UZZK kimin huzurunu kaçırmış olabilir
Ürün ve üretici konseyleri, güçlü ekonomilerde derin ve etkin bir tarihe sahip. Ancak ülkemiz ürün ve üretici konseyciliği alanında henüz çok yeni. Örgütlülüğün uzunca yıllar potansiyel suç sayıldığı bir ülkede ‘üretici’ ve ‘birlik’ ifadelerini barındıran kurumların bulunmaması veya etkinleşememesi sürpriz sayılmamalı.
Dünyada hızla gelişen sivilleşme trendine paralel, ülkemizde resmi olmayan kuruluşlar, eksikleri ile de olsa nicelik ve nitelik olarak toplum yaşamamızdaki önemini artırıyorlar. Meslek, iş, çevre, sektör, siyaset odaklı çok sayıda yeni sivil oluşum yükselen bu trendin ürünü olarak toplumsal yaşamda yerlerini alıyorlar.
Demokrasi ile rüzgar alan bu trendi okumada gecikenlerin başında tarım kesimi geldi. Geometrik olarak gerilemesine rağmen halen ülke nüfusunun yüzde 30’undan fazlasını ifade eden tarım kesiminin içinde olmadığı her şeyin eksik kalması doğaldır. Bu nedenle gecikmeli de olsa tarım kesiminin örgütlenmede girdiği hareketliliği sadece sektör için değil tüm ülke demokrasisi için önemli olduğunu vurgulamalıyız. Yapılanması yasalar ile tespit edilse dahi üretici konseyleri, bu anlamda sadece hedef kitlesinin değil Türk demokrasinin kazanımıdır. Öyle ya üretim ve üretici ilişkilerinin demokratikleşmediği bir ortamda güçlü bir demokrasiden bahsetmek mümkün olabilir mi?
Türk tarımının güçlü olduğu ürünlerde konseyler şeklinde örgütlenerek sorunlarına sahip çıkması ve çözümü kitleselleştirmek istemesi gelecek adına umut vericidir. Kaldı ki bazı ürün konseylerin bugüne kadarki performansları bile kurulmalarının haklılığını gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin dünya liginde zirveye oynadığı ender ürünlerden zeytin ve zeytinyağının, konsey şeklinde örgütlenmesi belirttiğimiz gecikmenin çarpıcı örneklerinden birini oluşturmaktadır. Gecikmeli de olsa Türk tarımının gündemine giren UZZK (Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi) sektörde önemli bir boşluğu doldurmaya başlamıştır. Henüz yeni sayılabilecek bir kurum için bu yargının gerekçesini, önceleri üretici olmayan birkaç iç ve dış faktörün etkisi ile şekillenen piyasada eski ‘dar’ ekibin istediği gibi at oynatamamasını gösterebiliriz. Üretici ve örgütlerini hesaba katmaya alışık olmayanlar için bu aktörlerin etkin olduğu bir konsey elbette ‘huzur kaçırmış’ olabilir. Sanırım bugün UZZK ’ya uzak durmak isteyenlerin yorumunun böyle şekillenmesi kuvvetle muhtemeldir. Üretici inisiyatifinin olmadığı örgütler ile siyaset üzerinde baskı kurarak istediklerini alanlar, bugün karşılarında ürün ve üretici odaklı konseyleri görünce huzurlarının kaçtığını düşünebilirler.
Ellerindeki tüm imkanlar ile ithalat söylemini dayatanlar, UZZK ’nın haklı karşı duruşu karşısında eski hareket alanlarını kaybetmiş olabilirler. Sadece ithalata karşı dik duruşu ile dahi UZZK, misyonunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.
Türkiye’nin 2014 yılı zeytin ve zeytinyağı hedeflerini tekrar hatırlatalım. Zeytin ekim alanının bir milyon hektara çıkmasının planlandığı bu süreçte 3 milyon 650 bin ton zeytin, 750 bin ton zeytinyağı üretimi hedefleniyor. Bu tablo Türkiye’yi sektörde İspanya’nın arkasından ikinciliğe oturtur. Ancak bugün miyop kar bakış açısı ile ithalat isteyenler aslında sadece üreticilerin değil toptan bir ülkenin iddialarını geçersiz kılmaya çalışmaktadır. UZZK ’ya sahip çıkmak Türk tarımına sahip çıkmaktır.










Söz sizin