17 Şubat 2012

Pine Bay’da gün zeytinyağı ile başlar!

Pine Bay’da gün zeytinyağı ile başlar!Naile Göçen Çukurova’yı tanır mısınız?

Eğer benim yazılarımın tiryakilerinden iseniz mutlaka tanırsınız…
Çünkü zaman zaman kendisinden söz ederim, kadın girişimcilerden kendisini örnek olarak gösteririm.

Kuşadası’nda Pine Bay’ın sahibi, ya da Göçtur Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı diyebilirim.
Pine Bay, zeytinyağlı yemekleriyle tanınıyor.

Sofranızda mutlaka “hoş geldiniz” anlamında, nefis zeytinyağını bulursunuz ve kendinizi tutamayarak misi gibi ekmeğinizden bir lokma koparıp, zeytinyağına bular ve ağzınıza atarsınız…

Bir daha…
Bir daha…

Bir ara sohbet ettiğimizde; liderlik, fark yaratma, kalite, istikrar, şeffaflık, sürekli gelişme ve takım çalışması gibi sözcük ve kavramların kendisi ve ekibi için söylenmiş olduğunu belirtebilirim.
Bu kadarla kalsa iyi;
Bireye, hakka, emeğe saygı…
Çevre bilinci,
İş ahlakı, etik,
Katma değer,

Sağduyuyu da bunlara eklersek ne olur?

Geriye sadece bir davet kalır!

Perşembe akşamı Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın özel davetine gitmeden önce, Kemal Ertan, Güngör Öcal, Cengiz Bulut ve Ahmet Sarışın’la “İzmir’in sorunlarını” yüksek tartışırken, sevgili Naile Göçen Çukurova aradı ve gerçekten çok ama çok önemli bir davet yaptı.

Dört kişi aramızda, özellikle Kordon’daki resmi daireler ve bankalar üzerinde öylesine yüksek sesle ve hararetle tartışıyorduk ki, sanki Naile Göçen Çukurova bizi duymuş da, “dileğinizi ben yerine getiriyorum!” diyerek davetini yapıyordu.

Eski İzmir Milletvekili ve Bornova Belediye Başkanı Cengiz Bulut ile Konak Belediye Başkanı Ahmet Sarışın, TV’deki programlarında, yalnız İzmir’in değil dünyanın en güzel yerlerinden biri Kordon’daki resmi dairelerin ve bankaların, “özel yönetmelikle” kaldırılmalarını, yerlerine otel, restoran ve kafelerin almasını diliyor, istiyor ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’na öneriyorlardı.

Neden olarak da, “Tatil ve Bayram günleri kapalı olduğundan İzmir’in güzelliğini ve bütünlüğünü bozuyorlar.” diyorlardı.
Dedim ya, sanki yılda bir iki kez tercih ederek kaldığım Pine Bay Resort’un sahiplerinden Naile Göçen Çukurova , “Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Kuşadası, son yıllarda popülaritesini daha da artırıyor. Büyük bir kültürel ve tarihi mirasa sahip bu bölge, ilk uluslararası otel markasına; Hilton Worldwide marka portföyünde önemli bir yer tutan tam hizmet oteli Double Tree by Hilton ile kavuşuyor…” diyordu…

EGE’NİN İLKİ

Gürültüden mi yoksa “harika” diyebileceğim haberden mi neden olduğuna karar veremedim ve Naile Göçen Çukurova Hanım’a, “Özür dilerim, gürültüden duyamadım, yerimi değiştireyim” dedikten sonra cümlesini tekrarlamasını istedim…

“Hilton Worldwide’un Göçtur Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş. ile imzalanan franchise anlaşması ile hayata geçirdiği ve aynı zamanda Ege Bölgesi’nin de ilk Double Tree by Hilton oteli olacak olan DoubleTree by Hilton Kuşadası’nın 2013 sonlarında açılması planlanıyor.” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tarihi doku ve özgün mimariye saygılı bir yaklaşımla inşa edilen Double Tree by Hilton Kuşadası, hepsi balkonlu 88 odasının yanı sıra, alışveriş, yemek ve eğlence için ayrılmış geniş ortak kullanım alanlarıyla, Kuşadası’nın tam kalbinde, eğlencenin yeni adresini oluşturacak. Yolcu gemi limanı ve yat limanında gerçekleştirilen genişleme ve Kongre Merkezi yapımı çalışmalarıyla birlikte, bölgenin çehresi değişecek. Otel, yeni binaların yanı sıra tarihi binalardan oluşacak ve aynı zamanda, tarihi “Tabakhane” yapılarını da Türk turizmine kazandıracak.”

Duyduklarım beni mutlu ettiği kadar heyecanlandırmış olacak ki, yanlış anlamadan çekindiğim için yardımcısı ve özel kalemi Azize Pala’nın elektronik posta göndermesini rica ettim.

Mesajda; “Double Tree by Hilton Kuşadası projesi ile ilgili ayrıntıları, 20 Şubat 2012 Pazartesi günü, saat 10.00’da, Kuşadası Belediye Başkanı M. Esat Altungün, Kuşadası Kaymakamı Mustafa Esen’in yanı sıra, Hilton Worldwide Türkiye, Rusya ve Doğu Avrupa Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mike Collini ve Göçtur Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Naile Göçen Çukurova’nın katılacakları toplantı ile halka duyurulacaktır, sizi de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.” deniliyordu.

İmza ise Naile Göçen Çukurova yerine şöyleydi: Hilton Worldwide …

Ağzımdan, “Oooo…” diye uzun bir hayret ya da şaşkınlık nidası çıktı… Düşünmeden, “Çok uzak gelemem!” çıktı…

Şimdi ise “Karşıyakalı Sarışın” ya da “Hürrem Sultan” ı alıp Kuşadası Çamlimanı Mevkiindeki Pine Bay Holiday Resort’a gidip, bu çok önemli olaya şahitlik mi etsem diye düşünüyorum.

Zaten Turizmi Türkiye’ye getirenlerin başında Kuşadası ve Burhaniye Kaymakamlığı ile Muğla Valiliği yapan Özer Türk vardı. Bu vesile ile onu da saygı ve rahmetle anmış olduk.

OPET’İN DAVETİ

Bu arada Mihrap Düzöz bana bir not verdi.
Mihrap, İstanbul MESE İletişim Danışmanlığı’ndan Mert Aybars’ın aradığını ve sadece “Yaşar Ağabey beni tanır!” dediğini söyledi.
Mihrap’a “Mutlaka bir etkinlik vardır, söyledi mi?” dediğimde “hayır!” dedi.

Ve bilgisayarımı açtığımda, Mert Aybars’ın şu davetini gördüm:

OPET Petrolcülük ile dünyanın en büyük bağımsız madeni yağ üreticisi Alman Fuchs Petrolub AG eşit ortaklığıyla, endüstriyel madeni yağ üretim ve dağıtım alanında faaliyet göstermek üzere 2005 yılında kurulan OPET FUCHS Madeni Yağ A,Ş. OPET’in Madeni Yağ iş biriminin tamamını devralarak, faaliyetini otomotiv yağları da dâhil olmak üzere, madeni yağ sektörünün tüm alanlarına taşıdı.

Üretimini İzmir’de gerçekleştiren OPET FUCHS Madeni Yağ A.Ş. ortaklığının yeni yapısı ve yatırım planlarının ayrıntılarını sizinle paylaşmak üzere İzmir Çiğli’deki fabrikamıza bir gezi programı düzenledik.
Tarih ve saatine baktım aklıma yattı…
Tarih 21 Şubat 2011 Salı idi ve saat 16.00’da bizi OPET Fuchs Madeni Yağ Fabrikası’na götüreceklerdi.

Bu arada OPET Petrolcülük A.Ş Kurumsal İletişim Müdürü Ayşenur Aydın’da, “Fabrika gezisi ve ardından gerçekleştireceğimiz akşam yemeğinde sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız…” mektubunu göndermiş.

Hep diyorum, “Bu memleket için bir çivi çakanın kulu kölesi olurum!” diye… Özellikle “istihdam yaratan” için yapamayacağım yoktur…

Yaşar Eyice