Eksen kaymıyor, genişliyor
EGELİ İHRACATÇILARDAN İHRACATTA EKSEN KAYMASI YORUMLARINA TEPKİ:
İHRACAT PAZARLARIMIZ ÇEŞİTLENİYOR
Dünya genelinde 2008 yılının son çeyreğinde ortaya çıkan ve halen etkileri devam eden küresel ekonomik krizin en yoğun olarak Avrupa Birliği üyesi ülkelerde hissedildiğine işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, bu gelişmenin doğal sonucu olarak Türkiye’nin ihracatında AB’nin payının yüzde 48’den, yüzde 46’ya gerilediğini, buna karşılık Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından uzun yıllardan beri başarıyla sürdürülen Dış Ticaret İhracat Stratejisi’nde hedef pazar olarak belirlenen coğrafyalara ise Türkiye’nin ihracatının sürekli artış gösterdiğini kaydetti.
Türkmenoğlu, “Türk ihracatçısı muhtemel krizlere karşı strateji geliştirmiş ve pazarlarını çeşitlendirmiştir. Tabir yerinde ise yumurtaları farklı sepetlere koymuştur” şeklinde konuştu.
Son günlerde TEPAV tarafından hazırlanan, “AB Pazarındaki İhracat Kayıpları” başlıklı rapor sonrasında gündeme gelen ‘İhracatta eksen kayması’ tartışmalarını yersiz ve gereksiz bulduklarını anlatan Türkmenoğlu, “Ticarette, siyasetteki gibi, dış politikadaki gibi bir eksenden söz etmek ve eksen kayması tartışmaları yapmak Türkiye’ye emek ve zaman israfı yaptırır, kimseye bir fayda sağlamaz. Türkiye, uzun yıllardan beri Dış Ticaret İhracat Stratejisi kapsamında Uzakdoğu ülkelerine, çevre ve komşu ülkelerine, Afrika ülkelerine gerek Cumhurbaşkanımız, gerek Başbakanımız, gerekse Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız başkanlığında gerçekleştirdiğimiz ziyaretler, ikili iş görüşmeleri, ilave fuar destekleri ve ticaret heyeti organizasyonları ile 2008 yılında 132 milyar dolar ihracat rakamına ulaştık. Bu süreçte ihracatımızdaki dinamizm sayesinde Türk ekonomisi 26 çeyrek sürekli büyüme kaydetti. 2010 yılının ilk çeyreğindeki yüzde 11.7’lik rekor büyümede de en büyük katkı ihracat dünyasından gelmiştir. İhracatımız, 2002 yılından itibaren 2008 yılı sonuna kadar 6 yılda 4 kat artarak 36 milyar dolar’dan 2008 yılında 132 milyar dolar’a ulaşmıştır. Aynı dönemde Türkiye’nin GSMH’sı ortalama yüzde 6 seviyesinde büyümüştür. Bugün Türk Hava Yolları Gana’ya sefer koydu. THY, Gana’ya Türk turistleri taşımak için sefer koymadı. Türk ihracatçısının Afrika’daki iş hacmindeki artış bu seferleri gündeme getirdi” dedi.
Türk ihracatçısının 2009 yılında 237 ülkeye ihracat yapma başarısı gösterdiğine işaret eden Türkmenoğlu şöyle devam etti: “ 2010 yılının geride kalan 7 aylık diliminde ise bu ülke sayısı 246’ya yükselmiştir. Dünya haritası üzerinde bir çoğumuzun yerini dahi gösteremeyeceği, adını duymadığı ülkelere mal satarak, ülkemize döviz kazandıran ihracatçılarımız her türlü takdire layıktır. Küresel mali krizden en çok etkilenen AB ülkelerindeki düşüşü bu tarzda gündeme getirmek Türkiye’ye bir kazanım sağlamayacaktır. Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri son 7-8 yıllık dönemde İhracat Stratejik Planları ile ihracat pazarlarını çeşitlendirme çalışmaları yapmamış olsaydı Türkiye bugün dünyaya yıllık 110 milyar dolar ihracat yapan bir ülke olamazdı.”
“İhracat rakamlarının yorumlanırken, bardağın ne tarafına baktığınız önemli” diyen Türkmenoğlu, “Türk ihracatçısı yaklaşık 8 yıldır değerli TL ile mücadele ediyor. Bu süreçte pazardaki konumunu güçlendirebilmek için verimliliğini arttırdı, inovasyon ve ar-ge’ye gerekli önemi verdi, tüketicinin talebine parelel olarak ürünlerine geliştirdi ve çeşitlendirdi, ürün teslimini daha hızlı yapar hale geldi, pazarlarını çeşitlendirdi, işgücünü daha eğitimli hale getirdi. Bütün bu unsurlar bir araya gelince ihracatımız değerli TL’ye karşın artış gösterebildi. TL’nin değeri, AB ülkelerine ihracat artışı yaptığı söylenen ülkelerin paraları gibi gerçek değerinden daha düşük olmayı bir kenara bırakın gerçek değerinde olsaydı dahi ihracatımız daha da yüksek bir düzeyde olurdu. Bugün Avrupa Birliği, kriz ortamında tüketici tercihlerinde değişimin yaşanmaya başlandığı, kalitenin eskisi gibi olmazsa olmaz olmadığı bir Pazar haline gelmektedir. O nedenle döviz kuru tüketici tercihlerinin şekillenmesinde, AB pazarında kriz öncesinden daha da önemli hale gelecektir. Türk ihracatçısı dünyadaki rakipleri ile rekabet edebileceği bir kur ile AB pazarına yakınlık avantajını da kullanacak ve geleneksel pazarında güçlü olan konumunu daha güçlendirecektir. Bunu yaparken diğer pazarlarda da ihracatını arttırmak için çalışmalarını kesintisiz sürdürecektir.”
Zeytin Ağacı










Söz sizin