Kanıt gibi fotoğraf
VATANDAŞ YAŞAR TARİHTE BERGAMA ZEYTİNİNİN İZİNİ SÜRDÜ:
MASKELER İNMEYE, İNDİRİLMEYE BAŞLANDI
Elimde bir fotoğraf var…
Bu fotoğraf Bergama Sagancı Köyünde bulunan ve Rumların kullandığı tarihi yağhaneye ait.
Gönderen de Bergamalı Gazeteci Tahsin Tuna…
İyice inceleyince, fotoğrafın çok değerli olduğunu gördüm…
Kartpostal olacak, ya da “tarihin tanığı” olarak dergilerde geleceğe saklanacak bir görüntü…
Fotoğraf, mahkemelerde ile önemli bir kanıt yerine geçiyor.
Hatta belge olarak tarihin derinliklerinden gelen bir eser olarak, gelecek nesillere aktarılıyor.
“KGB AJANI ANLATMIŞTI”
Bir zamanlar dünyayı titreten Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden, KGB Ajanı bir arkadaşım, “Fotoğraflar üzerinde” ne kadar derin araştırma yaptıklarını anlatmıştı…
Tabii ki bu bilgiyi SSCB dağıldıktan ve “gizlilik geçerliliği” geçtiği süreden sonra dile getirmişti. Şimdi 80 yaşına yaklaşıyor ve hatıralarıyla yaşıyor.
“Fotoğraf!” deyip sakın geçmeyin!
Bir iki gün öne Bornova Rotary Kulübü’nün, İzmir’in yeni oteli “KEY” in VİP Salonu’ndaki “EGE’NİN İNCİSİ İZMİR 2012 TAKVİMİ” nin tanıtımına gittim. Fotoğraf Sanatçısı ve Koleksiyoner Roteryen Mert Rüstem de, görüntüler hakkında bilgi verdi.
Tarihin tanığı bazı fotoğraflar ender bazı şanslı kişilerin gördükleriydi.
Kaç kişiydik bir de ondan söz edeyim:
Vatandaş Yaşar, duayen gazeteci Ünal Tümin, gerçek basın emekçisi Mustafa Oğuz, Bornova Rotary Dönem Başkanı Nezir Gürsoy, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Başkanı Prof. Dr. Hale Ören, genç güzelimiz Meral Morsümbül, şu an adlarını anımsayamadığım biri hanım iki kişi daha…
ZEYTİN GÜZELİ
Bu arada “zeytin ve zeytinyağı” ile ilgili iki kişinin adından da söz ettik…
ELDOR Elektronik ve Plastik’in Yönetim Kurulu Başkanı İtalyan sanayici ve işadamı Pasquale Forte ile ELDOR’un üst yöneticilerinden “Zeytin Güzeli” Ezgi İstif’ten…
Bu önemli kişilerle söyleşimiz hep “zeytin, zeytinyağı, geçmişin tanığı fotoğraflar” idi…
Şimdi tekrar Bergamalı Gazeteci Tahsin Tuna’nın mektubuna dönüyor ve bazı alıntıları sizinle paylaşmak istiyorum…
YILLARDIR TANIRIM
TUNA ELEŞTİRİLERE CEVAP VERDİ
Bakın Tahsin Tuna ne diyor?
“Sevgili Yasar Ağabeycim:
Sen beni gazeteci olarak yaklaşık 35 yıldan bu yana tanıyan birisin. Çok zamanlar da birlikte çalıştık. Benim haberciliğimi az çok bilen birisin. Meslek yaşamım boyunca 1974 ten bu yana yazdığım on binlerce haberden bir tanesi yalan yanlış şişirme (Aspargas) haber diye yayınlanmadı ve tekzip yemedi.
Bu sözlerimle şunu söylemek isterim. Ben bir haber yazdımsa belgeli dayanağı vardır. Doğru kaynak olmadan bir şey söylemem yazamam.
Geçenlerde seninde kullanmış olduğun zeytin haberi sonrasında aldığın eleştirilere bende çok üzüldüm.
Fakat her kes bir şey diyecektir!
Alınmadım ama doğruları saptırmak adına bazı kişilerin “tarihi yanıltması” diye bir şey düşünemiyorum.
Şimdi senin Bergama zeytinine ilişkin benim yazımdan dolayı aldığın eleştirilere şu kaynak bilgileri aktarmakta yarar görüyorum.
Sana gönderdiğim tarihi kaynaklara dayalı bu bilgi Umarım açıklayıcı ve yararlı olur!
Yaz yayınla ki bilmeyenlerde öğrensinler.
Ve iddia ediyorum ki; “ZEYTIN DEYINCE BERGAMA AKLA GELIR.”
MIZRAKTAN ZEYTİN AĞACI
En eski Anadolu efsanelerinden birinde Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan kentin sahibi olacağını ilan eder.
Deniz Tanrısı Poseidon ve Bilgelik Tanrıçası Athena yarışmaya başlarlar.
Poseidon üç dişli çatalını bir kayaya saplar ve insanları uzak yerlere götürerek savaşlar kazandıracak ‘at’ı yaratır.
Athena ise mızrağını yere saplayıp onu bir ‘zeytin ağacı’na dönüştürür. Şehir halkı Athena`yı seçer ve şehre Athena`nın adı verilir.
Bu seçim ‘at’ yerine ‘zeytin ağacını’ seçmek değildir sadece…
Halk aynı zamanda göçebelik yerine yerleşikliği, savaş ve talan yerine barış ve uygarlığı seçmiştir.
Aklı, bilimi ve sanatı temsil eden tinsel parlaklığın tanrıçası Athena`nın en belirgin simgesi kendi yarattığı ağaç olan zeytinin dalıdır.
Bugün başta Bergama olmak üzere Anadolu’da ve karşı kıyılarda hemen bütün yukarı kentlerde bulunan Athena tapınakları ve bu tapınakların arasında zeytin ağaçlarının olması boşuna değildir.
ANLAMI; ZEYTİN!
Bugünkü Zeytindağ beldesi sınırları içindeki Kazıkbağlar’ın antik dönem ismi ELEA zeytin anlamına geldiğini söylemiştik.
Asklepion’da ve Akropol’de, Allionai’de zeytinyağı işlikleri mevcut.
Bergama Müzesinde zeytinyağı kandilleri, kapları, küpleri pek çoktur.
Osmanlı Döneminde zeytinyağı mahyalarda ve kandillerde aydınlatma amaçlı olduğu kadar, Osmanlı mutfağında yemeklerde kullanılırdı.
Osmanlı sarayına zeytinyağı Bergama’dan gönderiliyordu.
İşte belgesi: “Gömlek No:8320-Fon Kodu: MAD.d..
‘Zeytinyağı bölgesi Bergama, Soma, Mudanya, Gemlik, Ayvalık, Aydın, Tırhala kazalarıyla sair bazı kazaların ve Girid, Midilli cezireleriyle tevabiinin mahsulat ve mamulatı olan zeytinyağlarıyla sabunlarından tahsil olunan kantariye ihtisab rüsumunun ve teferruatının askeri masrafları için Mansura hazinesine teslimine.’
Karesi sancağı dâhilinde kain Bergama kazasına bağlı Ayazmend nahiyesinde vaki Makaron iskelesine Bergama ve yöresinin özellikle Sağancı köyü civarının zeytinyağı tedarik edilip payitahta gönderilmektedir.
SARAYIN ZEYTİNİ
1800 yılların sonlarında Doğu Akdeniz ve Osmanlı Sarayına zeytinyağı satan Sağancı Köyü o kadar ünlenir ki Midillili iki Rum tüccar köyü kendilerine rakip görürler, (Mihali Karamit, Perikli Lukov )1890 yılında köye gelip yeni fabrika yaparlar. (Şimdiki bacalı fabrika)
Agalya’nın evinin önündeki çeşme kitabesinde: “15.6.1897 I. Agalis’in Sağancı Kasabasına armağanımdır” yazmaktadır.
Ve, yine yazımın başında da belirttiğim gibi Rumların kullandığı tarihi yağhaneye ait Tahsin Tuna’nın gönderdiği bu fotoğraf önemli bir belge yerine geçiyor.
YAŞAMIN GERÇEĞİ
İşin aslı ne biliyor musunuz?
Tarihi gerçekler Tahsin Tuna gibi idealistler tarafından, ya da geçmişine önem verenler tarafından ortaya çıkarıldıkça, bazı insanlarımız bundan çeşitli nedenlerle alınıyorlar.
Birçok kişinin menfaati de zedelenmeye başladı…
Çünkü yıllardır körlerle sağırlar birbirini ağırlar yöntemi ile “sözde” festivaller, hasat şenlikleri düzenleyenler, böylece reklâmlarını yapıp, piyasayı ellerine geçirmeye çalışanların iplikleri pazara çıkmaya başladı.
Bunlar bir iki yemek, bir iki güzel sözle ve de “önemli kişi” saydıkları “küçük insanlarla” işbirliği yaptıkları için çamura saplandıklarının yeni yeni farkına varıyorlar.
Geçenlerde bir toplantıda, masanın üzerinde bir ismin yazılı olduğunu gördüm.
“Bu dostumu da gelecek mi?” diye sordum…
“Evet!” dediler…
Yanımdaki ÜTÜ’cü “Bu paracıdır, para yoksa o da yoktur!” dedi.
Ve de o’nun dediği çıktı. Benim “dostumuz” olarak belirttiğim kişi, herhalde bir başka yerde kendisini pazarlıyordu…
Samimi söylüyorum, kıskançlık mı, gerçek mi, doğruluk mu çıkaramadım…
Ama bildiğim şu; zeytin ve zeytinyağı’nda piyasa mücadelesi yeni başlıyor…
Birçok kişinin yüzündeki maske inecek veya indirilecek…










Sayın Tuna fizik kurallarını alt üst etmiş. Neredeyse Bergamayı zeytinin Anavatanı ilan edip Bergamada doğduğunu hatta buradan dünyaya yayıldığını. Bergamada bir şehir efsanesidir gidiyor. Bergamadan Saraya zeytinyağı gidermiş? eeee ne olmuş gitmiş se Ben de Cumhurbaşkanlığına zeytinyağı gönderiyorum diye Cumhurbaşkanlığının resmi zeytinyağı tedarikçisi mi saymalıyım kendimi?
Saraya hasbel kader Beragamadan da zeytinyağı gitmiş olabilir de bu yağ sarayın binlerce çalışanından kime gitti?
Allianoi, akropol ve asklepionda zeytin işliği nerededir? BEN DE BERGAMALIYIM VE HİÇ BİR ŞEKİLDE BİR ZEYTİN İŞLİĞİNİN VARLIĞI DOĞRU DEĞİLDİR. Gerçekleri saptırmak ayıptır.öYLE BİR İŞLİK VAR İSE RESİMLERİNİ YAYINLANSIN DA BİZ DE ÖĞRENELİM…
Türkiyede zeytinin Başkenti KÖRFEZdir. Bunun dışında iddia akıldışıdır.
edREMİTİN KENDİ ADINI TAŞIYAN KENDİ ZEYTİNİ VAR, NİZİP, KİLİS, GEMLİK,AKHİSAR’ ZEYTİNİ VAR(USLU, DOMAT)
Sayın Tuna’ya sormak gerekir. Bergamada az sayıda olan zeytin ağaçlarının türü nedir?