4 Kasım 2011

Gökyüzü ile yeryüzü arasındaki Cennet: Aydın

Gökyüzü ile yeryüzü arasındaki Cennet: AydınManisa- Akhisarlı sanayici, zeytin ve zeytinyağı ihracatçısı Mustafa Alhat ile yeni tanıştım…
İsmen biliyordum ama elini hiç sıkmamıştım… Kardeşiyle birlikte işlettiği tesisleri gezince “İşte beynimdeki işadamı” dedim.

Aslında kendisi benim gibi diğer konuklarına da olağanüstü denilecek şekilde ilgi gösteriyor, soruları bilimsel bir şekilde yanıtlıyordu.

Mustafa-Hüseyin Alper Alhat kardeşlerin, güzelim tesislerinin açılışında gözüm bir hanımefendiye takıldı.

O zaman “Bu kim?” diye sorduğumda, “Anne Hatice Alhat” demişlerdi. Baba Hüseyin Alhat da kibarlığı ve giyinişiyle dikkatimi çekti. O an çocukluğum aklıma geldi, Bornova’daki bahçemizde ancak bayram günleri böyle giyinirdik. Daha doğrusu giydirilirdik.

Meğer Alhat’lar da her zaman böyle “Bayram günü” gibi giyinir, sürekli güler yüzle şehirlerine ve çevrelerine güzellik saçarlarmış…

İSTANBUL HANIMEFENDİSİ

Bilmiyorum hatırlıyor musunuz?

Sanıyorum Ağustos ayında, sevgili ve hayırsız arkadaşım M. Didem Öktem ile değerli kızı Derya Öktem’e Karşıyaka’da rastlamıştım.

Ayaküstü sohbetten sonra, büyükanne Perihan Yanar ile tanışmıştım…
Ve Perihan Yanar’ın etkisi altında kalarak şunları yazmıştım:

“İstanbul Beyefendisi deriz ya Perihan yanar da tam bir İstanbul Hanımefendisi… O kadar bilgi ve kültürlü ki, kendisine hayran kaldım. Bir ara, ‘Siz nerede tahsil gördünüz?’ gibi tuhaf bir soru sordum, Perihan Yanar Hanımefendiye…

‘İstanbul Kız Lisesi’nin ilk mezunlarındanım!’ demişti.
Daha sonra “İstanbul Türkçe ve lehçesi” ile adaları, çocukluk ve gençlik yıllarını, düzgün ve temiz insanıyla eski İstanbul’u anlatmıştı.
Derya Öktem çok iyi Fransızca bildiği gibi çok iyi piyano da çalıyor. 6 yaşında başlamış, şimdi genç bir kızımız. Olgun yaştaki Perihan yanar ise anladığım kadarıyla çok iyi ut çalıyor.
O zaman, Perihan Yanar’a “ziyaret edeceğim” sözünü verdim, tutamadım…
M. Didem Öktem’e ise “Sevgili kızın bir gün piyano resitali verirse, beni de konuk eder misiniz?” diye sorduğumda “evet” demişti.

“Ben aramam, sen ara!” dedim, sözünü tutmadı…
Ama kendisine bir noktada hak veriyorum…

Çünkü Ayvalık tarafındaki “zeytinliklerini”, bir sahtekâr yüzünden satıp, ellerinden çıkarmak zorunda kalmışlardı…
Buradan şu sonucu gelmek istiyorum:

Geçmiş, eski yıllarda hemen her aile, geleceğini garanti altına almak için mutlaka bir “zeytinlik” sahibi oluyordu. Olmaya çalışıyordu…
Bu zamanla unutuldu, şimdi yine bu görüş ortaya çıktı…
Benim görüşüm zeytinliği olan ne aç, ne de açıkta kalır…
Bugün yakın geçmişten söz ediyorum…
Yine bir hatırlatma yapacağım:

ÖNEMLİ BİR MEKTUP

Sevgili Üzeyir Karaoğlan, kısa süre önce bana şu elektronik postayı göndermişti:
“Sayın hocam internette araştırma yaparken 07.10.2011 tarihli kamulaştırma hakkındaki yazınız dikkatimi çekti bu konuda bayağı dertliyim bu konuyla ilgili 2007 den beri devam eden bir kamulaştırma davam var yaşadıklarımı yazsam roman olur diye düşünüyorum özetle birkaç konuyu değinmek istiyorum yerel mahkemenin kararını davacı idare (kamulaştırmayı yapan) temyiz etti Yargıtay üç maddeden dolayı bozma kararı verdi 1.si faiziyle davalıya yani bana ödenmesini karar vermişti. (Biz faizini talep etmedik dolayısıyla almadık zaten)

2. ve 3. Maddeler arazinin sulanmasıyla ilgili… İlgili giderlerin yansıtılmamış olması delillerin yeterince belirtilmemiş olması idi;

Buna göre yerel mahkeme önceki bilirkişiden ek rapor aldı bilirkişi 1000 TL. gibi sulama gideri tespit etti sulama ile ilgili delilleri ortaya koydu.
Araziyi bu bilirkişi heyeti fiili olarak ilk keşifte görmüştü. (Şu anda ortadan kamulaştırmayı yapan idare tarafından kaldırıldığı için görme ikanı yoktur.)

Sonraki duruşmada davacı idare itiraz etti hakim dosyayı farklı bir bilirkişi heyetine gönderdi; rapor geldi bize göre facia bozma nedeni olmayan verim yönünden (ortalama verim miktarına göre hesaplama yapmış ilçe tarım ortalamasını 436,5 Kğ/ TL. olduğu gibi aldığı için rakam 12.000,00 TL. düşüyor.

Birincisi Yargıtay’ın bozmadığı bir kalem, ikincisi tarlayı fiili olarak görmediler.
Önceki bilirkişi heyeti tarlayı gördükleri için ortalama verimi 500 Kğ/TL vermişlerdi.
İtirazlarımızı beyanlarımızı yaptık tabi bu konularda güçlü delillere ihtiyacım var yardımcı olabilirseniz sevinirim.

TAZMİNAT

Aynı yerle ilgili başka bir davam daha var.
O da tam bir komedi!
Karar açıklanınca tescil yapılmadan verilen bedeli almadan zeytin ağaçlarımı odun olarak kestim. Köylünün hepsi almıştı.

“Boşaltın!” diye belediye hoparlöründen, davacı idare ilan yaptırmıştı. Ayrıca; avukatları da şifahen “alın” demişlerdi.

Neyse;
Keserken şikâyet olmuş! Jandarma savcılık el koydu.
Kısaca anlatıyorum; itirazlarımızı yaptık mahkeme kararı ile el konulanları geri aldık
Daha sonra hırsızlık davası açtılar, beraat ettik.
Bu dosya da Yargıtay’da…
İnşallah onanır.

Bir yıllık itiraz süresi geçtikten sonra 41 bin TL’lik. Tazminat davası açtılar, hâkim kabul etti, davayı bilirkişiye gönderdi.

Gelen rapor facia! “İdarenin zararı 55 bin TL.’dir” diyor. (Davacı idare kamulaştırma davasını 42 bin TL’den açmıştı.

Düşünün; kıymet takdir komisyon raporuna göre!
Bu konuda da itiraz ve beyanlarımızı yapacağız.

Yardımcı olabileceğinizi düşünerek paylaşmak istedim.
Saygı ve selamlar.(Üzeyir Karaoğlan).

BİR AÇIK MUTLAKA VARDIR

Sevgili üretici Üzeyir Karaoğlan’ın isteğini bir türlü yapamadım… Yani yasaları inceleyemedim. Sadece şunu söyleyebilirim:

Mektubu gördüğünüz gibi çok güzel ve açık dille yazılmış…
Yani bunu herkes yapamaz, hatta birçok hukukçu dahil…

Yasa koyucular, mutlaka bir iki yerde, “ileride kendilerini ve yakınlarını korumak” amacıyla, düşüncesiyle, aykırı madde koyarlar. Bu cümleler arasında gizlidir. Eğer yasaları dikkatlice okur, bazı cümlelerin altlarını çizer, ya da not alırsa, davayı mutlaka kazanır.
Çünkü davalar usulle kazanılır, usulle kaybedilir…

Mühim olan o cümleyi bulmak ve “tek kelime, ya da cümle” ile vurucu, sonuca gidici hamleyi yapmaktır.

Burada acı olan zeytinliklerin yok edilmesi ve yerine yabancılar tarafından fabrika kurulmasıdır.

Sanayinin yeri verimli topraklarımız ve atalarımızdan kalan zeytinlikler olmamalıdır.
O zaman Sayın Üzeyir Karaoğlan’a, “Mahkemelerim var, bu yüzden dosyanızla (davanızla) ilgilenemiyorum” demiştim.

MUSTAFA ALHAT’IN DAVETİ

Önceki akşam, telefonla görüştüğüm Zeytin ve zeytinyağı ihracatçısı, dostum olarak kabul ettiğim sevgili Mustafa Alhat’ın “Aydın davetini”, “Mahkemem var!” diye kabul edemedim…
Gerçekten yine mahkemede idim…

Hatta Adliye’den Yeni Asır’ın eski ortaklarından Şenol Devrim ablamızın Alsancak Hocazade Camii’ndeki cenazesine gittim.

Şenol Devrim, Türkiye’ye batılı anlamda gazeteciliği getiren kıdemli gazetecilerden rahmetli Cemil Devrim’in eşi idi. Patron Dinç Bilgin’in ise ağabeyi…
İnsan yaşlanınca, elde olmayan bir sıkıntı ile karşılaşınca ne hale geliyor?
Bunu bu cenazede gördüm…

Hatta yine Manisalı hayırsever Kulalı Hakkı Keleşoğlu, “Nerede Şenol Hanım ile Dinç Bilgin’in önünde takla atanlar, ailelerini ekmek götüren yüzlerce kişi?” diye sorunca yanıt veremedim…
Söylediğim sadece şu idi:
Dört kişi olsun yeter!

HAYRAN KALDILAR

Ama ben yine de Çinliler, Japonlar ve İranlılar’ın Aydın’da, “Aydın zeytinyağına hayran kaldıklarını” iletebilirim.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ve Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin, Ekonomi Bakanlığı Koordinatörlüğü’nde Türkiye’de ağırladığı Çinli, Japon ve İranlı ithalatçılardan oluşan “Zeytin ve Zeytinyağı Alım Heyeti” Aydın’da zeytin hasadı yaptı ve hasat ettikleri zeytinlerden zeytinyağı çıkardı. Çinli, Japon ve İranlı işadamları Aydın zeytinyağına hayran kaldı.

Çin, Japonya ve İran’dan gelen 8 tanesi gazeteci, 32 kişilik heyet 01-02 Kasım tarihlerinde 40 civarında Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatçısı ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra Aydın Ticaret Borsası’nın davetlisi olarak Aydın’a gitti.

Ege İhracatçılar Birliği Basın Danışmanı Murat Demircan’dan öğrendiğime göre; Aydın’da ilk olarak Sultanhisar’daki Nysa Antik Kenti’ni ziyaret eden “Zeytin ve Zeytinyağı Alım Heyeti” üyeleri burada Nysa Antik Kenti’ni gezdi ve Aydın Efelerinin halk oyunlarını beğeniyle izledi.

RAKAMLAR ÖNEMLİ

Heyet üyelerini Heredot’un Aydın ile ilgili tanımlamasından esinlenerek, “Gökyüzü ile yeryüzü arasındaki cennet Aydın’a hoş geldiniz” diyerek karşılayan Aydın Ticaret Borsası Başkanı Adnan Bosnalı, Aydın’da 40 bin ton zeytinyağı ve 100 bin ton sofralık zeytin üretildiğini, zeytin ve zeytinyağı yanında incir ve kestanesiyle Aydın’ın önemli bir tarım ürünleri üretim ve ihracat merkezi olduğunu kaydetti.

Bosnalı, “Aydın’ın güzelliklerini sizlere göstermek istiyoruz, tercihinizin Aydın ürünlerinden yana olmasını istiyoruz. Bu ziyaretler işbirliği ve ticaretimizi arttıracak” diye konuştu.
Nysa Antik Kenti’nden Nysa Oteli’ne geçen “Zeytin ve Zeytinyağı Alım Heyeti” burada kendileri için düzenlenen “Zeytin Hasat Şenliği”nde zeytin hasadı yaptı. Heyet üyelerinin çoğunluğunun ilk kez zeytin ağacı gördü ve hasat yaptı.
Nysa Otel’deki “Zeytin Hasat Şenliği”nden sonra Nysa Zeytinyağı Fabrikası’nı ziyaret eden heyet üyeleri hasat ettikleri zeytinlerin zeytinyağına dönüşümüne şahitlik etti.
Uluslararası akreditasyonu olan Aydın Ticaret Borsası Laboratuvarı’nda zeytinyağı analizlerini gördü.

Son olarak Kuşadası’nda zeytinyağı müzesini ziyaret etti.

ÖNEMLİ VARLIK

Aydın’ın 22 milyon zeytin ağacı varlığı ile Türkiye’de en fazla zeytinağacı varlığına sahip il olduğunu belirten Aydın Ticaret Borsası Başkanı Adnan Bosnalı, 2011/12 sezonunda 40 bin ton zeytinyağı ve 100 bin ton sofralık zeytin rekoltesi beklediklerini, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağında arz artışı olduğunu bu arzın ihracatla katma değere dönüştürülebileceğini bu süreçte de en önemli hedef pazarın Uzakdoğu olduğunu kaydetti.

Çin, Japonya ve İran’dan gelen “Zeytin ve Zeytinyağı Alım Heyeti”nin 01–02 Kasım 2011 tarihlerinde İzmir Hilton Oteli’nde Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatçıları ile yaptığı görüşmelerin çok verimli geçtiğini anlatan ZZTK Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken, “Çin ve Japonya’da zeytinyağı tüketimi son yıllarda sürekli artıyor. Japonya 40 bin ton zeytinyağı tüketiyor, Çin ise 2010 yılında 22 bin ton zeytinyağı tüketti ancak 2015 yılında 65 bin ton zeytinyağı tüketmesi bekleniyor. Çin ve Japonya zeytinyağı pazarının yüzde 25’ine ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

CİDDİ ÇALIŞMA

Çin heyetinde bulunan ve İspanya’dan yıllık 15 milyon dolarlık zeytinyağı ithalatı yapan Pekin Pinlive Foods Firması Satın Alma Müdürü Elina Wen, İspanya Hükümeti’nin İspanya zeytinyağının uluslararası pazarlarda pazarlamasında ciddi promosyon yaptığını, İspanyol yağını bu nedenle tercih ettiklerini, Türk Hükümetinin son yıllarda Türk zeytinyağı ile ilgili ciddi promosyonlar yapmaya başlaması nedeniyle Türkiye’den de ithalatı gündemlerine aldıklarını belirtti.

Wen, “Türkiye zeytinci bir ülke, Türk zeytinyağının kalitesi İspanyol zeytinyağından aşağı değil. Türkiye’nin tanıtım desteği artarak devam ettiği ve tedarik istikrarı sürdüğü sürece biz ve Çinli firmalar Türk zeytinyağını tercih eder konuma geleceğiz. ” dedi.

Yaşar Eyice