Emel Hanım’dan “İlaçlı ürüne” yanıt!
İnci Holding’in kurucusu rahmetli Cevdet İnci’nin “beşibiryerde” dediği kızlarından Yüksek Mimar Emel Önal Özkaya gelini Y. Biyolog Aygül Akar Önal’ı da yanına alarak “zeytinciliğe” başladı.
Gelişmeler sonucu haberim oldu…
Emel Önal Özkaya ile Aygül Akar Önal’ın 17 Ekim 2011 tarihini taşıyan “Tarihi Ekolojik Turizm Bölgesi Tasarımı” araştırması elime geçtikten sonra bir solukta okumaya çalıştım…
Tarihi-Ekolojik- Turizm Bölgesi Tasarımı kapsamındaki konuları 6 ana başlıkta şöyle sıralamış, kaynana-gelin Emel ile Aygül Hanımlar…
1- Sürdürülebilir konuları,
2- Dünyada ekoköyler,
3- Türkiye’de örnek ekoturizm projesi tatuta,
4- Pilot eko-köy veya eko-bölge tasarım önerisi,
5- İmar kanunundaki güncel düzenlemeler,
6- Kırsal kalkınma ve AB destekleri.
HASATTAN DÖNDÜ
Belki de iki hatta üç yıldır görmediğim, karşılaşmadığım Emel Önal Özkaya’yı arayıp, İzmir Gaziemir’deki “İnci Holding”in merkezindeki makamında buldum.
Daha doğrusu büyük tesadüf oldu…
Kaç gündür, uzun zamandır Salihli’nin Pazarköyü’ndaki çiftliğinde, “zeytin hasadı”nın başındaymış…
İzmir’e gelince, gün boyu süren randevularının arasına beni de sıkıştırdı. Tabii ki ancak hava karardıktan sonra…
Bu arada “Zeytin Gezegeni” (Olive planet) adını verdiği “Jupiter” şirketini kurduğunu da öğrenmiş oldum…
Söyleşimiz sırasında “OnOlive”, “Org.Olive”, “Memnune” hakkında da bilgi aldım.
Başlıklardan zeytinyağından, organik tarımdan ve müşteri memnuniyetini de konuştuğumuzu anlamışsınızdır.
Biliyorsunuz son yıllarda işyerinden eve servisler, rekabette “şart” oldu…
Yani piyasanın “olmazsa olmazı” eve, işyerine teslimden geçiyor.
Bir sandviç bile ısmarlasanız, ayağınıza kadar getiriyorlar.
“Karşıyakalı Sarışın”, “Hürrem Sultan”, “Lolita”, “Ankaralı Medyum Bahar”, “Sarı Papatya” ya da dostlarla olduğumuz zaman bizim imdadımıza bir telefon etmemiz yetişiyor. Tabii ki bizim tercihimiz hep “zeytinyağlıdan” yana oluyor…
Şimdi bende bir hastalık başladı…
Hemen her öğünde, yemeğimin yanında mutlaka küçük parçalara doğranmış, üstünde zeytinyağı gezdirilmiş domates yiyorum…
Çocukken, Bornova’da annemizin üzerine zeytinyağı gezdirilmiş ekmek dilimlerini, açlığımızı gidermek için verdiği günler gibi… Dandaviç’de top oynadıktan sonra açlığımızı bu şekilde bastırırdık.
Emel Önal Özkaya’ya bir ara, “Zeytinliğinizde, başka ürün de yetiştiriyor musunuz?” diye sorduğumda “Kardeş Bitkiler” ve “uyum”dan söz etti. Zeytin ağacının altında domates yetiştirilemeyeceğini bilimsel olarak anlattı.
Zeytinin kardeşinin üzüm olduğunu da bu arada öğrenmiş oldum.
“Emekli olduktan sonra, kendime meşgale bulmak için zeytinciliğe başladım” diyen sanayici, işkadını Y. Mimar Emel Önal Özkaya’nın sehpasının üzerindeki bir broşür dikkatimi çekti:
“Zeytinim”isimli bir cafe- restoranın broşürü vardı.
“Sağlıklı yaşam için, sağlıklı beslenme” sloganıyla yola çıkan “Zeytinim” isimli Alsancak Pazaryeri’ndeki restoranın zeytinyağlılar listesine göz attım:
Taze fasulye, barbunya, ıspanak, kereviz, kabak, patlıcan, semizotu, pırasa, imambayıldı, börülce vardı.
“Zeytinim” isimli restoran tabelasını da inceledim, “Natürel ve Organik gıda” kocaman kapital yani büyük harflerle gelip geçene sesleniyordu…
Bu da bana göre geleceğimiz ve seçiciler için güzel bir haber…
DOĞRUYU TEBRİK EDİYORUM
Bu arada unutmadan yazayım…
Emel Önal Özkaya, “organik tarım ve zeytin” için, çok ünlü bir ismi danışman yaptı.
O da kendisine, “Organik zeytinde para yok, ben size beş yılda, ilaçla nasıl çok para kazanacağınızı göstereceğim!” dedi.
Dedi de ne mi oldu?
“O anda, yüksek maaşlı danışmanlık görevine son verildi.”
Demek ki, günümüzde idealistle, geleceğimizi düşünenler, daha doğrusu her şeyin para olmadığını bilenler, görenler de var…
Zeytin ve zeyzinyağı’nda bizim en önemli rakiplerimizden biri de İtalyanlar… Onlarla tarihten bu yana çoğu kez iyi münasebetlerimiz var.
Geçen yaz İtalya’ya yaptığım 10 günlük ziyarette bunu yaşadım.
Swissotel Büyük Efes’te, “Karşıyakalı Sarışın”la Almanların “Oktober Fest”ine katılmıştık. Orada Eldor Elektronik’in üst yöneticileri Ezgi İstif ve Şeyda Tanyu ile tanışmıştım.
Masamızda bir ara “zeytin ve zeytinyağı” gündeme gelmişti.
RAKİBİMİZİN YEMEĞİ!
Birbirinden güzel, alımlı ve kültürlü bu hanımlar için, masamızda bulunan Zeynep Hanım’a, “Herhalde formda olmalarını zeytin ve zeytinyağlıyı tercih etmelerinden olsa gerek” demiştim.
13 Aralık Salı akşamı bir aksilik olmazsa Ezgi İstif’in davetine gideceğim…
Davet şöyle:
“Eldor Elektronik ve Plastik Malzemeleri Üretim ve Ticaret Ltd. Şti olarak Fabrikamızda 13 Aralık 2011 Salı günü saat 18:00-20:00 saatleri arasında İtalya’nın birleşmesinin 150. Yılını ve Anasponsoru olduğumuz Kyme Antik Şehir kazımızın resepsiyonunu İtalyan müzikleri eşliğinde İtalyan lezzetleriyle kutlayacağız.
Sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız.”
Ezgi İstif kadar “İtalyan lezzetlerine” dikkat edeceğim…
Lezzetlerde “Zeytinyağı” mı kullanılmış, yoksa başka bir yağ mı” onu öğreneceğim…
Benim İzmir’de hayran olduğum isimlerden birisi de, girişimcilik ruhunu kaybetmeyen, bilgi ve tecrübesini özellikle gençlerle paylaşan Berkay Eskinazi…
Aynı zamanda Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu üyesi, Liyakat Derneği Başkanı Berkay Eskinazi ile bir yıl önce tanışmıştım.
Bu değerle “Geç tanıştım, erken kaybettim” olmasın diye, “ters gitmemeye” çalışıyorum. Bu yüzden “girişimci hanımlara”, Berkay Eskinazi’ye de “zeytinciliğe el at” diyemiyorum…
Çünkü bu konular çok hassas…
BERGAMALI TAHSİN’e YANIT
Bergamalı üretici Tahsin Bey’in “Bergama zeytini” ile ilgili görüşünü yazdıktan sonra, çok tenkit aldım…
Bunlardan birisi de Ziraat Mühendisi Esat Bülbül’den gelen yazı…
Sevgili Esat Bülbül bakın bu konuda ne diyor?
“Saraya birçok yerden zeytin ve zeytinyağı gitmiştir.
Acaba kandil yakıtı olarak mı ya da sofralık olarak mı zeytinyağı gitti.
Şimdi Körfez dururken, Bergama’yı Körfezin önüne geçirme düşüncesi saçmalıktır.
Ege zeytinciliğinde Bergama diye bir yer yoktur.
Bergama’da insanlar yüz yıllardır pamukçuluk yapmışlar, atadan ve dededen kalan 50 ağaç zeytini de evin ihtiyaçlarını karşılamak için, Odunundan zeytininden yağından yararlanmak için kullanmışlardır.
Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağının Başkenti Körfezdir.
Bunun dışında bir düşünceyi savunmak dahi akıl dışıdır.
Körfez bölgesinde yüzlerce yıldır yüzlerce zeytin işletmesi, yağhane ve sabunhaneler vardır.
Bana Bergama da bir tane yağhane gösterebilir misiniz?
İnsanları yanlış yönlendirmeyin!
Elbette ki Sofralık zeytinde de Akhisar Başkenttir.
Kendi Domat ve Uslu gibi menşei Akhisar olan türler zaten Akhisar’ın bu üstünlüğünü sergilemektedir.”










Söz sizin