi de toplam faktör verimliliğini artıracak tedbirlerin alınması gerekiyor. Bunun başında kesinlikle emek piyasasındaki sorunların halledilmesi, eğitimdeki sorunların halledilmesi, sanayinin ihtiyaç duyduğu elemanın yetiştirilmesine yönelik beceri ile iş talebi arasındaki açığın kapatılması lazım. Bugün sanayicimiz, tüccarımız piyasaya iş ilanı veriyor. Birçok işsiz olmasına rağmen yine de istedikleri vasıfta eleman bulmakta zorlanıyorlar. Önümüzdeki dönemin en çok üzerine gidilmesi gereken konuları bunlar.”</p>
<p><strong>“KUR KONUŞULMAYA DEVAM EDECEK”</strong></p>
<p>Merkez Bankası Başkanlığı yaptığı dönemde gündemden neredeyse hiç düşmeyen, kur tartışmalarına ilişkin olarak da yeri geldiğinde uygulanan kur politikalarının sağladığı hareket alanı içerisinde gerekli müdahalelerin yapılabildiğini savunan Yılmaz, bu konunun gündemde kalacağını söyledi. Yılmaz, “Döviz ihaleleri yapılıyor. Bunların miktarları azaltılıyor, çoğaltılıyor fakat bu kur meselesi Türkiye&#8217;de konuşulmaya devam edilecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>KÖTÜ SENARYO İHTİMALİ VAR</strong></p>
<p><strong>‘GLOBAL EKONOMİ KRİTİK BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR’</strong></p>
<p>Türkiye’nin yanı başındaki Yunanistan’da ve Portekiz’de yaşanan ekonomik krize dikkat çekerek küresel ekonominin gidişatına yönelik bazı risklere de dikkat çeken Durmuş Yılmaz, “Küresel ekonomi çok kritik bir süreçten geçiyor” dedi.  Bu süreçte olası ekonomi için tehlikeli olabilecek senaryoların da yok sayılmaması gerektiğine işaret eden Yılmaz, “Olma ihtimali son derece düşük ama olduğu zaman sonuçları çok büyük olacak bir oluşumun içerisinden geçiyoruz. Özellikle Yunanistan, Portekiz gibi ülkelerin yaşadıkları krizi bütün Avrupa&#8217;ya yayması tehlikesi&#8230; Buna izin verilmeyeceğini düşünüyorum. Buna benzer gerçekleşme ihtimali düşük ama olursa sonuçları son derece ciddi olacak olarak olan durumlar sözkonusu…”  şeklinde değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Deneyimli isim, “Siz bu kötü senaryo ihtimalin önüne geçmek adına gerekli tedbirlerin alındığını gözlemliyor musunuz” sorumuza ise, “Başta Avrupa ve Amerika olmak üzere ekonomi yöneticilerinin alınması gereken tedbirleri alması gerekir diye düşünüyorum. Bütün yük o politikacıların üzerindedir. Şu ana kadar da bu tedbirlerin alınması için çaba sarf edildiğinin farkındayım” şeklinde yanıt verdi.</p>
<p><strong>“YENİ KABİNE EKONOMİDE İSTİKRARI İŞARET EDİYOR”</strong></p>
<p>Yeni kabinede benim gördüğüm kadarıyla bir devamlılık sözkonusu. Bu ülkemiz için son derece iyi bir şey. Bir tecrübe birikim devam edecek anlamına geliyor. Güzel bir tercih. Bu kadronun yapacağı en önemli icraat, ekonomimizi uluslararası düzeyde rekabet edebilir toplam faktör verimliliği artmış, kaynakları etkin kullanan gerekli yapısal tedbirleri almış olmasıdır.</p>
<p><strong>RÖPORTAJ: Hüsamettin BERBER</strong></p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/durmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/durmus-yilmaz-sadece-berbere-konustu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin Ağacı özel</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/za-ozel/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/za-ozel/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2011 10:33:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[ANATOLİVE]]></category>

		<category><![CDATA[EİB]]></category>

		<category><![CDATA[ergotelis olive oil]]></category>

		<category><![CDATA[ezib]]></category>

		<category><![CDATA[ezzib]]></category>

		<category><![CDATA[gema]]></category>

		<category><![CDATA[if wedding 2011]]></category>

		<category><![CDATA[imir büyükşehir belediyesi]]></category>

		<category><![CDATA[ıoc]]></category>

		<category><![CDATA[iran olive oil]]></category>

		<category><![CDATA[izfaş]]></category>

		<category><![CDATA[japan oliveoil cunsomers]]></category>

		<category><![CDATA[kültürpark]]></category>

		<category><![CDATA[marble 2011]]></category>

		<category><![CDATA[MARMARABİRLİK]]></category>

		<category><![CDATA[MEHMET MEHDİ EKER]]></category>

		<category><![CDATA[olivtech]]></category>

		<category><![CDATA[olivtech zeytin ve zeytinyağı fuarı]]></category>

		<category><![CDATA[tarım ve köyişleri bakanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[TARİŞ]]></category>

		<category><![CDATA[tema]]></category>

		<category><![CDATA[travel turkey]]></category>

		<category><![CDATA[uzk]]></category>

		<category><![CDATA[uzzk]]></category>

		<category><![CDATA[VİNOLİVE]]></category>

		<category><![CDATA[zafer çağlayan]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin ve zeytinayağı alım heyetleri]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin ve zeytinayağı fuarı]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin ve zeytinyağı tanıtım komitesi]]></category>

		<category><![CDATA[ZZTK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=2871</guid>
		<description><![CDATA[






 HASAT BİTTİ, SEKTÖR BAYRAMA HAZIRLANIYOR
KATILIMCILAR YURTDIŞINDAN BÜYÜK ALICILARLA BULUŞACAK
Zeytin ve zeytinyağı sektörü hareketli bir hasat sezonunu geride bıraktığı bu günlerde adeta bir şölene hazırlanıyor. Daha önce 2 kez ertelenen ve hasat ertesi, 3-6 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek olan 1. Olivtech Zeytin ve Zeytinyağı Fuarı’na ilişkin tüm ilginç detayları Fuarın patronu İzmir Fuarcılık Hizmetleri AŞ. ( [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fza-ozel%252F%22%2C%20%22shorturl%22%3A%20%22http%3A%2F%2Fbit.ly%2FejTIKX%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Zeytin%20A%C4%9Fac%C4%B1%20%C3%B6zel%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/za-ozel/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><strong> <strong>HASAT BİTTİ, SEKTÖR BAYRAMA HAZIRL<a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/01/zeytinhaber-copy.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2882" title="Olivtechin patronu Zeytin Ağacına konuştu" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/01/zeytinhaber-copy.jpg" alt="Olivtechin patronu Zeytin Ağacına konuştu" width="600" height="300" /></a>ANIYOR</strong></strong></p>
<p><strong>KATILIMCILAR YURTDIŞINDAN BÜYÜK ALICILARLA BULUŞACAK</strong></p>
<p><em>Zeytin ve zeytinyağı sektörü hareketli bir hasat sezonunu geride bıraktığı bu günlerde adeta bir şölene hazırlanıyor. Daha önce 2 kez ertelenen ve hasat ertesi, 3-6 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek olan 1. Olivtech Zeytin ve Zeytinyağı Fuarı’na ilişkin tüm ilginç detayları Fuarın patronu İzmir Fuarcılık Hizmetleri AŞ. ( İzfaş) Genel Müdürü Doğan İşleyen, Zeytin Ağacı’na anlattı. </em></p>
<p><em>Travel Turkey, If Wedding, Marble gibi sektörel fuarların birer Dünya fuarı haline gelmesinde pay sahibi olan İşleyen “Sırada zeytinyağı fuarı var. Olivtech’i Dünya markası yapacağız. Bütün Dünya bilecek ki Mart ayında İzmir’de bir zeytinyağı fuarı var” dedi.</em></p>
<p><em>Sektörün fuarına sahip çıkmak zorunda olduğunu söyleyen İşleyen’in katılımcılara en büyük sürprizi ise fuar boyunca ağırlamaya hazırlandığı yurtdışından gelecek büyük zeytinyağı ithalatçıları olacak.</em><br />
<strong>Haber: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/01/zeytinhaber2-copy.jpg"><img class="alignbottom size-full wp-image-2883" title="Olivtech'de sürpriz alım heyetleri" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2011/01/zeytinhaber2-copy.jpg" alt="Olivtech'de sürpriz alım heyetleri" width="600" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>BÜYÜK SÜRPRİZ: İRAN</strong></p>
<p>Deneyimli Gazeteci- yazar Yaşar Eyice ile birlikte Zeytin Ağacı ekibini ofisinde ağırlayan İzfaş Genel Müdürü Doğan İşleyen henüz lansmanı yapılmayan bilgileri Zeytin Ağacı’yla paylaştı. Dünya’nın dev gıda ithalatçılarını fuara getirtmek için masraftan kaçınmayacaklarını anlatan İşleyen, fuarın sürprizinin ise İranlı alım heyetleri olduğunu söyledi. İran’daki temsilcilerinin ülkede yaptığı çalışmalar neticesinde Olivtech Fuarı&#8217;na büyük ilgi olduğunu kaydeden İşleyen, bu ülkeden ciddi bir alım heyetinin fuara katılacağını bildirdi.</p>
<p><strong>İRAN’DA “ALTIN” SIVI</strong></p>
<p>İran’da zeytinyağının çok pahalı olduğunu ve ürüne ‘altın’ gibi bir algı olduğunu anlatan İşleyen şunları söyledi; “İran&#8217;dan zeytinyağı fuarına müthiş ilgi var. Alım heyeti noktasında ciddi bir grupla gelecekler. &#8216;Bizde zeytinyağı altın gibi değerli&#8217; diyorlar. Bir giriyorsunuz dükkana. 2-3 şişe var. 10 şişe bir yerde bulamazsın. Ben İran&#8217;dan getirdiğim müşterilerden geçen sene 5 bin tane gelinlik siparişi aldım. Bu firmalar Tahran&#8217;a mağazalarını açtılar.”</p>
<p><strong>“ORTADOĞUYA TEMSİLCİLİKLER VERDİM”</strong></p>
<p>İşleyen krizin vurduğu Avrupa Pazarı&#8217;nın kendilerini yeni bir rota çizmeye ittiğini ifade ederek Ortadoğu’yu zeytin-zeytinyağı firmalarına işaret etti. Krizle birlikte hemen İran ve Irak’a İzfaş’ın temsilciliğini kurduklarını anlatan İşleyen, bunun getirilerinin alınmaya başlandığını şu sözlerle dile getirdi;</p>
<p>“Avrupa&#8217;yı kriz vurduğu zaman mermer fuarı toplantısında, ‘Yeni rota, yeni pazarlar bulmamız lazım’ dedim. O yüzden Ortadoğu&#8217;ya döndüm. Bir döndüm Ortadoğu&#8217;ya Irak&#8217;a, İran&#8217;a temsilcilik verdim. Dubai&#8217;ye verdim. Hindistan&#8217;ında, Çin&#8217;in de vardı. Her tarafta vardı. İran ve Irak&#8217;ta yeni… İran temsilcim mesela müthiş iyi çalışıyor.”</p>
<p><strong>BU TÜYO İŞ YAPTIRACAK</strong></p>
<p>İran’ın yanı sıra dev gıda ve zeytinyağı ithalatçılarını da ağırlamaya hazırlanan Doğan İşleyen’i bu hamleye iten ise, yine sektör içinden bir işadamından gelmiş. Ravika Zeytinyağı Pazarlamadan Sorumlu Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu’ndan aldığı tüyoyu hayata geçirecek olan İşleyen, “Kendisiyle bir gün görüştüğümüzde ‘Doğancım, bir akşam birlikte yemek yiyeceğiz, ben sana 8-10 tane Dünya&#8217;nın en önemli alıcılarının isimlerini vereceğim.’dedi. Bu alıcıların uçak biletlerini vereceğiz, otelde ağırlayacağız. Hepsine 100&#8242;er ton fuarda verdiğimizde iş bitiyor. Japonya, Amerika, Çin’den&#8230; Hepsinin uçak biletini veririm, hepsini buraya getiririm. Yeter ki burada benim zeytinyağım tanınsın” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>HANIMLAR DEĞİL, RESTAURANTLAR YARIŞACAK</strong></p>
<p>Zeytin ve Zeytinyağı etkinlikleri denilince ilk akla gelen etkinliklerden biri olan “Zeytinyağlı yemek yarışmasına” ise, Olivtech Fuarı’nda farklı bir boyut geliyor. Bu kez hünerlerini sergileyecek olanlar hanımlar değil, profesyonel lokantacılar olacak.<br />
Etkinlikle, zeytinyağının tüketilmediği bölgelerde faaliyet gösteren işletmeleri de sektörün içine çekmeyi amaçlayan İşleyen, bu şekilde ülke içinde de zeytinyağının tanıtımına katkı sağlanacağına inandığını aktardı.</p>
<p>Konuyla ilgili Lokantacılar Federasyon Başkanı Aykut Yenice ile bir toplantı yaptıklarını söyleyen Doğan İşleyen, “Yarışmayı vatandaşlarla yapıyorduk, hani ‘lokantalarla, restoranlarla yapalım’ dedik. Aykut Bey, ‘Ben federasyon başkanıyım, 106 tane lokantacılar birliği var. Bunların tamamını buraya davet edelim. Çoğu Doğu Anadolu&#8217;da Güneydoğu&#8217;da zeytinyağını bilmiyorlar. Gelsinler burada onlara zeytinyağını tanıtalım’dedi.” diye konuştu.</p>
<p>İşleyen, fuar kapsamında bir de tadım paneli düzenlemeye hazırlandıkları bilgisini verdi.</p>
<p><strong>‘MERMER, GELİNLİK, TURİZM ALDI YÜRÜDÜ, SIRADA ZEYTİNYAĞI VAR’</strong></p>
<p>Genel Müdür Doğan İşleyen İZFAŞ olarak düzenledikleri mermer, turizm ve gelinlik fuarlarının birer dünya fuarı olarak alıp başını gittiğini, sırada ise Olivtech Fuarının olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>‘ÖLÜ DOĞMASIN’ DEDİK </strong></p>
<p>Sektörün zeytinyağında marka olmak istediğinin altını çizen İşleyen, sektörün zeytin-zeytinyağının tek olarak sunulması isteği doğrultusunda şarap ve peynirden ayırdıklarını söyledi. Ege’nin bu işin merkezi olduğunu da savunan Doğan İşleyen, fuarın ölü doğmaması adına 2000–3000 metrekarelik bir alana sıkıştırmadıklarını ve şimdi 2. salonun da (11 bin metrekare) dolmak üzere olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>‘YABANCILARA ZEYTİNYAĞI VERİYORUM’</strong></p>
<p>Zeytinyağının tanıtımı için çaba sarfettiklerini de söyleyen İşleyen, her gün yabancı ziyaretçileri ağırladığını anlatarak, “Her gelene incir ve zeytinyağı hediye ediyorum. Yurtdışında İzfaş olarak katıldığımız tüm Turizm fuarlarında standımızda zeytinyağı ve ekmek tadımlık olarak bulunuyor” diyerek tanıtıma verdikleri öneme işaret etmeyi ihmal etmedi.</p>
<p><strong>AKILDA KALANLAR:</strong></p>
<p><strong>‘ANKET YAPTIK, ERTELEDİK’</strong></p>
<p>“Zeytin ve zeytinyağı fuarını iptal etmedik. 2 Sektörel anket yaptık, en uygun zamanın hasadın sona erdiği Mart ayı olduğuna karar verdik. Ancak böyle bir aldı oluştu. Hatta Aziz Başkan (İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı) bile, ‘Neden iptal ettiniz’ dedi. Ancak iptal etmedik. En uygun zamanı saptadık”</p>
<p><strong>UZK BAŞKANI GELECEK</strong></p>
<p>“Fuara geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Uluslararası Zeytinyağı Konseyi Başkanı’nı da davet ettik. Katılmalarını bekliyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;UZZK&#8221; İSMİ HANDİKAP OLMADI</strong></p>
<p>“Sektördeki ayrışma bizim için kesinlikle bir handikap yaratmıyor. Daha önce biz fuar programını yaparken UZZK bize ziyaret geldi. Bu fuara, ‘Destek vermek istiyorum’ dedi. Bu Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş bir kurum. ‘Buyrun’ dedik. ‘Beraber yola çıkalım’ dedik. UZZK&#8217;nın çabaları sonucunda UZK Başkanını getiriyorsun, bakanlarla görüşüyorsun.”</p>
<p><strong>İLGİ ZEYTİNYAĞCI YAPTI</strong></p>
<p>“Zeytinyağına sahip çıkmamız lazım. Düşünün ben bile zeytinyağcıyım, benim kendi zeytin ağaçlarım var. 33 tane vardı, 30 tane daha diktim. 63 tane zeytin ağacını Yelki&#8217;de diktim. Geçen sene 70 kilo zeytinyağı aldım. 4.5 dönüm alanı Şubat ayında dolduracağım. Her tarafı ağaçla dolduracağım. Ve bu çok önemli bir hobi. O ağaçların dallarındaki zeytinleri ellemek bile ayrı bir zevk.”</p>
<p><strong>TARIM BAKANI’NI DAVET ETTİK</strong></p>
<p>“Tarım ve Köyişleri Bakanı’nı davet ettik, ay sonunda Ankara’dan katılımlar netleşir.”</p>
<p><strong>İEF’DE PARTNER ÜLKE: AVUSTURYA</strong></p>
<p>“Her gün bir yabancı heyet geliyor bana. Geçen gün Avusturya&#8217;daydılar. Bu yılki İzmir Enternasyonal Fuarı’nda partner ülke olmak istiyorlar. Sözlü olarak oldular. Yazısını bekliyorum. 4 kişi geldiler dördüne de zeytinyağı verdim İşte tanıtım böyle olur.&#8221;</p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/za-ozel/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/za-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Yücecan&#8217;dan yılbaşı uyarısı</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/prof-yucecandan-yilbasi-uyarisi/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/prof-yucecandan-yilbasi-uyarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 10:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[hacettepe Üniversitesi]]></category>

		<category><![CDATA[kırmızı et]]></category>

		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>

		<category><![CDATA[koroner kalp rahatsızlıkları riski]]></category>

		<category><![CDATA[profesör dr. Sevinç Yücecan]]></category>

		<category><![CDATA[tavuk eti]]></category>

		<category><![CDATA[yılbaşı sofrası]]></category>

		<category><![CDATA[yılbaşı yemekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=2652</guid>
		<description><![CDATA[






“TAVUK ETİNİ TERCİH EDİN”
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan, “Geleneksel yılbaşı sofralarınız için bu yıl daha düşük kalori, daha az yağ ve daha az kolesterol içeren, iyi ve kaliteli protein kaynağı tavuk etini tercih edin” dedi.
Yılbaşı akşamları genellikle ağır yemekler yendiğini anımsatan Prof. Dr. Yücecan, sağlıklı bir yılbaşı sofrası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fprof-yucecandan-yilbasi-uyarisi%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Prof.%20Y%C3%BCcecan%27dan%20y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20uyar%C4%B1s%C4%B1%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/prof-yucecandan-yilbasi-uyarisi/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2010/12/sevinc-yucecan1.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2010/12/sevinc-yucecan1.jpg" alt="“TAVUK ETİNİ TERCİH EDİN”" title="“TAVUK ETİNİ TERCİH EDİN”" width="300" height="300" class="alignleft size-full wp-image-2655" /></a><strong>“TAVUK ETİNİ TERCİH EDİN”</strong></p>
<p><em>Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan, “Geleneksel yılbaşı sofralarınız için bu yıl daha düşük kalori, daha az yağ ve daha az kolesterol içeren, iyi ve kaliteli protein kaynağı tavuk etini tercih edin” dedi.</em></p>
<p>Yılbaşı akşamları genellikle ağır yemekler yendiğini anımsatan Prof. Dr. Yücecan, sağlıklı bir yılbaşı sofrası için tüketicilere tavuk etini tercih etmelerini önerdi. Tavuk etinin besin öğeleri açısından daha düşük kalori sağladığını, daha düşük yağ, daha düşük doymuş yağ ve daha az kolesterol içerdiğini belirten Prof. Dr. Yücecan, şunları söyledi: </p>
<p><strong>KALP HASTALIKLARI RİSKİNİ AZALTIYOR</strong></p>
<p>“Yılbaşı yemeklerini tüketirken her zaman olduğu gibi sağlığımızı düşünmeli, bir gece de olsa herhangi bir sağlık sorunumuz varsa diyetimizi bozmamalı, kısa sürede fazla miktarda yiyeceği tüketmemeli, alkol alımında aşırıya kaçmamalı ve alkolü karıştırmamalıyız. Özelikle tavuk eti gibi protein ve B grubu vitaminlerinden zengin yiyeceklerle birlikte beyaz peynir, tulum peyniri, bol yeşil salata, roka, maydonoz yemeğe dikkat edilmelidir. Kırmızı et, tavuk ve balıketi protein içerikleri açısından kıyaslandığında aynı miktarlarda protein içerdikleri söylenebilir, fakat derisiz tavuk eti ve balık, kırmızı ete kıyasla daha az doymuş yağ ve kolesterol içerir. Yapılan çalışmalar, kırmızı ete kıyasla tavuk ve balıketi tüketiminin koroner kalp hastalıkları riskini önemli derecede azalttığını ortaya koymuştur.”<br />
<strong>Zeytin Ağacı</strong></p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/prof-yucecandan-yilbasi-uyarisi/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/prof-yucecandan-yilbasi-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Salihli zeytinci oldu</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/salihli-zeytinci-oldu/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/salihli-zeytinci-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 12:50:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[gema]]></category>

		<category><![CDATA[salihli zeytinciliği]]></category>

		<category><![CDATA[tema]]></category>

		<category><![CDATA[zeytinci iller]]></category>

		<category><![CDATA[zytin zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=1867</guid>
		<description><![CDATA[






SALİHLİ’DE 3 BİN 500 DÖNÜME ZEYTİN DİKEN GİRİŞİMCİ YÜCEL ÇELİK:
5 YIL ÖNCE ZEYTİNYAĞININ TADINI BİLMİYORDUM
Türkiye’nin iklimi uygun hemen hemen her bölgesinde üretici zeytinciliğe yönelmeye başladı. Geçen sayımızda Adana’da bu geçişin güzel bir örneğini vermiştik.  Tekstil sanayicisinin zeytini neden tercih ettiğini okurlarımıza anlatmıştık. Zeytincilikte önemli sıçrama yapan yörelerden biri olan Salihli’de ki gelişmeleri ise Salihli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fsalihli-zeytinci-oldu%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Salihli%20zeytinci%20oldu%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/salihli-zeytinci-oldu/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2010/09/yucel_celik4.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2010/09/yucel_celik4.jpg" alt="Salihli, zeytinci  oldu." title="Salihli, zeytinci  oldu." width="300" height="300" class="alignleft size-full wp-image-1869" /></a><strong>SALİHLİ’DE 3 BİN 500 DÖNÜME ZEYTİN DİKEN GİRİŞİMCİ YÜCEL ÇELİK:</strong></p>
<p><strong>5 YIL ÖNCE ZEYTİNYAĞININ TADINI BİLMİYORDUM</strong></p>
<p>Türkiye’nin iklimi uygun hemen hemen her bölgesinde üretici zeytinciliğe yönelmeye başladı. Geçen sayımızda Adana’da bu geçişin güzel bir örneğini vermiştik.  Tekstil sanayicisinin zeytini neden tercih ettiğini okurlarımıza anlatmıştık. Zeytincilikte önemli sıçrama yapan yörelerden biri olan Salihli’de ki gelişmeleri ise Salihli Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı Latif Irmak geçen sayımızda sizlere aktarmıştı. Zeytin dikim alanları büyük artış kaydeden Salihli’de de Adana’dakine benzer örnekler yaşanıyor…  </p>
<p>7-8 ay önce Manisa’nın Salihli ilçesine zeytin dikmek amacıyla gelen girişimci Yücel Çelik, bir Karadenizli olarak 5 yıl önce zeytinyağını tanımadığını söylemesine rağmen şu anda ekibiyle birlikte 3 bin 500 dönüm dikilmiş alana sahip. </p>
<p>Manisa ilinde sertifikalı zeytin fidanı üretimi yaptıklarını anlatan Çelik’in son dönemde ki hedefi ise Salihli’de damlama sulama sistemini tamamlamak. Projeyle ilgili olarak Gema Vakfı ile birlikte çalıştıklarını sözlerine ekleyen Çelik aynı zamanda vakıfta da aktif olarak rol alıyor.  “Damlama bu işin çözümü” diyen Çelik şöyle konuşuyor: </p>
<p>“Gema Vakfında beraber çalışıyoruz. Manisa ilinde ilk sertifikalı fidan üretimini yaptık. 3500 dönüm dikilmiş yerimiz var. Son dönemde damlama sistemini bitirmeye çalışıyoruz. Damlama bu işin tam çözümü diyebiliriz. Bu konuda bölgemizde örnek çalışmalar yapıyoruz. Arazimiz bulunan 7-8 köyde yaptığımız işleri köylü vatandaşta görüyor. Önce inanmamalarına rağmen şimdi kendileri bizden daha fazla alanda uygulamaya başladılar. Önümüzdeki yıllarda Salihli ve Türkiye damlama sulamanın dönüşümünü alacak.” </p>
<p><strong>ZEYTİNYAĞI TÜKETİMİ PSİKOLOJİK BİR DURUM</strong></p>
<p>Son yıllarda dikilen yeni fidanlardan ürün alınmaya başlanması sonucunda beklenen büyük rekoltenin pazarlanamaması gibi bir korku taşımadığını belirten Yücel Çelik, zeytinyağının özel bir ürün olduğunu İngiltere’de ki tüketim artışını örnek göstererek şöyle anlatıyor: </p>
<p>“Neticede temel girdilerden bir tanesi yağ. Ülkemizde üretildiği yerde tüketiliyor ama 20 yıl önce İngiltere’de zeytinyağı tüketimi yok denecek kadar azken şimdilerde raflarında zeytinyağı ağırlıklı olarak bulunuyor. Aynı şekilde İtalya, Yunanistan gibi zeytinyağını ağırlıklı olarak pazarlayan ülkeler, isteseler de istemeseler de bize ön tekerlek oluyorlar. Dev rekolte dış piyasada eritilir. İç pazar da aynı şekilde. Ben Karadenizliyim. Oradaki müşteri de artık zeytinyağını sormaya başladı. Bu, bir yerde psikolojik bir durum. 3-4 yıl öncesine kadar zeytin ve zeytinyağını hiç tanımayan bir insan olmama rağmen bu konuda büyük yatırım yaptım. Bu yatırım ekonomik güç gerekiyor. Harcadığımız paralar ufak paralar değil. Büyük alanlarda dikim yaptık. Bu biraz da bizim zeytini ve zeytinyağını daha rantabl görmemizden kaynaklanıyor.”</p>
<p><strong>DESTEKLEMELER HAVZA BAZLI YAPILSIN</strong></p>
<p>Gediz Havza’sına en uygun fidan tipinin gemlik olduğunu savunan Çelik, “devlet desteklemeleri belirlerken, değerlendirmelerini havza bazlı yapmalı” diyerek devletin uyguladığı politikayı şu sözlerle eleştiriyor: </p>
<p>“Dikimleri havza havza ele almakta yarar var. Mesela bizim havzamıza, Gemlik fidanı daha uygun. Böyle düşünüyoruz. Zeytin Üreticileri Birliği olarak böyle bir önerimiz oldu. Önerimizin bir kıymeti olmadı. Çünkü devlet dedi ki, “bu havzaya gemlik dikersen 40 lira, edremit dikersen 250 lira.” Yeni rakamlarla 40 lira ve 100 lira. Devlet ise, politikası gereği edremit tipi zeytine ağırlık vermeyi düşünüyor. Onunda değişik sebepleri vardır. Ben gemliğe daha fazla ağırlık verilmesinden yanayım. Çünkü gemlik bir ulusal çeşit. Boğazı yeterince yakmıyor, yağın kalitesi şudur budur gibi yorumlar yapılıyor. Ben katılmıyorum bu yorumlara. Fakat tüketicinin katılmaması önemli. Deniliyor ki; 1 asidin altındaki zeytinyağı Türkiye standartlarında sızma oluyor. Bunun türü ne olacak, çeşidi ne olacak? Onunla ilgili bir yorum yok.”</p>
<p><strong>DEVLET ÇEŞİT KONUSUNU GÜNDEME GETİREREK KAFAMIZI KARIŞTIRDI</strong></p>
<p>Marmarabirlik’inde devletin destekleme politikasının tam tersine gemlik yağıyla ilgili olarak iddialı bir yaklaşımda bulunarak, “gemlik ve ya trilyenin yağı daha iyidir” dediğini savunan Çelik,  çeşitle ilgili konuyu devletin gündeme taşıyarak üreticinin kafasını karıştırdığına işaret ediyor. </p>
<p>Dikeceği çeşide üretici kendisi karar vermeli diyen Yücel Çelik konuyu şöyle değerlendiriyor:</p>
<p>“Biz tüketiciyiz” diyelim. Neticede Bakanlığın verdiği izinler çerçevesinde firma şişelemesini yapıyor, etiketin üzerinde bilgiler var. Bu verilerle ürün önümüze geliyor. Marmarabirlik ve ya isterse firma kendi özelinde ben şu bölgenin yağını yaptım diyebilir. Fakat bu tipteki yağ miktarı çok düşük olur. Mesela diyebilir ki, “bu Salihli’nin ve ya Gediz Havzasının gemlik tipi zeytinlerinden elde edilmiş yağ çeşididir.” Bu şekilde bölgesel bir tanıtım yapabilir. Dünyada da ülkemizde de böyle değil. Genelde 1 asidin altında olduğu özellikle belirtilir. Ekstra sızmadır, soğuk baskıdır (cold pres) gibi konular da gündeme gelir. Çeşitle ilgili konuyu devlet gündeme getirerek bizim kafamızı karıştırdı aslında. Çeşitle ilgili konuya vatandaş kendisi karar vermeli. Kendi bahçesine hangisi uygunsa tabii ki onu tercih edecektir. Zaten üreten vatandaş belli bir oranda bunu kendisi tüketiyor. Üretici tüketmeyeceği ürünü üretebilir mi? Salihli’de eğilim gemlik ağırlıklıydı. Ne zaman ki, devletin desteklemelerdeki kargaşası sonrası tekrar gemliğe dönüş olacaktır. Devlet bütün Türkiye’yi aynı yermiş gibi değerlendiriyor. Havza bazında değerlendirse çok daha sağlıklı olur.” </p>
<p><strong>İMKANI OLAN DESTEKLENMESE DAHİ GEMLİK’TEN VAZGEÇMİYOR</strong></p>
<p>Marmarabirlik’in yalnızca gemlik tipi zeytin işlemediğini hatırlatan Çelik,  Marmarabirlik’e niye bu ürünü tercih ettiklerini sorun diyor ve ekliyor: “Edremit tipi veya domat tipi zeytin getirseniz de gemlikten başka hiçbir tür zeytine dokunmaz. Marmarabirlik’in ürünü trilye diye de tabir edilen gemlik tipi zeytindir. Siz onlara sorun neden bu ürünü tercih ediyorsunuz, bu ürünün geleceği yok! Ve ya “sizin elinizde 10 bin dönüm daha yer olsa daha iyi yağ elde etmek için edremit diker misiniz” diye sorun. Bence 10 ağaç bile edremit dikmezler. Çünkü pazarlayacak güçleri de olduğu için edremiti tercih etmez. “Avrupa’da benden bu ürün talep ediliyor” diye bir yaklaşımları yok.” </p>
<p>İmkânı olan üreticinin destek verilmese bile gemlikten vazgeçmediğini savunan Çelik, “Çünkü üretici geleceğini onda görüyor. Devlet burada şunu diyebilir: “Vatandaş bugün böyle diyor ama biz uzun vadeli düşünerek bu kararı aldık.” Ama amaç iyi yağ almaksa ve 1 asitin altındaki yağa iyi yağ deniliyorsa, biz bu özelliklerde yağı trilyeden çok rahat alıyoruz. Trilyenin yağı da verimi de daha fazla. Bu tür Türkiye’ye ait, hatta dışarıya çıkışı yasak.”şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Üretecekleri organik yağı yurtdışında pazarlama arayışında olan Çelik, Salihli’nin gemlik fidanı sayısında Orhangazi’yi aştığını da sözlerine ekliyor.  Çelik’e göre Salihli’nin avantajı üretimlerini tamamen organik yapıyor ve yapacak olmasıyken gemlik fidanının geniş bir coğrafyada tercih ediliyor olunmasına da ilginç bir yorum getiriyor: </p>
<p>“Fakat belli yerlerde gemlik dikildiği zaman kalite sorunu olabilir. Zaten havza bazlı yaklaşımımız oradan geliyor. Mesela Güneydoğu Bölgesi’nden bu gibi şikâyetler alınabiliyor. Aksi halde akla ne geliyor. Marmara Bölgesi’nde ki, üreticiler kendi ürünlerinin daha da artarak piyasada değerinin düşmemesi için böyle bir politika uygulatıyorlar. Ne yapıyor? Bize ektirmiyor. Biz şimdi gemlik sayısında Orhangazi’deki sayıyı aştık. Kendimize yontar gibi de konuşmuyoruz. Diyoruz ki havza bazlı olsun bu iş. Çoğu üretici kendi ürettiği ürünün başka alanda üretilmesini istemez. Çünkü fiyatla ilgili konu bir arz-talep meselesidir. Biz bunu söylemiyoruz. “Hangi ürün nerede rantabl ise orada üretilsin” diyoruz.”<br />
<strong>Zeytin Ağacı</strong></p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/salihli-zeytinci-oldu/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/salihli-zeytinci-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çevreye karasu deşarjını görünce bu projeyi gerçekleştirdim&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 11:04:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE BAKANLIĞI]]></category>

		<category><![CDATA[KARASU]]></category>

		<category><![CDATA[KARASU DEŞARJI]]></category>

		<category><![CDATA[YAĞIZ ALP AKSOY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[






Zeytin ve zeytinyağı sektörünü tanıyan herkesin bildiği üzere, zeytin karasuyu son dönemde, sektörde en çok tartışılan sorunların başında geliyor. Konu meclis komisyonlarının ziyaretleri sırasında düzenlenen sektör toplantılarında sık sık görüşüldü. Hatta bu konuda 100 bin YTL’ye yakın para cezasıyla yargılanan tesis sahipleri bile vardı. Zeytin karasuyunun çevreye deşarjı kanunla yasaklanmış. Çevreye direk deşarj edilen karasu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fcevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22%C3%87evreye%20karasu%20de%C5%9Farj%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6r%C3%BCnce%20bu%20projeyi%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirdim%5C%22%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2131.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg2131.jpg" alt="KARASUYA PATENTLİ ÇÖZÜM" title="KARASUYA PATENTLİ ÇÖZÜM" width="357" height="336" class="alignnone size-full wp-image-283" /></a><em>Zeytin ve zeytinyağı sektörünü tanıyan herkesin bildiği üzere, zeytin karasuyu son dönemde, sektörde en çok tartışılan sorunların başında geliyor. Konu meclis komisyonlarının ziyaretleri sırasında düzenlenen sektör toplantılarında sık sık görüşüldü. Hatta bu konuda 100 bin YTL’ye yakın para cezasıyla yargılanan tesis sahipleri bile vardı. Zeytin karasuyunun çevreye deşarjı kanunla yasaklanmış. Çevreye direk deşarj edilen karasu, boşaltıldığı ortama ciddi zarar veriyor. İşte sıkıntıda tam bu noktada ortada çıkıyor. Firmaların, karasuyu bünyelerinde tutmalarının zorluğu ve 3 faz çalışan firmalar için de 2 faza dönmenin maliyeti zaten mevcut piyasa ve pazar koşullarında birçok sıkıntıyla boğuşan şirketleri daha da kilitleyen bir hale sokuyor. Bu noktada çevre bilinci yeteri kadar oturmamış bazı firmalar karasuyu illegal bir şekilde doğaya boşaltabiliyorlar. </p>
<p>İşte, haberimize konu olan sistemin mucidi olan Yağız Alp Aksoy da 5 yıl önce, İzmir-Urla da çevreye karasu deşarjına şahit olunca bu sorunun çözümüne yönelik araştırmalara girişmiş. Sözün özü, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde genetik okuyan 3. sınıf öğrencisi Aksoy, zeytinyağı üreticisi firmaların kabusu olan zeytin karasuyu sıkıntısına geliştirdiği ve patentini aldığı projeyle derman oldu. Aynı zamanda bir madencilik firmasının ar-ge grubunda yer alan Alp Aksoy 22 Ocak’ta patentini aldığı projeyi, içlerinde makine, maden ve ziraat mühendislerinin de yer aldığı bu ekiple birlikte kapsamlı bir çalışmanın sonunda tamamlamış. Aksoy’un projesinin özelliği ise firmaları 2 faza dönmenin maliyetinden kurtarıyor olması. Şimdi, bu yeni sistemin detaylarını Yağız Alp Aksay’dan öğrenelim.  </em></p>
<p><em><strong>Bu projenin ortaya çıkışı nasıl oldu?</strong></em></p>
<p>Aslında ilk fikrin ortaya çıkışı şöyle oldu. Urla’da yazlığımızın olduğu yerde gezerken bir koku geliyordu insanlara. Hani bu nedir, diye araştıra araştıra karasuya geldik. Ben bunu bir gördüm, Urla’da bu atığı etrafa atıyorlardı. Arıtmaları olmadığı için çevreye deşarj ediyorlardı. Zaten bu birazda saklanan bir konudur. Çok popüler ve konuşulan bir konu değildir bu. Kimse konuşmak istemez. Oradan fikir ortaya çıktı. Sonra laboratuar ortamında ne yaparız diye başladık. Niye arıtılamıyor, arıtılsa niye kullanılamıyor gibi sorulardan yola çıktım. 4 yılda ortaya çıkmış bir proje bu. İlk 3 senesinde laboratuar ortamında sonuç aldığımız fakat endüstriye geçiremediğimiz kısım, projenin patentini aldığımız kısmı ise tamamen endüstriye yönelik olan kısmıydı. Şu andan sonraki aşama tamamen sanayiye geçiş aşaması</p>
<p><em><strong>Zeytin karasuyunun, atık mı yoksa “artık mı” olduğu tartışılıyor. Özellikle 3 faz çalışan işletmeler için çözülmesi gereken önemli bir sorun. Sizin sisteminiz bu sorunun çözümüne nasıl katkı sağlıyor?</strong></em></p>
<p>Ben 4 senedir bu proje üzerinde çalıştığım için genel sıkıntıları biliyorum. Şu an fabrikaların yaşadığı 2 çelişki var. Birincisi yasadan dolayı doğaya atamadıkları karasuyu ne yapacaklar. İkincisi 2 faz sistemde karasu çıkmıyor. Yalnız 3 fazdan 2 faza geçtiklerinde yüzde 25 oranında bir maliyet ortaya çıkıyor. Bu 2 soruyu ben projede çözüyorum. Dolayısıyla 3 faz çalışan işletmeler için yaptım ben bunu. Ben projemde vakumlu tambur filtre sistemi kullandım. Vakumlu tambur filtre sistemine çok özel karakterize edilmiş zeytin karasuyunun içerisinde ki zehirli maddeleri, organik bileşikleri, antioksidanları absorve edecek şekilde modifiye edecek zeoliti, tambur filtre etrafına kaplayıp, bir absorpsiyon ve filtrasyon işlemleriyle, zeytin karasuyundan Çevre ve Orman Bakanlığı’nın deşarj standartlarına uygun hatta altında bir su elde ettim. Peki, kalan atık ne oluyor? Bu çok önemli. Atık diyemeyiz aslında ona. Çünkü karasuyun içindeki yağıda zeolit absorve ettiği için, zeolitle karasu karışımı zaten katı atıkla kalıyor. Ve sanayide hammadde olarak inanılmaz değerli hale geliyor. Biz bunun da analizlerini yaptık. Mesela yem sanayinde en fazla mısır enerji verir. 2200 kilo kaloridir. Bizim elde ettiğimiz hammadde 2700 kilo kalori olarak çıktı. Ya da gübre olarak da kullanabilirsiniz. Zaten zeolit tek başına hem gübre, hem tarımda hem yem sanayisinde kullanılan bir madde. Karasuyun içinde ki maddeyi biraz daha seyreltip sıfır atıkla projeyi bitirmiş oluyoruz. </p>
<p><strong>PROJENİN ORJİNALLİĞİ ZEOLİTTE SAKLI…</strong></p>
<p><em><strong>Vakumlu tambur filtre sistemi nedir?</strong></em></p>
<p>Vakumlu tambur filtre dediğimiz sistem şu. Bir havuz düşünün havuzun içinde bir silindir olduğunu düşünün. Ben havuzun içerisine ön filtrasyondan geçmiş karasuyu basıyorum. Havuzun içine karasuyu bastıktan sonra zeolit tambur filtre dönmeye başlıyor. Tanbur filtre vakumlu olduğu için zaten filtrenin ortası boş. Orada vakum pompası çalışıyor. Vakum pompası karasuyu zeolitten geçirerek ortada arıtılmış suyu biriktiriyor. Daha sonra su dışarıya toplama tankına alınıyor. Kalan atık, sıyırıcı bıçakla sıyrılıyor. Sistem böyle çalışıyor. Zaten bu sistem bilinen bir sistem. Projenin özgün olan tarafı kullanılan zeolitin daha önce hiç çıkılamayan bir modifikasyon seviyesine çıkıp, yüzde 99’larda bir zeolit kullanılması, tamamen endüstriyel olması ve kullanılan yöntemin tambur filtre ve zeolit çözeltinin bir arada kullanılması projenin orjinalliğini ortaya koyuyor. </p>
<p><em><strong>Projenin orijinal yanının üzerinde duralım, o noktayı biraz açalım.</strong></em></p>
<p>Bu projede zeolit ve yöntem çok orjinaldir. Çünkü daha önce karasuyun arıtımına yönelik birçok çalışma yapıldı. Ama hala mevcut durumda hiçbir fabrikada yoktur bu sistem. Öncelikle bu projenin patentli olduğunu söyleyim. Proje 22 Ocak patentlidir. Patenti de şu şekilde aldık. Yöntem patentini aldık. Dediğim gibi yöntem orijinal. Vakumlu tambur filtreye modifiye edilmiş zeolit bağlanması sistemi bana ve beraber çalıştığımız madencilik firmasının ar-ge ekibine aittir. Patent benim elimde bulunuyor. Ayrıca yöntem dışında kullanılan zeolit, sıradan bir zeolit değildir. Türkiye’de çıkılabilecek en yüksek modifikasyon seviyesine çıkan çok özel bir zeolittir. Yine de fizibiletisine de girmek istiyorum. Projeyi diğerlerinden ayıran bir diğer farkta çok fizibil olmasıdır. Bu projeyi sanayide uygulamak için mesela 6 bin metreküplük bir havuzu olan bir zeytinyağı tesisini ele alalım. Sezonluk 6 bin metreküp karasu açığa çıkıyor. Bunu 1 ayda arıtacak bir tambur filtrenin kurulması 25 bin YTL’dir. Ve başka hiçbir maliyet yok. 25 bin liralık tambur filtreyi 1 kez alacak. Biz zaten proje patentten geçtikten sonra kendi tambur filtremizi kendimiz üretmeye başladık. Çünkü proje üzerine çalışan ar-ge grubumuzda makine mühendisi arkadaşımız da var. İtalya’dan gidip makine almak yerine, kendi makinemizi çok daha az maliyetle yapmayı düşünüyoruz. Bir tane prototip yaptık.1 metrekarelik. Paslanmaz, 10 sene rahatlıkla gidecek özellikte. </p>
<p>strong>2 FAZA DÖNME KONUSUNDA ÇEVRE VE ORMAN BAKANI’YLA GÖRÜŞECEĞİZ… AĞUSTOSTA İŞ BİTECEK</strong></p>
<p><em><strong>Makineler nerede bulunuyor? </strong></em></p>
<p>İki makine ürettik. Biri sponsor olan madencilik grubunda mevcut. Bu makinelerden bir tanesi de projeye destek veren bir zeytinyağı firmasında var. Biliyorsunuz ki bu sene zeytinyağcılar için son seneydi. 2 faz sisteme dönmek zorunda bırakılıyorlardı. 2 faz sisteme dönmeden ki biz Çevre ve Orman Bakanı ile de randevu almak üzereyiz. Bizim projemizde çıkan atık çevre deşarj standartlarının çok altında olduğundan 2 faza dönmelerine hiç gerek kalmadan Ağustosta ayında bu işi bitireceğiz ve tüm fabrikalarda bunu kullanılabilir hale getireceğiz. Şu an patentli de olduğu için uygulamaya geçmesi an meselesi. </p>
<p><em><strong>Sektörden ilgi geldi mi projeye?</strong></em></p>
<p>Çok fazla ilgi var. Özellikle Edremit Ticaret Borsası, Muğla, Bursa ve Ege Bölgesinden çok fazla talep var şu an. Tabi şu an için seri üretimde olmadığımız için sadece yüz yüze görüşmek için çağırıyorlar. Zaten sanayicilerin tepkisi projenin tamamen endüstriyel ve kullanılabilir olduğu yönünde. Bunun dışında işletmeler, projenin maliyetinin az ve tamamen fizibil olduğunu kendileri de görüyorlar. </p>
<p>Büyük bir fabrika düşündüğünüz zaman ki bunlar mallarını İtalya, İspanya gibi ülkelere malını ihraç ediyor. Ancak 3 fazdan 2 faza geçtiğiniz zaman ekonomik olarak her sene yüzde 20 geridesiniz. Sürekli geridesiniz. Çünkü 3 fazda atıyorum 100 litre alırken 2 fazda çok düşecek bu, 75’e düşecek. Çok ciddi bir rakam. Zaten yeni politikalarla zeytinciler biraz daha sıkışık durumdayken, 3 fazdan 2 faza geçmeyle iyice zor duruma düşecekler. Özellikle küçük ölçekli fabrikalar bu sistem için çok fazla zorlanacaklar. Bunun yerine sadece ilk maliyeti olan 25-30 bin YTL gibi bir maliyeti olan bu sistemi getirerek, 3 fazı kullanarak 10 sene boyunca devam edecekler. </p>
<p><strong>YILLIK KARASUYUN HEPSİ SUYA DÖNSE ANKARA’NIN SU SIKINTISI BİTER</strong></p>
<p>Sistem kullanıldıktan sonra ortaya çıkan geri dönüşüm nerelerde kullanılabilir?</p>
<p>Biliyorsunuz son yıllarda küresel ısınmanın getirdiği en büyük problemlerden birisi susuzluk.  Projemizde ki arıtım sonucunda karasuyun yüzde 80’ni kullanılabilir hatta içilebilir su olarak açığa çıkıyor. Bırakın içmeyi, içmeye lüzum yok yılda 2 milyon ton çıkan bir atığın hepsini suya dönüştürdüğünü bir düşünün. 1.6 milyon ton su demek ki bu Ankara’ya ihtiyacı olan suyu sağlar. Bu su tarımda, yıkamada, her alanda kullanılabilir. Çıkan çok yüksek miktarda temiz suyun kullanılması gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p>Bu sistemden sağlanan geri dönüşümü yemde kullansalar çok daha fazla ekonomik gelir elde ederler. Ama ben uğraşmayım diyen olursa da gübre olarak rahatlıkla kullanılabilir. </p>
<p>Yaptığım ön çalışmayı anlatayım. Bazı deneyler yapmıştım. Karasuyu belli oranlarda yüzde 70, yüzde 50, yüzde 30 ve hiç arıtmadan toprağa verip deney yaptım. Mesela hiç arıtma yapmadan karasuyu toprağa verdiğimde 3 gün içerisinde mısırların öldüğünü gördüm. Yani mısır tohumu ektim. Kimisi hiç çıkmadı. Çıkanlar 3 gün içinde öldü. O yüzden karasu bu haliyle belki böcek ilacı olarak kullanılabilir ama böcek dışında daha neleri öldürebilir bilemeyiz. Çünkü zeytin karasuyu bulunduğu yerde oksijeni hızla tüketme eğiliminde. Oksijeni hızla tükettiği için sadece toprağı değil çevrede yaşayan herkesi, dereye mi verdiniz, balıkları da öldürüyor. Deşarjı da o nedenle yasak..</p>
<p><strong>ZEOLİT NEDİR?</strong></p>
<p>Zeolitler, milyonlarca yıl önce volkanik küllerin su ortamında değişime uğraması sonucunda oluşan doğal minerallerdir. Zeolit mineralleri, birbirine oksijen atomlarını paylaşarak bağlanan tetrahedral Al04 ve Si04’in sınırsız uzayabilen üç boyutlu ağından oluşan aluminosilikot yapıdadır. Yapıları bal peteği kafese benzeyen, değişebilir katyonlar ve su ihtiva eden mikro gözenekli malzemelerdir. En yaygın olarak kullanılan zeolit grubu klinoptilolittir. </p>
<p><strong>Zeolitlerin önemli özellikleri şunlardır:</strong></p>
<p>-Katyon değişim özelliklerinden dolayı tarımda toprak düzenleyici olarak su, gaz ve benzeri kirlilik arıtımında ağır metal iyonlarının giderilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadırlar.<br />
-Zeolitler, gözenekleri bal peteğine benzeyen mikro gözenekli malzemelerdir. Bazı maddeler bu gözeneklerin  içine girebilir, bazıları giremez. Bu özellik zeolkitlerin seçimli absorbsiyon moleküler elek ve  katalitik kullanım alanları gibi uygulamalarda  değerlendirilmesini sağlar.<br />
-Hayvan yemi katkısı uygulamaları için iyi bir pellet bağlayıcı ajan olarak kullanılırlar.<br />
-Zeolitler bazı mikotoksinleri bağlayabilme özelliğine sahiptirler ve bu yönleriyle yem ve gıdalarda toksin bağlayıcı olarak kullanılırlar.</p>
<p>Nem ve koku adsorpsiyonu özellikleri ile zeolitler, evsel  ve diğer uygulama alanları, ahırlar ve evcil hayvan altlığı gibi ortamlarda amonyumun giderilmesi için kullanılırlar. Modifikasyon sonucu aktive edilmiş zeolit bileşikleri anti bakteriyal, anti milrobiyal ve benzeri birçok alanda kullanılırlar. </p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/cevreye-karasu-desarjini-gorunce-bu-projeyi-gerceklestirdim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gurmelik çok pahalı bir uğraş&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 10:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[AHMET GÜZELYAĞDÖKEN]]></category>

		<category><![CDATA[GURME]]></category>

		<category><![CDATA[Zeytinyağlılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[






Röportaj: Hüsamettin Berber
Ahmet Bey, sizi İzmirli ünlü gurme olarak tanıyoruz. Okuyucularımızında tanıması için kendinizi anlatabilir misiniz?
Ben Hürriyet Gazetesinde en iyi 10’larda yazarken, jüride bulunurken İzmirli Gurme diye tanıtıldık, öyle tanındık diyeyim. Biz bu gurmelik meselesine rahmetli Tuğrul Şavkay’ın vesilesiyle başladık. Sağ olsun O’nu da şimdi rahmetle yâd edelim. Tuğrul Ağabey bizim için önemli bir dönüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fgurmelik-cok-pahali-bir-ugras%2525e2%252580%25259d%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22Gurmelik%20%C3%A7ok%20pahal%C4%B1%20bir%20u%C4%9Fra%C5%9F%5C%22%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ahmet-bey-resc4b0m.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-273" title="GÜNDE BİR FİNCAN ZEYTİNYAĞI İÇERİM" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/ahmet-bey-resc4b0m.jpg" alt="GÜNDE BİR FİNCAN ZEYTİNYAĞI İÇERİM" width="255" height="384" /></a><strong>Röportaj: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><em><strong>Ahmet Bey, sizi İzmirli ünlü gurme olarak tanıyoruz. Okuyucularımızında tanıması için kendinizi anlatabilir misiniz?</strong></em></p>
<p>Ben Hürriyet Gazetesinde en iyi 10’larda yazarken, jüride bulunurken İzmirli Gurme diye tanıtıldık, öyle tanındık diyeyim. Biz bu gurmelik meselesine rahmetli Tuğrul Şavkay’ın vesilesiyle başladık. Sağ olsun O’nu da şimdi rahmetle yâd edelim. Tuğrul Ağabey bizim için önemli bir dönüm noktasıydı. O da zeytin ve zeytinyağına gönül verenlerdendi. Türkiye’de zeytinin ve zeytinyağının tanıtılmasında büyük katkıları olmuştur. O’nun verdiği motivasyonla dağ, taş, tepe peynirden zeytine, turşuya kadar pek çok konuda koşturup durmuşuzdur. Benim bu işteki temel eğitimim çocukluktan geliyor. Sökeliyim ben, orada doğdum. Peynirci ve zeytinyağcı bir ailenin ferdi olarak büyüdüm. Bununla beraber biz zeytin ve incir ağaçlarının arasında, zeytinle, incirle, peynirle ver sütle yoğrularak büyüdük. Zeytinin tanesinden yağına kadar bütün süreçleri yaşayarak büyüdük. Süt, peynir aynı şekilde. Dolayısıyla, yiyecekle, içecekle ve bu dünyayla zaten bir birlikteliğimiz var. Bana sordukları soru genelde nasıl gurme oldunuz sorusu. Sizde muhtemelen nasıl gurme oldunuz diye soracaksınız. Ben siz sormadan önce bu vasfı nasıl kazandığımı, bu serüveni kısaca anlatmış olayım.</p>
<p><em><strong>Egeli olmanın verdiği avantajı da yaşamışsınız. Zeytin ve zeytinyağının ticaretinde var mısınız peki?</strong></em></p>
<p>Evet, tabii. Benim soyadım Güzelyağdöken. Güzelyağdöken derken bu tamamen zeytinyağıyla ilgili ne çiçek yağı ne makine yağıyla ilgili bir şey. Dolayısıyla biz zeytinyağının ticaretini yapan bir aileyiz. Bizim bölgenin, Aydın’dan Milas’a kadar olan bölgenin zeytinyağları biraz daha farklı. Memecik dediğimiz bir zeytin türünün üreticisi ve satıcısıydık. Zeytincilik daha bu kadar gelişmeden-1965’lerden bahsediyorum- zeytin havuzlarıyla ilk salamuracılığa başlayanlardanız. Bütün ve özellikle siyah zeytinde özellikle bölge zeytinini değerlendirenlerdeniz. Bu işin ticaretine daha o zamanlar başladık. Bugün ise hem mandırada süt ve peynir üreticiliği yapıyoruz hem de gıda toptancısıyız. Tavukçuluk işinde de eskiyiz. O da 1978’den beri yaptığımız bir iş. İstanbul orjinli Koza Gıda’yla dünya mutfaklarımız var. Fransız, Japon, Çin, Tayland, İtalyan ve Hint mutfakları gibi Dünya mutfaklarının yemeklerini de pazarlıyoruz. Bunların pişirme ve sunum önerileri konusunda da birikimimiz var.</p>
<p><em><strong>Bir butik restoran tecrübeniz de vardı.</strong></em></p>
<p>Evet, geçtiğimiz yaz döneminde öyle bir denememiz oldu. Bizim deneyimimiz restoran ve cafe kavramlarını farklı olarak algılatmakla ilgiliydi. Menü kullanmıyorduk. Biraz daha butik bir tarz oluşturmaya çalıştık. Mekân olarak orada böyle bir işleyişin oturmasına dair belki de bir arkadaşımıza yardımcı olduk. Bizim için güzel bir deneyim oldu, ancak benim işten ziyade daha çok hobi olarak yaptığım özel yemekler oluyor. Daha butik tarzda sunumları farklı 30–40 kişilik, biraz da gurmelerin olduğu yemeklerimiz oluyor. Benim böylede çok fazla öne çıkarmadığım bir hayatım var. Dostlarla ve yakın çevreyle paylaştığımız böyle bir organizasyonumuz var.</p>
<p><strong>YEDİĞİNİ, İÇTİĞİNİ BİR SANAT BOYUTUNDA DEĞERLENDİREN İNSAN GURMEDİR</strong></p>
<p><em><strong>Gurmelik nedir, bir meslek midir?</strong></em></p>
<p>Gurmelik bir meslek değildir. Bir vasıftır. Yediğinden, içtiğinden keyif alan, bunların tadını detaylandırabilen insandır bence. Tabi ki gurmelik tat anlamında değerlendirilen bir konu. İşin içerisinde gastronomi var. Bunun kültürü var, bunun sunumu var. Topyekûn bir şeyden bahsediyoruz. Tat, koku, lezzet, görsellik, estetik bunların hepsi bu kavramın içinde bulunuyor. Günümüz gurmeliğinin boyutu a biraz farklı. Yediğini, içtiğini bir sanat boyutunda değerlendiren insan bence gurmedir.</p>
<p><em><strong>Ağzının tadına güvenilen, bu konuda referans alınabilecek kişi anlamında da anlayabilir miyiz gurmeliği? </strong></em></p>
<p>Kesimlikle öyle. Bir eksper, bir tadımcı ve bir yorumcudur. İletişimin daha öne çıktığı bu çağda, gurmelik daha öne çıkabilen bir kavramdır.</p>
<p><strong><em>Gurme olabilmek için bir eğitim süreci söz konusu mu?</em></strong></p>
<p>Ben aslında akademik olarak bir resim öğretmeniyim. Güzel sanatlar mezunuyum, plastik sanatlarda resim eğitimi aldım. Sanatçı yetiştirilir mi, sanatçı yetişir mi? Sanatçı için Allah vergisi bir meziyet olması gerekir. Sıradan birisinin yakalayabileceği şeyler değil bunlar. Gurme yetiştiriliyor mu, bunun okulu var mı dediğinizde aynı şeyle karşılaşıyorsunuz. Güzel sanatlar eğitiminden geçtiğinizde bir Picasso olabilir misiniz? Picasso’nun o yaratılış özelilikleri olmasaydı acaba Picasso olur muydu? Kaç tane Picasso yetiştirebilirsiniz? Kaç tane Van Gogh, kaç tane Leonardo gelir diye sorabilirsiniz mesela. Bu da öyle bir şey yani gastronomiyle ilgili yükleyebildiğiniz her türlü bilgiyi yüklersiniz. İşin tekniğini anlatırsınız, uygulatırsınız. Bunlar sizde olan yetenekleri yavaş yavaş ortaya çıkarır. İyi bir şarap içicisini, iyi bir şarap tüketicisini nasıl tarif edersiniz. Alkolü nasıl algıladığı da yani felsefi olarak bunu nasıl algıladığı da önemlidir. Alkol keyif için mi içilir sarhoş olmak için mi içilir. Bu gibi soruların cevapları da önemli.</p>
<p><em><strong>İyi bir gurme olmanın şartları neler olmalıdır? Yani bir gurme herhangi ülkenin mutfağının 1000 küsur tane sosunu bilmeli midir?</strong></em></p>
<p>Bir gurmenin dünyada ki her şeyi bilmesi mümkün değil. Ben kendi bölgem, kendi mutfağım, kendi kültürümle ilgili olan kısmı bilmekle mükellefim. Fakat kendime buradan alanlar seçebilirim. Her gurme bütün dünya mutfaklarını bilmek zorunda değildir. Benim bildiğimi başka bir gurmenin bilmemesi ve ya tersi söz konusu olabilir. Bilmeme derken biraz daha uzmanlaşma anlamında söylüyorum. Mesela ben kendimi gurmelik konusunda savunduğum zamanlarda zeytinyağını biraz daha öne çıkarırım. Ege Bölgesi’nde büyüdüğümüz için zeytinyağlılar ve otlar konusunda çok daha güçlü mesajlar verebiliriz. Otlar konusunda biraz da Giritlilik olduğundan daha net konuşabilirim. Kuşadası’nda Söke’de, bu havzada büyüdüğüm için bu yöredeki deniz verimliliğini çok iyi bilirim. Deniz ürünleri ve balık hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Bunun devamında işim gereği, süt ve peynir için sayfalarca şeyler söyleyebilirim. Bugün çökelek olsun, tulum peyniri olsun, beyaz peynir olsun, tereyağı olsun evsel, köysel yapımından fabrikasyonuna kadar bir sürü şey anlatabilirim. Çünkü bular benim yaşantımda var.</p>
<p><em><strong>Bakıldığı zaman içselleştirmek gerekiyor. Bir şekilde yaşanılan yerden de ayrı düşünülemiyor. Gıda olarak baktığımızda çok farklı ülkelerin, hatta aynı ülkenin bile, çok farklı yörelerinde çok farklı mutfak, yemek alışkanlıkları mevcut.</strong></em></p>
<p>Kesinlikle. Şöyle bir şey var. Ben gurme anlamında bir kebabın tadını, sunumunu, kokusunu, yağını bir sürü özelliğini değerlendirebilirim. Ama bir güneydoğulu gibi belki özümseyerek yorumlayabilirim. Ya da kebabı yapamam. Onun için o kültürde yaşayan birisinin de benden daha iyi olmasının da hiçbir mahsuru yok. Biz Türkiye’yi dolaşarak tatları yorumluyoruz. Ama kendi yetiştiğim kültürün tatlarını çok daha rahat detaylandırabilirim.</p>
<p><em><strong>Türk mutfağıyla dünya mutfaklarını karşılaştırdığımız zaman ne durumdayız. Zeytinyağlılar diye bir mutfağı olan bir ülkeyiz aynı zamanda. </strong></em></p>
<p>Biz tabi, öyle düşünüyoruz ama aslında çokta öyle değil. Zeytin Akdeniz havzasının ürünü. Ege Akdeniz zaten Kudüs, Suriye, Lübnan’dan gelen bir fay hattı. Bu ürünün olduğu yerde sadece zeytinyağlılarla ilgili biz demek çokta doğru değil. Bu ülkeleri dolaştım. Onlarda da zeytin zeytinyağı yer tutuyor. Aynı kültürü paylaşıyoruz. Bir defa Yunalılarda da, İspanyollarda da, İtalyanlarda da zeytinyağının çiğ yenmesiyle ilgili bir tereddüt yok. Sofranıza ama salatayla, ama aromalandırılmış baharatlarla birlikte, ama kekikle, muhakkak bir türlü gelir. Fas’ta başka bir baharatla gelir, İspanya’da başka bir şeyle gelir. Tabi bizde zeytinyağlı yaprak sarmalar gibi, yalancı dolmalar gibi, zeytinyağlıların bahsi daha çok geçtiğinden daha çok kullanıyormuşuz gibi görünse de önemli olan kişi başına tüketimdir.</p>
<p><em><strong>Sizin hayatınızda da zeytinyağının önemli yer tuttuğu ortada…</strong></em></p>
<p>Tabi. Günde bir fincan zeytinyağı içerim. Ben iyi bir zeytinyağının muhakkak çiğ tüketilmesinden yanayım. O minerallerin, o vitaminlerin günde 1-2 kaşık alınmasından yanayım. Belki ben zeytinyağına hissi olarak fazla bağlı olabilirim. Fakat hiçbir gün beni üzen bir tarafını görmedim. Kolesterol problemi falan fazla yok. Ama biz biraz ağır beslenen insanlarız. Yüksek proteinlerle falan besleniyoruz. Biz işte işimiz gereği, oturup bu peynir nasıl olmuş diye baktığımız da 100 gram peynir götürürüz.</p>
<p><strong><em>Jürisi olduğunuz bir yemek yarışmasında yemeğin doğal olması gerektiğinin altını çizdiniz. Yemek nasıl doğal olur?</em></strong></p>
<p>Yemek yarışmalarında biz rahmetli Tuğrul Ağabeyle çok bulunduk. Buralarda hep zeytinyağının kullanımını destekledik. Dünyada tohumluk yağların fiyatlarının çok yükseldiği bir dönemde, zeytinyağı neredeyse ayçiçeği yağıyla aynı fiyata geldi. İşte tam fırsat. Neden dedim insanlar zeytinyağını tüketmezler. Amerika ve Japonya şu işin bir ucundan tutsa, zeytinyağı dünyada gelebileceği zirveye gelir. Yemeğin doğallığından bahsederken, tariflerde bazı profosyonel ölçüler vardır. O tabirler halk dili değildir. İnsanlar böyle intihalleri fark edebilir. Şiiri bilen birisinin, başka bir şiirdeki bir intihali bilmesi çok zor değildir.</p>
<p><em><strong>ZAMANINDA 2-3 ASİT YAĞLARI YEDİK</strong></em></p>
<p><em><strong>İyi bir zeytinyağı hangi özellikleri taşımalı?</strong></em></p>
<p>Orada bizim insanımızın yanlış bir yorumu var. Zeytinyağını iyi tanımadığından kaynaklanıyor. Herkesin dilinde 0,2 asit gibi söylemler falan. Biz zamanında 2-3 asit yağları yedik. Bir kısmı kızartmalık olarak yedik. Sızma yağ tabiri sonradan çıktı, 1,5 altı ne kadar yağ varsa hepsine sızma deniyor artık. O yağlarda yöre yöre farklı yorumlanıyor. Bizim Aydın Bölgesi’nin yağları biraz daha farklı burada. Bana daha ağır daha aromatik geliyor. Zeytinin toplanışında ki, sıkılmasında ki detaylar yeni yeni bizim hayatımıza girmeye başladı. Bu teknolojilerin hiçbir tanesi yoktu zaten.</p>
<p>İyi bir zeytinyağı profesyonel bir tadımda aromasıyla belli olur. Yağın rengi zaten çok psikolojik bir durum, zeytinyağı tadımcıları saklarlar yağın rengini. Rengin psikolojik etkisinden etkilenmemek için koyu bardaklarda servis yaparlar. Bugün Dünyada gurmelik anlamında değil ama, mesela İskoçya’da viski üreticilerinin damıtım evlerinde “harmancıları” vardır. Bunlar çok önemli adamlardır. Dünyada 50 tane 100 tane olan insanlardır.</p>
<p><strong><em>Tadımcılar yani.</em></strong></p>
<p>Evet tadımcılar. Harmancı bir viskiden biraz alır, diğerinden biraz alır. İşte bugün Johnny Walker’ın brendini yapanlar, JB’i yapanlar bu adamlardır. Bu adamların burunları 1 milyar insanın burnuna eşdeğerdir. O kadar hassastırlar. 1–2 tane bulunur bunlardan. Bu adamlar anneden babadan o gelenekle yetişmiş adamlar. Bu adamların nezle olması bile yasaktır. İkisi birden aynı uçağa binmezler. Bu uzmanlar bir tane viskide 40 tane aroma tespit ederler. İşte zeytinyağında bizim yapamadığımız ya da yapmadığımız bir şey var. En azından 3 çeşit zeytinyağını bardağa koyarak aromasına bakmamız lazım. Böyle bir şeyi mesele yaptık mı kendimize? Böyle bir meselesi olan insan zaten gurme oluyor. Zeytinyağı denilirken heyecanlandırması lazım.</p>
<p><strong><em>Zeytinyağı denilince yeni kavramlardan bahsedilmeye başlandığını ifade ettiniz. Bunlar önceden yoktu. İşte tadım konusu öyle. Dolayısıyla zeytinyağına artan ilgi bir avantaj olarak değerlendirilmeli.</em></strong><br />
Kesinlikle öyle. İnsanların şaraba olan ilgilerinin gelişmesi aynı zamanda kültürlerin gelişmesi ve aynı zamanda sağlık demektir. Şimdi sağlık diyoruz da insanlarda da böyle enteresan şeyler var. “Kırmızı şarap sağlıklı olduğu için ben kırmızı şarap içiyorum.” diyorlar. İlginç bir tespit. Hayır, alkol kanserojendir. Alkolün sağlıklısı olur mu? İşte kan dolaşımında fayda sağlayan maddeler içeriyormuş. Şarap faydası için içilmez arkadaş. Git üzüm suyu iç. Sağlık için bir şey yapmayı istiyorsan zeytinyağı tüket. Zeytinyağını bu kadar net kullan, hatta başka hiçbir yağ kullanma. Neden çiçek yağını evine sokuyorsun. Çok lezzetli oluyor, çok güzel kokuyor. Öyle bir şey yok. Bu süreci biz yönetemiyoruz, yönlendiremiyoruz. Ama inanın dünya zeytinyağını kullanmaya başladı.</p>
<p><strong><em>Gurmeler iyi yemek yapabilirler mi?</em></strong></p>
<p>Hayır. Ben iyi yemek yapıyorum. O ayrı. Hayatta yemek yapmak benim için en büyük terapidir. Gurme demek aşçıdan farklıdır. Ama bir gurmede yemek pişirirse iyi pişirir diye düşünüyorum. Benim hayatımın yarısından fazlası yemek pişirmek.</p>
<p><em><strong>Yemek seçer misiniz?</strong></em></p>
<p>Yemek sizin yaşamınızda bir şeyse tabi ki tercihlerinizi kullanacaksınız. Arkadaşlarım beni davet ederler. Ve tereddüt ederler, Ahmet geliyor, acaba O’na ne yapsak diye. Ben onlara şunu söylerim. Bir defa iyi yağ kullanın. Cebinizdeki bütün parayı verin ne olur iyi yağ kullanın. İyi niyetle ve keyifle pişirdiyseniz o yemek zaten olmuştur. Gerisi önemli değil. Kötü malzeme kullanmayın, ne yaparsanız yapın. Benim de ukalalığım budur. Seçiciliğim budur.</p>
<p><em><strong>Gazete yazarları var. Köşelerinde yemekler üzerine yazıyorlar. Bunlara gurme olarak mı, yoksa restoran eleştirmeni olarak mı bakmak lazım? </strong></em></p>
<p>Bir defa gurmelik çok pahalı bir uğraş. Varlıklı olmayan birisinin götürebileceği bir iş değil gurmelik. Bir bedeli vardır. Dünyanın en pahalı mantarını da yemek durumundasınız. Çok gezen insanlar gurme olduğunu iddia edebilir, çok parası olan çok pahalı yemekler yediğini de iddia edebilir. Dünyanın bütün yıldızlı restoranlarına gittim. En iyi şeflerden yemek yedim diyebilir. O başka bir şeydir. Bazı köşe yazarları yedikleri yemekle ilgili yorumlar yapmak istiyorlar. İnsanların hayatında önemli bir şey yemek yemek. İnsanların keyif aldıkları bir konuda yazmalarının mahsuru yok tabi ki ama yönlendirme konusunda hoş olmayan şeyler çıkabiliyor.</p>
<p>Hürriyet Gazetesi’nde en iyi 10’ları yazarken yanlış olan bazı detaylar vardı. Her defasında değişen muhabirler ve her defasında değişen bir jüri olması çok ta doğru değildi. Bu değerlendirmeyi belirli bir jürinin yapması gerekiyordu. Birinci, ikinci ve üçüncü gibi matematik olarak da yanlış bir şeyler vardı. Orada insanları da kırmamak lazım. En iyi 10 çıkarıyorsun bazıları alınıyor. Yani onu farklı kategorize ederek ince eleyip sık dokumak lazım.</p>
<p><em><strong>Bir gurme olarak gündeminizde ne var?</strong></em></p>
<p>Benim düşüncem her şeyi mevsiminde yemek. Ot mevsimi yeni kapandı. Arapsaçı, şevketi bostan, turp otları, ebegömeci, tere gibi otların yapıldığı dönem bitti. Arapsaçı hala var ama büyüklerimiz derler ki bu dönemde arapsaçı yenmez. Yılanlar, çıyanlar çok fazla dolaştığı için bu tür yabancı otlar çok fazla toplanmaz. Ben enginarı sonuna kadar kullanan birisiyim. Enginar dönemi yeni bitti. Tarla domatesleri, tarla biberleri, şimdi sebze dönemi başlıyor. Salyangoz toplarım ben bu dönemde yine.</p>
<p><strong>FAS’TA DÜNYANIN EN İYİ SALYANGOZLARINDAN BİRİNİ YEDİM</strong></p>
<p><strong><em>Salyangoz mu?</em></strong></p>
<p>Salyangoz yaparım ben evet. Gurmelik o kadar kolay bir iş değildir. Kara salyangozu aslında doğanın en temiz hayvanlarından bir tanesi. Bizim sümüklü böcek dediğimiz hayvan. İnsanlara biraz itici gelebilir ama… Tabi ben bunu yaklaşık 10–15 defa yıkayarak yapıyorum. Salyangoz otla beslenen çok temiz bir hayvandır. Adından dolayı insanlar yanlış yargılayabiliyorlar. “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz.” derler. Ama ben Fas’ta dünyanın en iyi salyangozlarından birini yedim.</p>
<p><em><strong>Nasıl hazırlıyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Salyangoz sırf et ve çok besleyici. İyi pişirildiğinde ve hoş şeylerle sunulduğunda güzel bir yiyecek yani. Onun toplandığı zamanlar var. Mevsiminde toplanması lazım. Bir defa çok iyi yıkanıp sümüksü yapısından arındırılıyor. Hafif bir sıcak sudan geçirerek, sarımsak, soğan biraz da baharat atarak bir yahni yapar gibi salçalı ya da salçasız yapılarak üzerine maydanoz serpilerek hazırlanan bir tür yahnidir. Çok ta güzel oluyor. Tavsiye ederim. Acaba diyerek kuşkuyla yaklaşanlar var ama tadına baktıktan sonra tabağı önlerinden alamamak gibi bir durum oluyor yani.</p>
<p>&lt;<em>strong&gt;Nereden topluyorsunuz bunları? </em></p>
<p>Doğadan tabi ki. Toplayan bizim arkadaşlarımız var. Akşamüzerleri, fenerleri alıp dolaşan salyangozları toplayan insanlar var. Bize gelen hediyeler işte böyle şeyler. Salyangoz, yılan balığı gibi biraz agresif benim tercihlerim. Bunların hepsinin protein değerleri var. Besleyici şeyler bunlar. Kalamar, karidesin besin değerleri balığa göre daha yüksek. Ben yüzde 70 deniz ürünleriyle beslenmeyi tercih ederim.</p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/gurmelik-cok-pahali-bir-ugras%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tağşiş duyusal analizle saptanacak</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/tagsis-duyusal-analizle-saptanacak/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/tagsis-duyusal-analizle-saptanacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 07:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Son Sayıdan]]></category>

		<category><![CDATA[gıda analiz]]></category>

		<category><![CDATA[tadım paneli]]></category>

		<category><![CDATA[tağşiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[






Haber: Hüsamettin Berber
Gıda Analiz Laboratuarlarının sayısının son yıllarda artış gösteriyor olması, ülkemizde gıda güvenliği ve gıda kalitesinin standardizasyonun sağlanması anlamında önemli bir boşluğu dolduruyor. Cihaz maliyetinden tutunda da ar-ge ve personel maliyetlerine kadar oldukça büyük bütçeli yatırım gerektiren özel analiz laboratuarlarına firmaların ilgi göstermesi gerekiyor. 
Zeytin zeytinyağı sektöründe de özellikle tağşişin saptanması, peptisit (ilaç kalıntısı) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Ftagsis-duyusal-analizle-saptanacak%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Ta%C4%9F%C5%9Fi%C5%9F%20duyusal%20analizle%20saptanacak%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/tagsis-duyusal-analizle-saptanacak/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><strong>Haber: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><em>Gıda Analiz Laboratuarlarının sayısının son yıllarda artış gösteriyor olması, ülkemizde gıda güvenliği ve gıda kalitesinin standardizasyonun sağlanması anlamında önemli bir boşluğu dolduruyor. Cihaz maliyetinden tutunda da ar-ge ve personel maliyetlerine kadar oldukça büyük bütçeli yatırım gerektiren özel analiz laboratuarlarına firmaların ilgi göstermesi gerekiyor. </em></p>
<p>Zeytin zeytinyağı sektöründe de özellikle tağşişin saptanması, peptisit (ilaç kalıntısı) analizi gibi belli başlı konularda gıda analiz laboratuarları önem kazanmaya başladı. 2006 yılında kurulan Aybak Natura Gıda Analiz Laboratuarı Sorumlu Müdürü Gözde Türköz, gerçekleştirdiğimiz görüşmede zeytin ve zeytinyağı sektörünün gıda güvenliğine ve analizlerine bakan yönüyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu. Sektörün en önemli sıkıntılarından biri olan tağşiş konusunda tüm dünyada duyusal özelliklerin önem kazanmaya başladığını anlatan Türköz, “zeytinyağında tağşiş artık duyusal analizlerle ve deneyimli tadımcılar tarafından saptanacak” dedi. Türköz’e bu değerlendirmeyi yapmaya iten neden ise tağşişin ve tağşişçilerin geldiği noktayı ortaya koyuyor: “Burada ilginç olan bir şey var ki tağşişi analizle anlamak bazen güçleşiyor. Sektörde deneyimli bazı tağşişçiler karışım oranını çok güzel ayarlıyorlar. Gerekli altyapıyı edinmişler.”</p>
<p><em><strong>Zaman zaman ihracatta mallarımız geri dönüyor. Son olarak, Rusya- Gürcistan savaşından önce, -çünkü o nedenle de ayrı bir sıkıntı yaşanıyor gümrüklerde- Rusya ürünlerimizi ilaç kalıntısı bulunduğu gerekçesiyle geri çevirmişti. Bu sıkıntılar nereden kaynaklanıyor? </strong></em></p>
<p>Firma olarak, Alaşehir’de bir yatırımımız olacak. Şu anda Rusya ile yaşanan ihracata yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle ara verilmiş durumda. Benim kanımca, bu sıkıntılar diyalog ile kısa zamanda aşılacak ve ihracat yeniden başlayacak. Biliyorsunuz 2 Temmuz’a kadar Rusya’ya ihracat durdurulmuştu. Şimdide yaşanan gerginlikten ötürü bir sıkıntı yaşanıyor. Bakanlık tarafından Rusya ihracatıyla ilgili görevlendirilen 11 laboratuardan bir tanesi Aybak Natura Gıda Analiz Laboratuarı’dır. Rusya ihracatıyla ilgili analizler gerektiğinde Bakanlık tarafından görevlendirme yapılıyor. Şu anda ihracat başladı fakat Rusya’ya ihracatta yaşanan sıkıntılar devam ediyor. Konuyla ilgili bakanlığın çalışmaları devam ediyor. </p>
<p>Rusya’ya yapılan ihracatta yaşanan sıkıntının kaynağı izlenebilirlik. İzlenebilirliğin kesin olarak ve kopukluk yaşanmadan sağlanması gerekiyor. Yapılan numune analizlerinin devamında da izlenebilirliğin sağlanması gerekiyor. Çünkü laboratuarlara gelen numune 2 ve ya 3 kilo. Biz bu numuneleri tamamen homojenize ederek analizini veriyoruz. Ürünün en küçük detayını bile görmemiz lazım izlenebilirliği sağlamak için. Numune nereden alındı. Buraya gelirken karışma oldu mu olmadı mı? Bu tamamen izlenebilirlik. </p>
<p><em><strong>Ürünün izlenebilirliği zeytinyağında da önem taşıyor. </strong></em></p>
<p>Zeytinyağı aşamasında izlenebilirlik sağlamak çok kolay. Zeytini sıktıktan sonra oluşan zeytinin parti numarası belli. Zeytinyağında bu biraz daha kolay sağlanıyor. Zeytinyağının üzerinde sızma zeytinyağı olup olmadığı belirtiliyor. Örnek olarak, Edremit zeytinyağı diye belirtiliyor. Bu kısma çok dikkat etmek gerekiyor. Edremit yazıyorsa, Edremit olması lazım. Bir Aydın bölgesinden karışma olduysa tabi ki bu duyusal özelliklerini etkileyecektir. Burada zeytinyağının duyusal özellikleri de önem kazanıyor. </p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE DUYUSAL ANALİZDE YETKİN İNSAN SAYISI ÇOK AZ</strong></p>
<p><em><strong>Zeytinyağında duyusal analiz yapabilmek için uzman kişi sayısının da yeterli olması da önemli bir faktör gibi gözüküyor.. </strong></em></p>
<p>Bununla ilgili altyapımızı hazırlıyoruz şu anda. Beş katlı bir bina projemiz var. Bu binanın her katında ayrı bir laboratuar olacak. Bir katı ise duyusal analiz laboratuarı yapmayı planlıyoruz. Bunu da tamamen ar-ge’yi düşünerek yapıyoruz. Bu konularda devlet desteği de çok önemli. Türkiye’de yetkinlik anlamında duyusal analizde kişi sayısı çok az. Özellikle zeytinyağında bu konu çok önemli. Tebliğ de yenilendi. İleride zeytini peroksit asitlik yaparak değil, sadece duyusal olarak analiz edeceğiz. </p>
<p>Tebliğde dikkat ederseniz önemli değişiklikler yapılıyor ve özellikle duyusal analizler üzerinde duruluyor. Kurumsal bazda bakıldığında duyusal olarak belli bir puanı geçen yağlar değerlendirilecek. Peroksit analizleri uygun bile çıksa yağ sızma olarak değerlendirilmeyecek. </p>
<p><strong><em>Zeytinyağında tağşiş ile ilgili olarak yeni yasal düzenlemelere gidilecek. Yasama döneminde bu konu görüşülecek. Tağşişin saptanmasına yönelik analizleriniz oluyor mu? </em></strong></p>
<p>Tağşişle ilgili analizler yapıyoruz. Özellikle soya, pamuk yağı ve ayçiçeği yağının zeytinyağına katılmasının saptanmasına yönelik analizlerimiz var. Burada ilginç olan bir şey var ki, tağşişi analizle anlamak bazen güçleşiyor. Ve karışım oranını çok güzel olarak ayarlıyorlar. Sektörde kendine bu durumu iş edinmiş ve ayrıca gerçekten çok tecrübeli duayenler var, bu kişi veya kurumlar bu oranı o kadar güzelce ve profesyonelce ayarlıyorlar ki, analizle bile bu durumu ortaya koymak oldukça güç oluyor. Belki altyapı anlamında kendilerinde de var bu cihazlar, yani sınırda çıkan yağlar oluyor. Bu durumu da analizlerle ortaya koymak güçleşiyor. Benim bu kişi veya kurumlara bir önerim var; gelin bu bilgi ve birikiminizi sektörün gelişimi ve ülke imajının bütün dünyada arttırılarak “Turquality” başarısının yakalanmasına katkı olarak kullanın, enerjinizi pozitif ve yararlı işler için kullanın. Konumuza geri dönecek olursak; burada dediğimiz gibi duyusal özellikler önem kazanıyor. Özellikle yurtdışı duyusal özelliklerin üzerinde yoğunlaştı. Kimyasal anlamda anlayamasanız da bir ayçiçeğinin, soya yağının veya pamuk yağının zeytinyağında neden olduğu tat değişikliğini deneyimli bir tadımcının anlaması mümkün olabiliyor. Sonuçta en ufak bir tağşiş saptanmış olsa dahi, kramatografik analize dönmek zorundasınız ki miktar analizi yapılabilsin. </p>
<p><em><strong>Analizden dahi geçen tağşişli yağ oluyor o zaman. Peki bunlar marka altında satılıyor mu piyasada? </strong></em></p>
<p>Şöyle bir çalışmamız oldu. Piyasada ki zeytinyağlarından ve ayçiçeği yağlarından ortalama numune aldık. Oldukçada ciddi firmalardan numune aldık. Bunu kendi çalışmamız olarak yaptık. Ben yağlarla ilgili bir literatür çalışması hazırlıyorum. 16 tane zeytinyağı, 15 tanede ayçiçeği yağı analiz sonucumuz var. Ve piyasa genelinde aldığımız zeytinyağlarında herhangi bir tağşişe rastlamadık. Özellikle bizler sızma zeytinyağı üzerinde durduk. Çünkü riveria zeytinyağı bir şekilde işleme tabi tutulmuş yağdır ve tağşişe de uygundur. </p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/tagsis-duyusal-analizle-saptanacak/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/tagsis-duyusal-analizle-saptanacak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tariş ve Marmarabirlik gibi kurumlar özel sektörle rekabet etmemeli&#8221;</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:49:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ayın Konuğu]]></category>

		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[AKHİSAR ZEYTİNİ]]></category>

		<category><![CDATA[AOSBİ]]></category>

		<category><![CDATA[SALİH HIZLI]]></category>

		<category><![CDATA[ZEYTİNCİ RÖPORTAJLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[






Röportaj: Hüsamettin Berber
Manisa’nın Akhisar ilçesi Türkiye’nin özellikle zeytincilikte son yıllarda öne çıkan yörelerinden biri. Özellikle geniş zeytin plantasyonları ve yüksek hacimli üretimiyle tam anlamıyla bir zeytin kent görüntüsünde. Öyle ki Akhisar Belediyesi logosunda dahi zeytine yer vermiş.  Bu sene Belediye’nin futbol takımı olan Akhisar Belediye Spor’u da 2. lige taşıyan kent, küçük bir kasaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Ftaris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22%5C%22Tari%C5%9F%20ve%20Marmarabirlik%20gibi%20kurumlar%20%C3%B6zel%20sekt%C3%B6rle%20rekabet%20etmemeli%5C%22%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1639.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1639-300x225.jpg" alt="TARİŞ VE MARMARABİRLİK GİBİ KURUMLAR ÖZEL SEKTÖRLE REKABET ETMEMELİ" title="TARİŞ VE MARMARABİRLİK GİBİ KURUMLAR ÖZEL SEKTÖRLE REKABET ETMEMELİ" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-152" /></a><strong>Röportaj: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><em>Manisa’nın Akhisar ilçesi Türkiye’nin özellikle zeytincilikte son yıllarda öne çıkan yörelerinden biri. Özellikle geniş zeytin plantasyonları ve yüksek hacimli üretimiyle tam anlamıyla bir zeytin kent görüntüsünde. Öyle ki Akhisar Belediyesi logosunda dahi zeytine yer vermiş.  Bu sene Belediye’nin futbol takımı olan Akhisar Belediye Spor’u da 2. lige taşıyan kent, küçük bir kasaba görüntüsünü çoktan terk etmiş durumda. </p>
<p>Akhisar’a gittiğimizde özellikle gözümüze çarpan nokta ise kahvehanelerin doluluğuydu. Bu belki de tarıma dayalı bir ekonomi olmanın getirdiği farklı bir iş mesaisinin görüntüsü olmakla beraber, ülkemizin kronikleşmiş sorunu istihdam açığını da insana hatırlatmıyor değil. Neredeyse bir il olabilecek, ekonomik, demografik şartlara ve hacme  (Siyasi şartlar konusunda bir şey diyemiyoruz.) ulaşmış olan bu zeytin kentinin Belediye Başkanı Salih Hızlı, gerçekleştirdiğimiz konusu zeytin ve zeytincilik olan röportajımızda, Akhisar’ın konuyla ilgili olarak çok sayıda yetişmiş işgücüne sahip olduğunu ve Akhisar Zeytin İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin tam anlamıyla faaliyete geçmesiyle istihdam sorununun büyük ölçüde ortadan kalkacağını ifade ediyor. </em></p>
<p><em><strong>Akhisar 12 milyon zeytin ağacı ve yıllık 150 bin ton zeytin üretimiyle Türk zeytinciliğinin neresinde bulunuyor. Türkiye zeytinciliğinin merkezi Akhisar denilebilir mi?</strong></em></p>
<p>İlçemiz son yılarda tesisleşme konusunda ciddi bir atak içinde bunun yanında üretim kapasitesi üretim potansiyeli ve üretim hedefleri ile Türk Zeytinciliğinin merkezi olmaya aday tabii ki bunun için işletilmesi gereken sistematik bir süreç gerekli, bugünden yarına kendiliğinden bir merkez olunması söz konusu olamaz.</p>
<p>Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı sektörü birçok sorunla baş başa kalıyor. Girdi maliyetleri, prim, destekler… Bunların tamamı sektör bileşenlerini sıkıntıya düşüren satır başları. Sizin bu sorunlara bakışınız, çözüm değerlendirmeleriniz neler? Akhisar da bu sorunlardan ayrı düşünülmese gerek.</p>
<p>Akhisar’ı bu sorunlardan ayrı düşünmek söz konusu değil. Nasıl ki Türkiye’yi şuanda dünyanın içinde bulunduğu sorunlardan ayrı düşünmek pek mümkün değilse. Bu sorunlar geçiş aşamasındaki günümüz Türkiye’sinde sadece bu sektöre özgü sorunlar değildir. Ancak buna rağmen sektöre özgü yapılabilecek girişimler olabilir. Örneğin tohum menşei yabancı olan ürünlere destekleme yapılmamalı stok yapmayan yada stok alanı olmayan işletmelere üretim izni verilmemeli. İşletmelere üretim izni verilirken stok miktarıyla ilgili alt ve üst limitler belirlenmeli, Tariş ve Marmara Birlik gibi kurumlar tedarikçi olarak faaliyet göstermeli, özel sektörle rekabet etmemeli, taban arazilerde ve rakımı belirli miktarlardan yüksek alanlarda zeytin dikimine kısıtlama getirilmeli, zeytin ve zeytinyağında kayıt dışı çalışan işletmelerin elimine edilmesi için zeytin ve zeytinyağına destekleme yapılmalı, iç tüketim ve ihracat kapasiteleri değerlendirilip bölgesel olarak zeytin çeşitleri belirlenmeli.</p>
<p><strong>ZEYTİN OSB İSTİHDAM PROBLEMİNİ ORTADAN KALDIRACAK</strong></p>
<p><strong><em>Akhisar Zeytin ve Zeytinyağı Organize Sanayi Bölgesi hangi aşamada? Ne getirecek ne götürecek?</em></strong></p>
<p>Zeytin İhtisas OSB ile ilgili İl Genel Meclisimiz gerekli kararı aldı. ÇED raporuyla ilgili gerekli anlaşma yapıldı. Ortaklık payları ve ortaklar belirlendi (İl Özel İdaresi, Süleymanlı Belediyesi, Akhisar Ticaret Odası, Akhisar Belediyesi). Süreç mümkün olan hızıyla işliyor. Ham maddenin oldukça bol olduğu ilçemizde bu ham maddeleri kaliteli nihai ürün haline getirebilecek çalışmalara ve organizasyonlara ihtiyaç vardır. Buda ileri teknolojiyi sistematik üretim biçimlerini ve reel ham madde piyasasını zorunlu kılmaktadır. Bu ise İhtisas Zeytin OSB’ den geçmektedir. Bunun için iş gücümüzde nerdeyse hazırdır. Akhisar ve çevresi tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olduğundan tarımsal geçmiş olan nitelikli iş gücü oldukça fazladır. Yüksek Okulun zeytincilikle ilgili bölümlerinde meslek sahibi iş gücü yetişmektedir.</p>
<p>Zeytincilik İhtisas OSB’nin hayata geçmesi yeni yan sanayilerde oluşturacaktır. Ambalaj sanayi makine sanayi v.b gibi. Bu sanayiler mevcut OSB içinde yatırım yapma imkânına sahiptir.</p>
<p>İhtisas Zeytin OSB’ nin hayata geçmesi zaten tarımsal alanda nitelikli olan iş gücünü istihdam problemini asgariye ye indirecektir.</p>
<p>Şuanda büyük bir çoğunluğu nerdeyse dökme olarak satılan Akhisar ürünü İhtisas Zeytin OSB’yle birlikte sistematik kaliteli ve standardı yüksek markalı ürün olarak satılacaktır. İhtisas Zeytin OSB’yle birlikte yerleşim biriminin planlı gelişimi sağlanacaktır. Şuanda bölgeyle ilgili onaylı 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planı bulunmaktadır. Dolayısıyla başka alanda tesisleşme söz konusu değildir. İhtisas Zeytin OSB: ortak arıtma tesisi, ortak teknik ve sosyal alt yapı alanları konusunda yatırımcının işini kolaylaştıracaktır. Planlı bir gelişim ile birlikte yatırımcıların birlikte hareket edebileceği bir platform oluşturacaktır.</p>
<p><strong><em>Ağaç başına verimlilikte ne durumda Akhisar? Modern usullerle mi yapılıyor zeytincilik?</em></strong></p>
<p>Bu yıl verimdeki altı milyon ağaçtan 35.000 ton siyah, 50.000 ton yeşil, 40.000 ton yağlık olarak değerlendirilmek üzere 125.000 ton ürün elde ettik. Son yıllarda teknolojideki gelişmeler her düzeydeki sağladığı ekonomik işleme sebebiyle ( damla sulama, gübreleme, ilaçlama v.b) üreticimiz tarafından çok yakından takip edilmekte ve kullanım alanı gittikçe genişlemektedir. </p>
<p><strong>ZEYTİN OSB İLE AKHİSAR KABUĞUNU YIRTACAK</strong></p>
<p><strong><em>Akhisar’da yaklaşık 15 bin aile geçimini zeytinden sağlıyor. Bu çok ciddi bir rakam, Akhisar’ı zeytin ilçesi yapacak bir rakam. Yaşamı zeytin ve zeytinyağı olan bir yörenin Belediye Başkanı olarak sektörün sorunlarını tespit etmek çözüm yolları bulunması yönünde rapor hazırlamak amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonuna görüşlerinizi anlatma fırsatı bulabildiniz mi?</em></strong></p>
<p>Biz İhtisas Zeytin OSB’nin tüm bu sorunların aşılmasında ve hatta Akhisar’ın kabuğunu yırtması aşamasında bir mihenk taşı olduğunu düşünüyoruz. Bunun içinde bu sorunların çözümüne yönelik enerjimizin çok büyük bir kısmını İhtisas Zeytin OSB’ye yöneltmiş durumdayız. Bu konuda yaptığımız her çalışma ve hazırladığımız raporlar gerek bizce gerekse paydaşlarımızca gerekli yerlere günü gününe anlatılmakta ve rapor olarak ulaştırılmaktadır.</p>
<p>Hükümetlerin son yıllarda zeytin politikalarını nasıl değerlendireceksiniz? Zaman zaman da olsa popülist yaklaşımlarda bulunulmuyor mu? Zira üreticimiz Avrupa ülkelerinde ki zeytin çiftçileriyle kıyaslandığında çok büyük zorluklarla boğuşmak durumunda kalıyor.</p>
<p>Ülke olarak altına imza attığımız Gümrük Birliği anlaşması 1996’ dan beri yürürlükte ve 2008 de AB ye üye olabilmek için müzakere başlıklarıyla boğuşuyoruz. Bu süreç tarımda entegrasyondan insan haklarına kadar bizi çok ciddi olarak etkilemekte dolayısıyla bu dönem bir geçiş sürecidir. Bu süreçteki yaklaşım ve politikalar hükümetlerin kendine özgü tutumlarından daha ziyade bu geçiş döneminin kendine özgü sorunları politikaları ve sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><em><strong>Akhisar’da son yıllarda zeytinyağı tesislerinde bir artış gözlendi mi? Tesisleşme de ne durumdayız Akhisar’da.</strong></em></p>
<p>Evet, zeytinyağı tesislerinde bir artış söz konusu yeni işletmelerimiz tamamen entegre  olmakla birlikte bu gelişme sistematik olarak işlememektedir. Şu anda ilçemizde 174 adet zeytin işleme tesisi 35 adet zeytinyağı fabrikası 10 adet zeytinyağı dolum tesisi bulunmaktadır.</p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-ve-marmarabirlik-gibi-kurumlar-ozel-sektorle-rekabet-etmemeli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tariş dev tröstlerin yararına çalışıyor</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2008 09:23:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Sayı 13]]></category>

		<category><![CDATA[hasan cengiz yazar]]></category>

		<category><![CDATA[MARMARABİRLİK]]></category>

		<category><![CDATA[TARİŞ]]></category>

		<category><![CDATA[tröst]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin dikimi]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin üreticisi]]></category>

		<category><![CDATA[zeytin-sen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[






Röportaj: Hüsamettin Berber
ZEYTİN-SEN YÖNETİM KURULU ÜYESİ HASAN CENGİZ YAZAR’DAN ZEHİR ZEMBEREK AÇIKLAMALAR:
21 Ekim 2007’de kurulan Zeytin Üreticileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Cengiz Yazar, sendikanın kuruluş misyonunu ve zeytin üreticisinin temel sorunlarını derginize anlatırken üretici birlikleri ve sektörün büyük firmalarına sert çıktı. Tariş’in başında bir kişinin egemenliği olduğunu ve O’nun kişisel ahbaplık ilişkileri çerçevesinde tröstlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Ftaris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Tari%C5%9F%20dev%20tr%C3%B6stlerin%20yarar%C4%B1na%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9F%C4%B1yor%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1876.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-256" title="TARİŞTE TEK ADAM EGEMENLİĞİ VAR" src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1876.jpg" alt="TARİŞTE TEK ADAM EGEMENLİĞİ VAR" width="336" height="418" /></a><strong>Röportaj: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><strong>ZEYTİN-SEN YÖNETİM KURULU ÜYESİ HASAN CENGİZ YAZAR’DAN ZEHİR ZEMBEREK AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<p><em>21 Ekim 2007’de kurulan Zeytin Üreticileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Cengiz Yazar, sendikanın kuruluş misyonunu ve zeytin üreticisinin temel sorunlarını derginize anlatırken üretici birlikleri ve sektörün büyük firmalarına sert çıktı. Tariş’in başında bir kişinin egemenliği olduğunu ve O’nun kişisel ahbaplık ilişkileri çerçevesinde tröstlerin yararına çalıştığını savundu. Yazar, Tariş’in çiftçinin elindeki yağı ucuza aldığını söyleyerek, zeytin üreticisinin girdi maliyetlerinin yüksekliğinden de yakındı.</em></p>
<p>İşte Zeytin-Sen Başkanı Cengiz Yazar’ın sözünü sakınmadığı açıklamalar…</p>
<p><em><strong>Zeytin-Sen nedir, ne zaman kuruldu, kuruluş amacı nedir? </strong></em></p>
<p>Zeytin Sen Zeytin Üreticileri Sendikasıdır. 21 Ekim 2007’de kuruldu. Yaklaşık 4–5 yıldır kuruluş faaliyetleri vardı. Az topraklı, yoksul çiftçilerin haklarını savunmaya çalışıyoruz. Bu noktada özellikle üretici birlikleri üzerinde Tariş ve Marmarabirlik üzerinde baskı unsuru olmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Mesela son sosyal güvenlik yasasıyla çiftçinin elinden alınmış olan haklar sendikamız tarafından gündeme getiriliyor. Şu anda genel merkezimiz Bursa Orhangazi’de. Başta Ege Bölgesi ve zeytinin üretildiği her yerde ürün bazında şubeler açma niyetimiz var.</p>
<p><strong>ÜRETİCİ ÇARESİZ KALIYOR</strong></p>
<p><em><strong>Nasıl bir baskı oluşturacaksınız? </strong></em></p>
<p>Bu noktada, bulunduğumuz durumda fiyat belirlemeye çalışıyoruz. Bunun için üretici birlikleri bazında baskı oluşturmaya çalışıyoruz. IMF ve Dünya Bankası 2000 yılında çıkarttırdıkları bir yasayla, üretici birliklerinin elinde bulunan fabrikaları tümüyle şirketleştirdi. Aslında bu kamusal bir yerin bir çeşit özelleştirilmesi diyebiliriz. Tariş bununla kar amacı güden bir kuruluş haline gelmeye başladı. Marmara Birlik de aynı şekilde. Bunlar süratle piyasadan çekiliyorlar. Sektörü tümüyle Komili, Kırlangıç ve Kristal gibi bir takım firmalara bırakıyorlar. Bunun karşısında ise üretici çaresiz ve yalnız kalıyor. Burada ortak bir tutum almak gerekiyor. Zincirin her bir halkasını tek tek ele alarak bunu sağlayamayız. Bu yüzden sendika kurduk. Yani zincirin bir halkası Tariş ise diğeri Marmarabirlik ve diğer biri de küçük bir köy kooperatifi olabilir. Başka bir yerde bir ziraat odası olabilir. Yine hükümetler ve siyasi partiler üzerinde baskı yaratmak olabilir. İşte mevcut kredi sisteminin değiştirilmesi, ithalat-ihracat meselelerinde üreticiyi kollayan, kararlar alınmasını sağlamaya çalışmak, üretim girdisi olan gübre, ilaç, mazot gibi temel unsurlarda hükümetlerin yardımcı olmasını sağlamak amaçlarımız arasında. Mesela şimdi savunduğumuz bir şey var. Avrupa Birliği ülkelerin de zeytinyağında litre başına 1 Euro’luk bir destek var. Türkiye’de böyle bir şey söz konusu olmadığı gibi 10 cent gibi çok ufak bir para verdiler. Bu yıl hem yok yılıydı hem de büyük bir kuraklık yaşandı.</p>
<p>Bir de sektörün kendi içinde farklı problemleri var. Bir sofralık zeytinin ayrı problemleri var, bir yağlık zeytinin ayrı problemleri var. Zeytinyağının da ayrı problemleri var. Sofralık zeytinde sorun malını pazarlaması değil, pazarladıktan sonra parasını alması oluyor. Marmarabirlik’te bu çok yaşanıyor.</p>
<p><strong>BÜYÜK FİRMALAR TARİŞ’E ROL VERMİŞ DURUMDADIR</strong></p>
<p><em><strong>Sektör büyük firmaların eline kalıyor, diyorsunuz. Bu ne şekilde gerçekleşiyor?</strong></em></p>
<p>Tariş zeytinyağını satıyor. Fakat sanki büyük tröstlerin deposuymuş gibi ucuza alıp, Komili’ye, Kristal’e satıyor. Onlar da bunu pahalıya size satıyor. Tüketiciye satıyor. Tariş büyük firmaların mal toplayıcısı durumundadır. Zaten büyük firmalar Tariş’e bir rol vermiş durumdadırlar. Tariş’in şu anda ki kapasitesi 60 bin ton civarındadır. Türkiye’nin zaten kapasitesi var yıllarında 200 bin yok yıllarında 100 bine kadar düşebiliyor. Bunun yarısını Türkiye zor tüketiyor. Türkiye’de zeytinyağı Marmara ve Ege’de tüketiliyor. Geri kalanı ise satılıyor.</p>
<p>İhracatçı, kooperatifler bir şekilde baskı unsuru oluşturabiliyor. Ama çiftçi bu noktada hayli zayıf kalıyor. Tariş’in zeytin birliğine bağlı 48 tane kooperatifi vardır. Bu kooperatifler üzerinde, isim vermiyorum, tam ve kesin egemenliği vardır. O’nun kişisel bir takım ahbaplık ve çıkar ilişkileriyle koruduğu bir takım kişiler vardır. Ve onların baskı yapmasıyla böyle bir yöntem oluşur. İstedikleri gibi oynarlar. Bu yüzden demokratik bir yapının gelmesi çok zor oluyor. Üretici bu demokratik yapının geleceğinden umudunu tamamen kaybetmiştir. Siz üreticiden kalkıp da 3,5 liraya yağ alıp Komili’ye satarsanız zarar oluşur. Burada ne oluyor? Komili’nin faydasına bir zarar elde edilmiş oluyor. Bu zarar ise vatandaşın cebinden vergi oluyor. Ve öyle gideriliyor. Burada çiftçinin kollanması söz konusu değil bundan para kazanan çiftçi değil ancak büyük tröstler oluyor. Tariş büyük firmaların toplayıcısı durumunda bulunuyor.</p>
<p><em><strong>Üretici için zeytincilik cazip olmaktan çıkıyor mu?</strong></em></p>
<p>Dünya devi İspanya zeytincilikte başta olmakla beraber İtalya, Yunanistan, Tunus arkadan geliyor. Tunus bizi geçmiş durumda ve gelecek yıllarda da Suriye bizi geçecek. İleri yıllarda Çin de bizi geçecek. Şu anda Çin zeytin dikmiş durumda. Sektörün temel sorunları bunlar. Bizi en çok üzen konu ise küçük üreticinin iflas etmesi ve üretimden soğuması. Üretici malını satmasa bile 3–8 yıllık sürelerle icara veriyor ve süratle sektörden çekiliyor.</p>
<p>Ayvalık-Edremit Bölgesi’nde 6 milyon civarında yağlık zeytin ağacı var. Bunlar hızla birkaç kişinin eline geçiyor. Mesela vakıflara ait 650 bin zeytin ağacı vardı. Yakın zamana kadar 250 adet zeytin ağacı olan kişi rahatlıkla geçinebiliyordu. Bu rakam giderek 1000’e doğru çıkmaya başladı. Zeytin geçimlik olma özelliğini kaybediyor.</p>
<p>Birde sahil şeridinde şöyle bir şey var. Özellikle Ayvalık ‘ta sahil şeridi hızla yapılaşmaya açılıyor. Mesela son olarak duble bir yol yapıldı. Şöyle ifade edeyim Dikili’den başlayarak Çanakkale’ye kadar abartmayayım ama 100 binlerce ağaç gitti. 10 metrede bir ağaç olduğunu düşünürsek hesabı siz yapın. Büyük bir zeytin ağacı katliamı söz konusu.</p>
<p><em><strong>Zeytin dikimi teşvik ediliyor son dönemde.</strong></em></p>
<p>Zeytin dikiliyor. Ama uzunca bir zaman devletin yapmış olduğu bir yanlışla Gemlik türü zeytin dikildi. Son bir yıldır da bu değiştirildi. Yağlık zeytine önem verilmeye başlandı. Ama günaydın diyoruz artık. Yağlık zeytinin ürün vermesi uzun sürede olur. Gemlik zeytininde ise en kötü ihtimalle 6. yıldan itibaren zeytin almaya başlıyorsunuz. Yağlık ta doğru dürüst bir zeytinyağı elde etmek için 15–20 yıl beklemek durumundasınız. Burada ki temel politikanın değiştirilmesi gerekiyor ve sendikamız esasen bununla uğraşıyor. Demokratik bir tarım reformu programı uygulanmaya başlanmalı.</p>
<p><em><strong>Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) kuruldu. Konseyin sektörde toparlayıcı ve birleştirici bir üstlenmesi hedefleniyor. </strong></em></p>
<p>UZZK’dan biz de davet aldık. O konuyla ilgileniyoruz. Yönetim olarak o konunun üzerine eğileceğiz. Çünkü ne şekilde bir katılım sergileyeceğimizi ve orada ki tavrımızı belirlememiz gerekiyor. Çünkü biz demokratik bir yapıyız, yani oraya gireceksek orada sözümüzün olması gerekiyor.</p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/taris-dev-trostlerin-yararina-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin ağacına hayat veren eller: Semih Kıvrak</title>
		<link>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak/</link>
		<comments>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 11:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Servisi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<category><![CDATA[Son Sayıdan]]></category>

		<category><![CDATA[ZEEYTİN VE SANAT]]></category>

		<category><![CDATA[ZEYTİN AĞACI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeytinagacidergisi.com/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[






Röportaj: Hüsamettin Berber
Önce Semih Kıvrak’ı biraz tanıyalım. Kendinizden biraz bahseder misiniz?
İstanbul’luyum. 73’te ailemle beraber İzmir’e geldim. Okul hayatı falan derken liseyi bitirdikten sonra çeşitli işlerle uğraştıktan sonra babamla çalışmaya başladım. Babamın Urla İçmeler’de taş ocağı vardı. Daha sonra taş ocağımız devlet tarafından kapatıldı. Ocak kapatılınca hafriyat işine başladık. Ben de şöyle bir alışkanlık var. Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<div class="topsy_widget_data topsy_theme_jade" style="float: right;margin-left: 0.75em; background: url(data:,%7B%20%22url%22%3A%20%22http%253A%252F%252Fwww.zeytinagacidergisi.com%252Fzeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak%252F%22%2C%20%22style%22%3A%20%22big%22%2C%20%22title%22%3A%20%22Zeytin%20a%C4%9Fac%C4%B1na%20hayat%20veren%20eller%3A%20Semih%20K%C4%B1vrak%22%20%7D);"></div>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div><p><a href="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1970.jpg"><img src="http://www.zeytinagacidergisi.com/wp-content/uploads/2009/06/cimg1970-225x300.jpg" alt="SEMİH KIVRAK:ZEYTİN AĞACINA HAYAT VEREN ELLER" title="SEMİH KIVRAK:ZEYTİN AĞACINA HAYAT VEREN ELLER" width="225" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-160" /></a><strong>Röportaj: Hüsamettin Berber</strong></p>
<p><em><strong>Önce Semih Kıvrak’ı biraz tanıyalım. Kendinizden biraz bahseder misiniz?</strong></em></p>
<p>İstanbul’luyum. 73’te ailemle beraber İzmir’e geldim. Okul hayatı falan derken liseyi bitirdikten sonra çeşitli işlerle uğraştıktan sonra babamla çalışmaya başladım. Babamın Urla İçmeler’de taş ocağı vardı. Daha sonra taş ocağımız devlet tarafından kapatıldı. Ocak kapatılınca hafriyat işine başladık. Ben de şöyle bir alışkanlık var. Ben çocukluğumdan beri kahvaltı yaparken, yemek yerken yemeği şekilli yerim. Mesela bulgurdan bir şey yaparım, onu sıkıştırırım ve öyle yerim. Telefonda konuşurken dahi resim çizerim. Ellerim boş durmaz.</p>
<p><em><strong>Zeytin Ağacı köklerinden heykeller üretmeye nasıl başladınız? Eskiden beri süregelen bir uğraş olsa gerek.</strong></em></p>
<p>Köşe yazılarım vardı. O köşe yazısı yazdığım gazetenin sahibi DSP’den para almış seçimlerde. 2002’de ki yerel seçimlerde. Güzelbahçe’de bir yerel gazeteydi bu. Para almasına ben sinirlendim, biraz tartıştık bıraktım. Mevlana’nın güzel bir sözü vardır. “Bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu vardır.” der. </p>
<p>Ben köşe yazılarımda hikaye anlatırdım. Kıssadan hisse tarzında yazılarım vardı, onları yazıp sonrada bir sonuç çıkarırdım. Epey ilgi görüyordu. Yazmayı bırakınca, ben de başladım ağaçlardan bir şeyler yapmaya. O da nasıl oldu?  Bir tane kök parçası buldum. Kabuğunu soydum. Küçük bir kök parçasıydı. Kabuğunu soyunca ilginç şekiller gözüktü bana. Nasıl bulutlara bakar da farklı şekillere sokarsın onu. Aynı öyle şekiller gördüm. Bu zeytin köklerinin üzerinde ki fazlalıkları almaya başladım ve bir tane şekil çıktı ortaya. Ondan sonra bir şekil çıktıkça onun üzerine hikaye uydurmaya başladım. </p>
<p><em><strong>Nasıl hikayeler?</strong></em></p>
<p>Dur bir tane getireyim. (Elinde kuş, balık ve bir köpek bulunan küçük bir heykelcikle geliyor.)</p>
<p><strong><em>Şimdi bunun hikayesi nedir?</em></strong></p>
<p>Dünya yer, gök ve denizden oluşuyor bildiğiniz gibi. Kuş gökyüzünü temsil ediyor. Köpek karayı balık ise denizi temsil ediyor. Gökyüzünü fabrika dumanlarıyla, sıktığımız parfümlerle kirletiyoruz. Ozan tabakası delindi.  Karada durum nasıl? Ağaçlar yok ediliyor. Her yer betonlaşıyor. Kimyasallar, foseptikler denize gidiyor. Ekmeğini denizden çıkartan balıkçı bile bilinçsizce avlanarak kendi ekmeğini yok ediyor. Doğaya bu zararı kim veriyor. İnsan. Güzel bir insan olabilir mi bu? (Heykelin arkasını çeviriyor. Heykelin arkasına oldukça çirkin bir hilkat garibesinin yüzünü oymuş.) Hayır. İnsan yararlandığı şeylere bile bile zarar veriyorsa kafadan çatlak olması lazım. Bakıyoruz beyni var mı? Beyni de yok bunun. Ama bütün insanlar bunun gibi çirkin mi, hayır. Güzel insanlar da vardır. Düzeltmek için gayret göstereceklerdir. Yani birçoğunun hikayesi var. Tek figür olanların değil de çok figürlü olanların hikayesi var. Genelde çok figürlü çalışıyorum.   </p>
<p><em><strong>Genelde aile temasını mı işliyorsunuz çalışmalarınızda. Eserleri incelediğim zaman öyle bir izlenim oluştu bende.</strong></em></p>
<p>Evet aileyi işliyorum. İçlerinde Ramses heykeli de var. 11 bin kusur kürdandan oluşuyor. </p>
<p>Mesela aile konusu burada var. Hayat insana bir sefere mahsus güzel bir imkan sunar. Büyük balık gibi. Onu yakaladın, yakaladın. Yakalayamadığın zaman kaçar gider.  Aile içerisinde ki eğitim eğer düzgünse o senin geleceğine ışık tutacaktır. Eğer ki eğitim güzel değilse kuru bir ağaç olursun ömür boyu tepene binerler. Büyüyünce hayat mücadelesi başlayacaktır. Yanında besleyeceğin insanlar vardır. Kimisi köpek gibi sadık olur, kimisi kedi gibi nankör olur arkadan kuyunu kazar. Kimisi de sırtından beleş geçinmeye çalışır. Yani burada ailenin içerisinde başlayan eğitimi anlatmaya çalıştım. </p>
<p><em><strong>Peki, neden zeytin ağacı? Çünkü işlemesi oldukça zor olan bir ağaç. </strong></em></p>
<p>Zor, işlemesi çok zor. Yani çok sert bir ağaç. Neden özellikle zeytin ağacı? Çünkü benim ulaşmam kolay. Ben hafriyat işiyle uğraşıyorum. Ve Urla bölgesinde zeytin çok fazla. Yani her yerden zeytin kökü çıkıyor. Ve çok güzel figürler var üzerinde. Ben yapmadım onları. Zeytin ağacı böyle bir şey.  Baktığın zaman kendiliğinden veriyor sana konuyu.</p>
<p><strong><em>Oradan bir ışık yanıyor. Sonra devam ediyorsunuz. Peki, ama ne kadar zamanda ortaya çıkıyor?</em></strong><br />
Epey bir uğraş gerektiriyor. Önce başlıyorsun, sonra ağaç sana söylüyor zaten şunu da yap diye. Hikaye kendiliğinden gelişiyor gidiyor. Ortalama altı aylık bir zamanda böyle bir şey ortaya çıkıyor. </p>
<p>Şimdi ben bunları otobüste, dolmuşta ve ya kamyon yüklenirken yapabiliyorum. Kamyon kullanıyorum ya. O aralarda yapıyorum. Ne zaman boşluk buldum o zaman. Evde yapmıyorum çünkü aileme zaman ayırmak zorundayım. </p>
<p>Çok zahmetli bir iş. Doktor bisturisiyle çalışıyorum. Şu kıymıkların büyüklüğüne bak. </p>
<p><em><strong>Çevrenizden nasıl tepkiler alıyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Valla kırık diyorlar. Kafayı yemiş diyorlar. Bulunduğum ortam itibariyle pek anlaşılmadığımı hissediyorum.</p>
<p>Mesela öğle yemeğimi sanayide yiyorum. Sanata ilgisi olanların pek fazla bulunduğu bir yer değil buraları maalesef. “Ya bununla uğraşılır mı? Sen kafayı yemişsin.” gibi tepkiler alıyorum. Ama ben aldırmıyorum benim hoşuma gidiyor.</p>
<p>Tabi aslında sanata ilgi duyan bir kesim de yok değil. Var böyle bir kesim. Urla çok büyük sanatçılarda çıkartmış. Ama tabi büyük bir nüfus içerisinde 5-10 kişi çıkartmak kolay olur. </p>
<p><strong><em>Bu ilk sergi mi?</em></strong></p>
<p>Ben sergi hiç düşünmedim aslında. İzfaş’tan Şebnem Hanım, “Böyle bir organizasyonumuz var, katılır mısınız?” diye sordu. Peki dedim ben de. Şartları konuşuruz, falan dedi. Ben şart da konuşmadım. Taşımasını yaptık, standa para ödemedim. Onlardan teklif geldi. Diğer türlü zaten sergi açmak için gerekli olan maliyeti karşılayamam. Ticari amaçlı eserler değil bunlar çünkü. Mutlaka satmam lazım ki o maliyeti karşılayım. Ama sat desen ben satmam. Mesela şuna daha elimdeykem bir teklif geldi. Başkası için güzel bir rakamdı. Ama ben satmadım. Mesela hapishanede ki bir adam düşünün elin de tesbih var. O tespihi yıllarca sallıyor. En yakın arkadaşı o. Ayrılması çok zor. Dışarıdan baksan değeri belki 1 YTL’dir.  Benim için de öyle 5-6 ay üzerinde çalışıyorum. Sonra çocuğum gibi oluyor.</p>
<p>Bir tane mecburi satış oldu. Yine zeytin ağacından bir İsa heykeli yapmıştım. Dayım ticaret yapar. Yurtdışına gidip geliyor. İsa heykelini bir yurtdışı ziyaretinde “göstereyim” diye aldı, götürdü. Bir Polonyalı, aşırı Katolik bir arkadaşı varmış. Adam bunu almak istemiş. Satılık değil dedim. Dayım, “ bu gelmez artık, adam vermiyor. İster paralı, ister parasız. Kaç paraysa söyle.” deyince 1750 Euro’ya satıldı.  </p>
<p><em><strong>Eserlerin boyutları aşağı yukarı aynı… Küçük boyutlarda hepsi.</strong></em></p>
<p>Çünkü otobüste, dolmuşta yaptığım için daha büyük olursa taşıyamam. Evde yapmıyorum. Atölyede yapmıyorum. </p>
<p><strong><em>Elinizde çalıştığınız  ne zaman tamamlanacak…</em></strong></p>
<p>Bu tamamlanacak bir ağaç değil. Çünkü kök çatlak. Orantılarda tutmuyor. Kökün,<br />
Dalın özelliği de önemli. Bakın çalışmalarımın arasında birkaç tanede Kızılderili var. Çünkü Kızılderili Türk soyundandır. Kilim işlemeciliği bile Türk motiflerinin aynısıdır. Bu özellikleri ve doğaya olan saygılarından dolayı Kızılderilileri de işliyorum çalışmalarımda.</p>
<p>Çevreyi de konu ediniyorum. Çevre sürekli yok ediliyor. Çevre yok edilirken kendimizi de yok ediyoruz.  İnşaat yaparken zeytin ağaçlarına zarar veriyorlar. Ben de bu işle uğraşıyorum. Biliyorum ki inşaat yapacağız diye ağaçlara zarar verenler var. Ben taşıyorum ağacı kepçeyle. Zeytin güçlü bir ağaç olduğu için yaşıyor. Yeter ki köklerine fazla zarar verme. Yani onlara kalsa öldürecekler ağaçları. </p>
<p><strong><em>Peki zaman içinde yıpranmıyorlar mı? Nasıl koruyorsunuz?</em></strong></p>
<p>Japon yapıştırıcısı sürüyorum. Benim bulduğum sistem bu. Yapışkanı döküyorum. Emiyor içerisine. Cila gibi kaplamış oluyor. Ve çatlamasını engelliyor. Ayrıca hepsinin doğal rengi. Zeytin kökünün rengi katman katman farklılaşıyor. Dallarına bakıldığında görülebilir.</p>
<div id="facebook_share_share_1" style="float: right; margin-right: 2px; margin-left: 2px">
<a name="fb_share" type="box_count" share_url="http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak/"></a>
<script src="http://static.ak.fbcdn.net/connect.php/js/FB.Share" type="text/javascript"></script>


</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytin-agacina-hayat-veren-eller-semih-kivrak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

