12 Kasım 2011

Verticillium’a yerinde müdehale…

The Hunger 3. şubesiyle Ataköy’deBir süre önce Bergama’da zeytin ağaçlarını kurutan hastalıktan söz etmiştim. Sonra Bergama’da, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Bornova Zeytincilik Araştırma İstasyonu Müdürlüğü’nce görevlendirilen bir heyet tarafından inceleme yapıldı.

Bergama Ticaret Odası (BERTO)’nın daveti üzerine gelen heyetin yaptığı toplatıya; Dr. Nurhan Varol, Halil Topuz ve Serkan Kaptan’ın yanı sıra BERTO Genel Sekreteri Gülay Koç, Yönetim Kurulu Danışmanı Saffet Dündar ve Bozköy Köyü Muhtarı Hüseyin Duymaz katıldı. Daha sonra Bozköy ve Karahıdırlı köyleriyle ve Zeytindağ’daki kuruyan ağaçlar incelendi.

HASTALIĞIN İLİŞKİSİ

Halil Topuz, “Kurumanın kaynağının, ‘verticillium dahliae (solgunluk)’ olduğunu tespit ettik. Genellikle zeytin bahçelerinde önceden ekili ürünle hastalığın ilişkisi vardır.

Verticillium solgunluğu, özellikle geçmişte pamuk ve sebze gibi ürünlerin yetiştirildiği zeytinliklerde yüksek oranda görülür. Toprak işleme ve sulama şeklinin, hastalığın seyri üzerinde etkisi büyüktür.

Çok yaygın olmamakla birlikte incelenen ağaçların bir kısmında dal kurutan böceğine rastlanmıştır.” dedi.

Heyet, Karahıdırlı köyündeki zeytin ağacı sahiplerine, verticillium solgunluğu ve mücadele yöntemleri hakkında bilgi verdi.

BUDAMANIN ÖNEMİ

Halil Topuz, mücadelede solarizasyon uygulamasının etkili olduğunu belirterek, “En uygun dönem, sıcaklığın en yüksek olduğu temmuz ve ağustos aylarıdır. Uygulamadan önce ağaçların taç kısmı, ışığı geçirecek şekilde budanmalıdır.

Daha sonra yeterli miktarda sulanıp toprak iyice doyurulduktan sonra ince ve şeffaf bir naylon örtüyle ağaç çevresindeki toprak yüzeyi kaplanmalıdır. Naylon örtü, 8–10 hafta kapalı kaldıktan sonra kaldırılmadır.’’ şeklinde bilgi verdi.
Elde edilen bulgular, rapor halinde kısa adı BERTO Bergama Ticaret Odası’na sunulacaktı. Sonucu henüz bilmiyorum.

HENÜZ ALIŞILMADI

Bir süre önce adı değiştirilmesine rağmen, zeytinciler ve vatandaşlar hala Bornova Ağaçlı yoldaki (Üniversite Caddesi) kurumu, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü olarak biliyor.
Çoğumuzun bildiği gibi; enstitü, 1937 yılında, “Zeytincilik İstasyonu” adı ile Bornova’da bugünkü yerinde kurulmuştu. Kuruluş, 1945′de “Bahçe Kültürleri İstasyonu” adını aldı ve 1950 yılına kadar çekirdekten zeytin fidanı üretti.

1950 yılında çıkan bir kanunla Türkiye Zeytincilik Teşkilatı tamamen buraya bağlanarak adı “Zeytincilik Enstitüsü” olarak değiştirildi. Ve “imkânları!” ölçüsünde araştırma yapılmaya başlandı.

1965 -1970 yılları arasında Eğitim Merkezi ve Laboratuarlar kuruldu. 1967-1968′de Kemalpaşa’da kamulaştırılan yaklaşık 550 dekarlık arazi de bünyeye katılarak, kuruluşun imkânları geliştirildi.

Tarım Bakanlığı’nın 1971 yılındaki kararı ile “Zeytincilik Araştırma Enstitüsü” adını alan kuruluş, Türkiye ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Gıda Tarım Organizasyonu (FAO) teşkilatları arasındaki anlaşma gereğince, teknik imkânlarını geliştirerek her türlü araştırma ve eğitim çalışmalarını yapabileceği ileri bir düzeye ulaştı.
Ve, 09 Haziran 2011 tarihinde, bakanlıklardaki yeniden yapılanma sonucu bu önemli kurumumuzun adı “Zeytincilik Araştırma İstasyonu Müdürlüğü” olarak değiştirildi.

UZAKTAN GELEN SES

Bu arada Bornova’dan, Bergama’dan, İzmir’den biraz uzağa Hatay’a uzanalım…
Orada da zeytin ve zeytincilik için bir şeyler, daha doğrusu araştırmalar yapılıyor.
Hatay’daki zeytinciliğin gelişmesi ve sürdürülebilir üretim yapılması için Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA) ile Antakya Zeytinyağı Üreticileri arasında ‘Kutsal Hazinemiz Zeytin’ projesi imzalandı.

DOĞAKA Genel Sekreteri Erdoğan Serdengeçti, proje ile kentte yetiştirilecek zeytin tipi ve çeşitlerinin araştırılacağını ve daha kaliteli ürün elde edilmesinin sağlanmak istendiğini söyledi.

Antakya Zeytinyağı Üreticileri Koruma Derneği Başkanı Yılmaz Dönmez’in de hazır bulunduğu imza töreninde DOĞAKA Genel Sekreteri Erdoğan Serdengeçti, kentin kalkınması için bugüne kadar öncelikle mobilya ve ayakkabıcılık sektörlerinde, son olarak zeytincilik alanında projeler ürettiklerini belirtti.

‘Kutsal Hazinemiz Zeytin’ projesine 35 bin TL destekte bulunacaklarını aktaran Serdengeçti, projenin Antakya Zeytin Üreticileri Koruma Derneği ve Antakya Ticaret Odası (ATSO) tarafından ortaklaşa yürütüleceğini söyledi.

Antakya Zeytinyağı Üreticileri Koruma Derneği Başkanı Yılmaz Dönmez de proje kapsamında Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay’ın yanı sıra 12 ilde 300 farklı zeytin çeşidini inceleyeceklerini belirtti.

Kentte, 15 milyon zeytin ağacı bulunduğunu, ancak bunlardan alınan verimin çok düşük olduğunu aktaran Dönmez, ‘Kutsal Hazinemiz Zeytin’ projesi ile en iyi çeşitleri bularak, Hatay’da zeytinciliği üst sıralara taşımak istediklerini söyledi.

ZEYTİN GÜZELİ DE SEÇİLİRDİ

Balıkesir’in Edremit ilçesinde çok yıllar önce “Zeytin Festivali” yapılırdı.
Bu yıl da, Hatay’ın Erzin ilçesinde “2. Zeytin ve Zeytinyağı Festivali” düzenlendi.
Lezzetli zeytiniyle bölgede nam salan Gökdere köyünde yapılan festival, üreticinin markalaşma hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi hedefliyor.

50 yıldan bu yana zeytincilik yapan Gökdere köylüleri, bölgenin en yağlı ve en lezzetli zeytinini üretmesine rağmen marka olamama sıkıntısını çektiklerini belirttiler.
Halk oyunlarıyla başlayan festivalde kurulan standlarda yöre çiftçisinin gelir kaynağı olan narenciye ve zeytin, zeytin yağından yapılan yöresel yemekler sergilendi.
Zeytinin vazgeçilmez bir lezzet olduğunu söyleyen Erzin Kaymakamı İskender Yönden, “Bu denli güzel, yağlı ve lezzetli zeytinin bunca zamana rağmen marka haline gelmemesini Hatay için büyük bir kayıp olarak değerlendiriyoruz. Bizlerde devletin vermiş olduğu imkânları da kullanarak Gökdere zeytinini Dünya’ya tanıtacağız. Hatay genelinde çok verimli zeytin arazileri olmasına rağmen buralarda yetişen ürünlerin tanıtımı ne yazık ki yapılmıyor. Bunu Erzin başardı ve diğer festivallere de aracı oldu.” şeklinde konuştu.

Gökdere’de ilk zeytincilik, 1985 yılında İl Özel İdaresi tarafından dağıtılan zeytin fidanlarının dikilmesiyle başlamıştı.

Gökdere köyünde 15 bin dönüm tarım arazisi var. Bunun 6-7 bin dönümü zeytin ağaçlarından oluşuyor. Köy sınırları içerisinde 160-170 bin civarında zeytin ağacı var. Bu ağaçlardan yıllara göre verim değişiyor. Örneğin bu yıl 3 bin ton yağlık zeytin, 40-50 ton civarında salamuralık zeytin, 600 ton civarında ise zeytin yağı elde edildi.

ORAN ÇOK DÜŞÜK

Dünya’da ağaç başına 15 kilo zeytinyağı çıkarımı yapılırken bu oran Hatay’da çok düşük. 153 milyon ağaçtan sadece 150 ton zeytinyağı elde edildiğini, 100 ton civarında sofralık zeytin ayrıldığını söylersek herhalde ortaya çıkan tablo hepimizi üzecektir.
İspanya, Yunanistan ve İtalya’da ağaç başına bizdeki oranın 4 katı verim elde edildiğini belirtirsek herhalde üzüntümüz daha da artacaktır.

Şırnak ve Silopi ilçe merkezleri arasında yer alan 2 bin 114 metre yükseklikteki Cudi Dağının bin 150 metre üstünde bir zeytin çeşidi bulduklarını aktaran Yılmaz Dönmez “Düşünebiliyor musunuz o kadar soğukta bir zeytin türü. Oradaki, insanlara sorduk en az elli yıllık olduğunu söylediler. Demek ki zeytin kısa zamanda bulunduğu ortama çabukça adapte olabiliyor. Bu durumda bizim ovadaki sıcaklıklar 40-50 derece olduğuna göre demek oralarda da bu sıcağa uyum sağlayabilecek zeytin çeşitlerini bulabileceğiz.” dedi.
Hatay’da halen Orta Doğu merkezli çalışmalar yapılıyor.

Yaşar Eyice