Amacımız zeytinyağını her kitleye sevdirmek
Röportaj ve fotoğraf: Hüsamettin Berber
PRN gıda’nın genç patronu Püren Bacakoğlu ile başkanlığını yaptığı İzmir Ekonomi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin ofisinde görüştük. Bacakoğlu, piyasada daha oldukça yeni olan markasıyla boy göstermenin verdiği heyecanla anlattı bize markasını, kısa ve uzun vadedeki planlarını… Logosundan ambalajına, üretim süreçlerinden sektörde yaşanılan sıkıntılara kadar her şeyi konuştuk genç girişimciyle. Gördük ki hazine anlamına gelen markası “Tesoro” vitrinlerde ayrı bir soluk, ayrı bir konsept oluşturmuş bile. Farklı bir anlam yüklemiş Bacakoğlu markasına. “İnsanlar birbirlerine sağlık hediye etsinler istedim diyor.” EXPO’nun ana temasının bile sağlık olduğunu hatırlatarak. ( Röportajımızı gerçekleştirdiğimizde EXPO heyecanı devam etmekteydi.) Sektörde karşılaştığı sıkıntılardan konu açıldığında ise “siz kaliteli ürünler pazara sunduğunuz sürece, sıkıntılar geçicidir” dese de, anlaşılan üreticiden ihracatçıya küçük ölçekli, büyük ölçekli bütün firmaların sıkıntıları birbirinden çok da farklı değil.
Püren Hanım genç bir girişimcisiniz, zeytinyağı sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Bu piyasaya girme fikri nereden doğdu.
Piyasaya girme fikri uzun zamandır vardı esasında, bunun için uzun zamandır araştırma yapıyordum. MBA bittikten sonra dil eğitimi için bir süre İtalya’da bulundum, bildiğiniz gibi orada zeytinyağı tüketimi bizlere nazaran çok fazla, bunun yanı sıra insanların özel günlerde birbirlerine zeytinyağı hediye etmeleri benim her zaman ilgimi çekti, böyle bir şey yapma fikri esasında İtalya’da ortaya çıktı desek en doğrusu olur.
Tüketici olarak piyasada ki standartlardan sıkıldığınızı ifade etmiştiniz. Bu da rol oynadı mı peki böyle bir marka ortaya çıkarma noktasında?
Hayır, tam olarak böyle bir şey söz konusu değil fakat yine de her şey birbirinin tekrarı gibiydi, bazı şeyler yeni yeni oturmaya başladı. Sektördeki butik market fikri yeni yaygınlaşmaya ve farklılaşmaya başladı biliyorsunuz. Firma olarak il Tesoro’yu yaratmamızdaki öncelikli amacımız ülkemizde zeytinyağını daha tüketilir bir ürün haline getirmek. İnsanların özel günlerinde veya işadamlarının yurtdışından gelen konuklarına hediye etmeleri için tasarladık. İnsanlar birbirlerine şık şişelerle sağlık armağan etsinler istiyoruz. Bizim temel hedefimiz bu. Zeytinyağı çok sağlıklı bir ürün olmasına rağmen Türkiye’de tüketimi çok az biliyorsunuz.
Ürünün içinin kalitesi kadar ambalajının görselliği ve kalitesi de gerçekten çok önemli. En önemli eksiklerimizden bir tanesi de ambalaj bugün Türkiye’de, mesela İtalyanlar bu konuda o kadar ustalar ki içi kötü olan bir ürünü bile çok güzel ve şık bir ambalajla mükemmel bir şekilde pazarlayabiliyorlar. Ama burada bizim ürünümüzdeki farklılık şu, bizim ürünümüzün hem içi, hem dışı güzel ve kaliteli. Hem içiyle hem dışıyla farklılık yaratmayı amaçlıyoruz.
Ambalaj da çok önemli, en önemli eksiklerimizden biri de ambalaj bugün Türkiye’de. Geçenlerde İtalya’ya giderken uçakta servis yaptılar, ambalajı o kadar çekici ki albeniyi size anlatamam, içindeki leziz yemeği görmek için sabırsızlanıyorsunuz. Şöyle ki içini açtığınızda 3 tek grisini olduğunu görünce bir anlık şaşkınlık tabi, ama hayatımda hiç sevmediğim yemediğim grissiniyi bile yenilebilir hale getiriyor, bu bir başarı işte. Ama firma olarak biz ‘il tesoro’ ile damak tadının görsellikle buluştuğu bir ürün yarattık. . Bizim öncelikli amacımız, gerek zeytinyağının yüksek kalitesi, gerekse özel şişelerinin ve etiketlerinin görselliğinin birbirini tamamladığı ürünlerimizi tüketiciyle buluşturmak
Peki, üretim sürecinizden biraz bahseder misiniz?
Ayvalık’ta gerçekleştiriyoruz, üretimimizi Özgün AŞ.’ de gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla orada dolumumuz oluyor. Oradan doğrudan siparişleri göndermekle beraber perakende olarak da burada (İzmir-Mavişehir) ofisimiz var. Bu şekilde dağıtım yapıyoruz. Bayilikler vermeyi planlıyoruz. Distribütörlük anlamında da görüştüğümüz firmalar var. İnternet sitemiz www.prngida.com aracılığıyla da satış yapıyoruz.Bu şekilde yavaş yavaş ama emin adımlarla ilerliyoruz. Bizim çok aceleci bir yönetim ve satış politikamız yok. Zamanla şişelerimizde farklılıklar yaratmaya devam edeceğiz kişiye veya firmalara özel tasarımlar da yapıyoruz. Tüketicilerimizden bu zamana kadar hiçbir olumsuz yönde bir eleştiri almadık. İnsanların özel günlerinde hediye olarak zeytinyağı armağan etmesi bilincini oluşturmayı gerçekten başardık, amacımız bunu her kitleye sevdirmek ve bu kültürü yaymak.
“İl Tesoro” diye bir marka. Püren Hanım bu isim nereden geliyor?
Aslında İtalyanların çok kullandığı bir kelime “Tesoro”. Esas anlamı ‘ hazine’. Fakat diğer bir anlamı da var. “Tesoromio” dediğiniz zaman benim en değerli varlığım anlamına geliyor. Dolayısıyla benim sevdiğim bir kelime olduğu için bu adı kullandık.
PRN gıda, zeytinyağıyla beraber mi ortaya çıkmış olan bir şirket o halde.
Evet, zeytinyağıyla birlikte ortaya çıktı. Fikrin oluşması ve şekillenmesi yeni değil ancak firmanın kuruluşu geçen sene. 22 Kasım’da da ilk ürünümüzü piyasaya sürdük. Yarım litresini 18 YTL’ den satışa sunuyoruz.
Çam ağacı şeklinde tasarlanmış zeytinyağı şişeleriniz var, bunları İtalya’dan mı ithal ediyorsunuz?
Çam ağacı şeklinde olan burada seramik olarak üretiliyor, İtalyan bir tasarım ama. Diğer uzun şişemiz İtalya’dan geliyor.
Tüketicilerden nasıl bir tepki aldınız ürünlerinizle ilgili olarak.
Çok iyi, beklediğimden daha olumlu tepkiler aldık diyebilirim. Bizim logomuzu mutlaka fark etmişsinizdir. Piyasada logolar genelde zeytin dalı, zeytin ağacı şeklinde, bunu bir eleştiri anlamında söylemiyorum tabiî ki. İl Tesoro tüketicinin alışık olmadığı farklı bir konsept oldu sadece, baştan biraz tedirgin olmadım değil esasında, çünkü farklı olanı kabullendirmek ve sevdirmek kolay bir iş değil, tüketicinin alışık olduğu bir konseptin dışına çıkmak riskli, hele hele yeni piyasaya çıkmış bir firma için bu risk 2 ye katlanıyor. Sizin beğendiğiniz ve tasarladığınız ürünü halk sevmeyebilir, bunun risklerin tümünü göze almıştım ben, ama şunu söyleyebilirim görsellik olarak beklediğimden çok fazla ilgi ve beğeni gördü. Bu bizim için son derece sevindirici.
Genç bir girişimci olarak ben sizin hakkınızda “zor bir piyasaya girdi, sıkıntıları olan bir piyasaya girdi, inşallah başarılı olur” diyen yorumlar dinledim birkaç kez. Bu yorumları yapanlarda uzun süredir sektörde faaliyette bulunan artık bir yerde işin uzmanı olan kişiler. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz, karşılaştığınız sıkıntılar neler?
Şu an Türkiye’de her sektörde büyük sıkıntılar var, bu sadece zeytinyağı sektörü ile alakalı bir şey değil. Her zaman şuna inanırım, bir işi doğru yaptığınızda –ha şu an sıkıntı olabilir- mutlaka karşılığını alırsınız, kolay demoralize olan ve kolay yıkılan bir yapım yok, tabiî ki olumlu ya da olumsuz eleştiriler her zaman olacaktır, hepsini saygıyla karşılamakta fayda var şüphesiz.
İleriye yönelik olarak, uzun vadede bekli de ihracat var mı planlarınız arasında?
İhracatla ilgili olarak görüşmelerimiz sürüyor. Ekibimizle beraber değerlendiriyoruz. Hedef pazarımız şu anda USA ve Çin. Bunlarla ilgili olarak çalışmalarımız devam ediyor. Hem iç piyasa hem de dış piyasayla ilgili araştırmalarımız ve temaslarımız gündemde. Reklam çalışmalarımız sürüyor, Vinolive 2008 Fuarı’na katılacağız dolayısıyla bunun için hazırlıklar yapıyoruz şu an.
Coğrafi İşaret çok işimize yaradı
Zeytinyağı denilince akla tabii ki Ayvalık gelir. Ayvalık’ın coğrafi yapısı sebebiyle bu bölgede yetişen zeytinlerin tadı, kokusu ve lezzeti diğer bölgelere göre farklıdır. Şu anda piyasada satılan birçok yağın Ayvalık yağı adı altında satılmasını engellemek üzere Ayvalık Ticaret Odası’nın coğrafi işaret uygulaması başlatması hem bizler hem de tüketiciler için son derece sevindirici bir durumdur. Bu anlamda Ayvalık yağı daha güvenli ve içi rahat olarak tüketilebilecek. Bu coğrafi işaret uygulaması il Tesoro için de çok büyük bir avantaj. Çünkü ürünlerimiz yüzde 100 doğal ve en önemli özelliği de Ayvalık zeytinyağı olması. Bizim öncelikli amacımız, gerek zeytinyağının yüksek kalitesi, gerekse özel şişelerinin ve etiketlerinin görselliğinin birbirini tamamladığı ürünlerimizi tüketiciyle buluşturmak.”
“Girişimciliği bana Ekrem Demirtaş aşıladı.”
1979 doğumluyum ben. Burada yüksek lisansımı (MBA) tamamladım. Girişimcilik fikrini biz Ekonomi Üniversitesinde aldık. Girişimciliği aşılayan her zaman üniversite oldu. İzmir Ticaret Odası ve İEÜ Mütevelli Heyet Başkanımız Sayın Ekrem Demirtaş beni girişimciliğe yönlendiren en önemli insanlardan bir tanesi ve kararlarımda katkıları çok fazla. Mezunlar Derneğinin kurucusuyum ve 2. dönem başkanıyım.









