8 Ekim 2011

Üretici, devesi ve zeytinleriyle birlikte yok oldu

Üretici, devesi ve zeytinleriyle birlikte yok olduİnsanın yaşamında kaybedilmiş yıllar vardır. Zeytin ve zeytincilik ile ilgilenmediğim ve yazmadığım zamanları da artık “kaybedilmiş zaman” olarak görüyorum.

Aslında çocukken, büyüklerimle birlikte “zeytinliğe” gittiğimiz, hasad yaptığımız günleri şöyle böyle anımsıyorum.

Benim hatırladığım, Bornova’da üç yerde zeytinliğimiz var.

Birincisi; Bornova’dan Manisa Sabuncubeli çıkışında sol tarafta 57. Topçu Tugayı’nın ana giriş kapısının solundaki alan ailemizindi.
Yolun karşı tarafı ise tamamen zeytinlikti…
Orada da sayısını bilemediğim kadar zeytin ağacımız vardı.

Üçüncüsü ise Papazkuyusu denilen mevkide…
Şimdi bu saydığım, anlattığım üç yerde de binalar yükseliyor.
Bornovalılar, baharı bu zeytinliklerin altında piknik yaparak karşılardı.
Ailemizin büyüklerinden duymuştuk, büyükbabam bir gün zeytinden dönerken (Herhalde 100 yılın üstünde bir zaman), önünde giden bir kişi, yer yarılmış, devesi ve eşeğiyle (merkebiyle) birlikte toprağa girmiş ve yarık kapanmış. Bornova’ya gelmiş ve başından geçeni anlatmış…

HİKÂYE DEĞİL GERÇEK

Önceleri buna inanmıyorduk, ama jeolojiyi ve fayları okuduktan, İzmir’deki yer sarsıntılarına (depremlerini) okuyup öğrenince, gerçek olduğunu öğrendik.
Özellikle son yıllarda “Deprem Dede” sayesinde fay kırıklarının, harekete geçtiğinde bırakın develi ve eşekli üreticiyi, dev binaları bile yutacağını biliyoruz.

“Akhisar’da Zeytin Hasadı Şenliği” yazımın arkasından, Bergama’dan “teşekkür” mektubu alınca, şaşırdım.
Önceki zamanlarda Aliağa ile Bergama Ticaret Odaları’na dair çok yazı yazmıştım. Hatta Ramazan ayında, Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka aramış, “Bir kez de davetlimiz olarak gelin fabrikalarımızı gezelim” demişti. Ben de “Tamam bu kez ‘Vatandaş Yaşar’ olarak değil de, dostunuz olarak geleceğim” yanıtını vermiş, çalışmalarını ve başarılarını övmüştüm.
Bergama Ticaret Odası Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanı Berna Yalçınkaya’ tarafından gönderilen antetli kağıda yazılmış 2011-/Ö/1958 SAYILI

MELİH KAHRAMAN’dan MEKTUP

“TEŞEKKÜR” MEKTUBUNU” sizinle paylaşmak istiyorum:
“Sayın Yaşar Eyice, Akhisar’da ‘Zeytin Hasadı Şenliği’ makalenizde Bergama Ticaret Odası olarak Kozak yaylamızdaki çam ağaçlarında ve Bergama’nın bazı köylerindeki zeytin ağaçlarında görülen kuruma ve verim kaybı ile yaşadığımız sorunun giderilmesi ve ağaçlarımızdaki problemin nedeninin bulunması için gösterdiğimiz çabanın sesi olmanızdaki hassasiyetinizden duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isteriz.

Bölgemiz için yüksek hassasiyeti olduğunu düşündüğümüz soruna çözüm arayışımızda kitlelere duyurduğumuz sesimiz olmanıza teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.- Melih KAHRAMAN- Yönetim Kurulu Başkanı”

“Teşekkür etmeyi” neredeyse milletçe unuttuğumuz, fesatlığın kıskançlığın olağanüstü denilecek derecede arttığı bir dönemde Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Melih Kahraman’dan aldığım bu mektubun üzerimde yarattığı mutluluğu ve pozitif direnci anlatacak kelime bulamıyorum.

En iyisi ben nostaljiyi (hasreti) ve “özel”i bir yana bırakıp, yaşamın gerçeğine döneyim…

KAMULAŞTIRMA BEDELİ

Yaşamımın büyük bölümünü, yazdıklarım nedeniyle mahkeme salonlarında geçirdiğim için Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin “Kamulaştırma bedelinin tespiti, tescil” ile ilgili karardan söz edeyim.

Sizi sıkmadan önce; “üreticileri” ve “meraklıları” ilgilendiren “zeytin” ile ilgili karara giren kısımları nakledeyim:

“…Dava konusu taşınmazın tamamı zeytin bahçesi olup, 60–70 yaşlarında zeytin ağaçları ile kaplı olduğu yerinde yapılan inceleme sonucunda anlaşılmış ve bu ağaçların net geliri dikkate alınarak, yok yılında 252 kg, var yılında 800 kg, ürün alınacağı, yağlık, yemeklik ve salamura zeytin olarak sınıflandırılmak ve Ticaret Borsasında her tür zeytin için belirlenen satış fiyatı esas alınarak hesaplama yapılmıştır…

17 ZEYTİN AĞACI

Ülkemizde zeytinin en çok üretildiği Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde dekara normal sıklıkta 17 zeytin ağacı düştüğü ve zeytin ürünü veriminin var yılı yok yılı da gözetildiğinde genelde dekar başına ortalama 400-500 kg civarında olduğu yıllardır Yargıtay’a gelen kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin dava dosyalarından bilinmektedir.

ÜLKE ORTALAMASI

Bu nedenle değerlendirmede zeytin ürününün veriminin yukarıdaki ülke ortalaması gözetilerek dekar başına en çok 500 kg’ı geçmemek kaydıyla, İlçe Tarım Müdürlüğünce 2009 yılı için bildirilecek üretim gideri ve satış fiyatı üzerinden değerlendirme yapılarak esas kamulaştırma bedelinin tespiti gerekirken, zeytin ürününün dekar başına verimini yüksek ve satış fiyatı olarak borsa değerini dikkate alan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Aslında Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (2011/2373 E.N. 2011/4897 K.N.) yargıçları zeytin ve zeytinlikler hakkında o kadar güzel bilgi vermişler ki, bu bilgiyi ancak bir değil birkaç ansiklopedi ve kitap karıştırmadan bilmek ve toplamak olası değil.

MAHKEME ŞAŞIRDI

İçtihat metninde; “Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.” Denildikten sonra kararda yukarıda yazdığım bilgiler de dikkate alınmış
“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.” denilmiş.

Ancak; 2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmediği için şu konuya dikkat çekilmiş:

BİLİMSEL YÖNTEM

“Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için aynı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği gün itibarıyla dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.”

Bu itibarla; yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına 12 Nisan 2011 günü oybirliğiyle verildi.

ÜRETİCİNİN LEHİNE

Benzer durum her zaman zeytin üreticisinin önüne gelebilir. Haksızlığa uğramaması için Yargıtay’ın bu kararının bilinmesinde yarar olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca her şeyden önemlisi “bilirkişilerin” de her zaman hata yapabileceklerini, hatta yaptıklarını, zaman zaman “yorumda” bulunarak büyük hata yaptıklarını da dile getirmek istiyorum.

Yaşar Eyice