22 Ağustos 2008

Zeytin ağacı altında doğanların ülkesi: Yunanistan

YUNANİSTAN ANTİK ÇAĞDAN BERİ ZEYTİNCİYUNANİSTAN ZEYTİNAYĞI MÜZESİ GÖRÜNTÜSÜZEYTİN AĞACI ALTINDA DOĞAN YUNANLILARBüyük Fotoğraf ve derleyen: Hüsamettin Berber

12 milyon nüfuslu, Avrupa Birliği ve Nato üyesi, Panatiakos, Olympiakos, Kıbrıs, dost, komşu, İzmir kadar bir yer, komşu, yabancı damat, Selanik, bir önceki turnuvanın oyunuyla tat vermeyen Avrupa Futbol Şampiyonu, Bizans gibi tanımlamalar biz Türkler açımızdan anlatmaya yeter komşumuz Yunanistan’ı. Fakat komşunun çok öne çıkan bir özelliği daha var. ZEYTİN. Yunanistan, zeytin üretiminde dünyanın önemli ülkelerindenken ülkemiz için de çetin bir rakip. Keza zeytinyağında da aynı derecede önemli bir ülke. Öyle ki yıllık 400 bin ton üretimiyle dünyanın en büyük üçüncü zeytinyağı üreticisi konumunda.

TANITIMA DEV BÜTÇE

Küçük fakat son derece açık bir ekonomiye sahip, Ege İhracatçı Birlikleri raporlarına göre, Portekiz’den sonra en az kişi başına milli gelire sahip Yunanistan, zeytin ve zeytinyağının üretiminde olduğu kadar tüketiminde de var. Ülkemizde kişi başına yıllık tüketim 1 kilogramı ancak bulurken, Yunanistan’da bu rakam 25 kilograma kadar çıkıyor. Zeytin alanları ülkemize göre az olmasına rağmen Türkiye’den daha fazla ağaç sayısına sahip komşumuz da diğer zeytinyağı üreticisi ülkeler gibi gözünü kişi başı tüketimin sadece 4-5 gram olduğu büyük pazar Çin’e dikmiş durumda. Sürekli olarak Çin’de düzenlenen fuarlara katılan Yunan firmaları ve ülkede ikili görüşmeler gerçekleştiren Yunan yetkililer zeytinyağında tanıtım atağı başlatmış durumdalar. Yine arada ki uçurumu daha iyi tasvir etmek adına ülkemizle kıyaslarsak ortaya şöyle bütçe farkı çıkıyor. Yunanistan’ın tanıtıma ayırdığı bütçe 15 milyon Euro iken, Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde oluşturulan Tanıtım Grubu’nun bütçesi ise 500 bin dolarlık bir bütçe.

Yunanistan Zeytinyağı Üreticileri Birliği (Sevitel) Başkanı Gregory Antoinadis, stratejilerini, şu anda çok az varlığımızın olduğu, ancak yüksek potansiyeli olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya
gibi pazarlarda kalıcı bir durum elde etmek olarak açıklıyor. Antoniadis, “Biz, pazarlama anlamında geç başlayanlardan olabiliriz, fakat bizim uzun vadeli amacımız, yabancı rakiplerimiz gibi icraatta bulunmaktır, Yunan zeytinyağı sektörü tanıtıma cari olarak bir yılda yaklaşık 15 milton Euro para harcıyor.” diye ekliyor.

SIKINTI İSPANYA İLE AYNI: İTALYAN ETİKETİ

İtalya’nın markalaşmada ki baskınlığı İspanya ve Türkiye gibi Yunanistan’ın da derdi haline gelmiş durumda. Şubat sayımızda da İspanya’yı konu edinmiştik. İapanya gibi Yunanistan da ürününün büyük kısmını İtalya’ya dökme olarak ihraç ettiği için, ihrac edilen bu zeytinyağlarının da işlenip, paketlenip İtalyan markaları ile tekrar pazara sunulmasınsan kurtulamıyor. Hatta çoğu zaman bunun farkında dahi olamıyor. Yunanistan, “Yağlarımız artık İtalyan etiketi ile satılmamalı” diye feryat etsede,toplam zeytinyağı ihracatlarının yüzde 10’undan az bir kısmını kendi markaları ile yapabilmekteler.

Fakat, bahsettiğimiz gibi, Uzakdoğu’dan, özellikle Çin’den ve Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen, artış eğilimi gösteren taleplerin verdiği umutla Yunan üreticileri, Yunanistan malları üzerindeki yabancı markaların egemenliğine daha fazla tahammül göstermeyeceklerini ifade ediyorlar.

Koronel kalp hastalıklarının azalması ve zeytinyağı tüketimi arasındaki ilişkiyi gösteren son çalışmaların da katkısıyla, -uluslararası ödülleri pek çok defa alan- Yunan üreticilerinin geleneksel üretim yöntemlerini geliştirme yollarını arama umudu, onların organik ve gurme marketlerine ulaşmalarına yardımcı olma yolunda

Fakat, doğası gereği -küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan, zeytinlerin elle toplanıp kooperatiflerde sıkıldığı Yunan sanayisi oldukça karmaşık bir pazarlama çabasına sahip bulunuyor,

Yunan sektör temsilcileri, kendi yağlarını şişeleyip, satma konusunda istekliler, ancak küçük bir ekonomi olan Yunanistan’da, yabancı firmalarla rekebet etmek istiyorlarsa finansal olarak daha sağlam durumda olmaları gerektiğinin farkındalar.

25 Yunan zeytinyağı markasından, AB’nin Menşei Koruma ( Protected Designation of Origin-PDO) ve Coğrafi İşaretleme ( Protected Geographical Indication-PGI) kurumlarına kayıtlı bulunurken, bu markaların 9’u Girit Adası’ndan. Yunan işletmecilerini hızla sektörün pazarlama yöntemlerini öğreniyorlar. Ama yine de İtalyan yağlarıyla, aslında daha doğrusu İtalyan markalarıyla arayı kapatmaları için zaman gerekiyor.

KOMŞU ANTİK ÇAĞDAN BERİ ZEYTİNCİ

Antik Yunanistan’da tarım, ülke ekonomisinin başlıca kaynağıydı. Nüfusun hemen hemen %80′lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu. Yunan kentlerinin hemen hepsinde yetişen zeytin halkın günlük yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Buna bağlı olarak zeytinyağı üretimi de gelişmişti. Sulama, zararlı otları yolma, mahsul toplama, ekin ve hasat zamanları yapılacak her işi köleler yapıyorlardı. Pek çok kişinin geçimini sağladığı tarım Yunan kültürün biçimlenmesinde de büyük rol oynayan yine zeytindi.

Antik Yunan’da yedi bilgeden biri kabul edilen Solon’un koyduğu kanunlar arasında zeytin ağacı kesenlere ağır cezalar uygulandığını yunan tarihinden öğreniyoruz. Tıp biliminin kurucusu sayılan Hipokrat, yıkanamayanlara, hiç olmazsa zeytinyağıyla vücutlarını ovmalarını önerir. Jimnazlarda spor yapan atletler, kaslarını parlatıp yumuşatmak için zeytinyağı kullanırlar. Her ne kadar meşale kullanılmaya başlamışsa da, zeytinyağıyla yanan kandiller, evlerin vazgeçilmez eşyasıdır. Olimpiyat kahramanları, zeytin dalından taçlarla onurlandırılır. Keza Panathenai Şenlikleri’nde birinci olan araba sürücüleri sadece zafer değil, Akropolis’teki kutsal zeytin ağaçlarından üretilen zeytinyağı da kazanırlardı. Antik Yunan’da günlük beslenmenin en değerli parçasıdır, zeytin ve zeytinyağı.

Acı bir durumdur bizim açımızdan, zeytin ağacı ve zeytin kültür tarihine ilişkin yapılan çalışmaların hiç birinde Anadolu’nun adı geçmez. Ön planda hep Ege’nin diğer kıyısı olmuştur. Çünkü, Homeros’un Batı Medeniyeti’ndeki tartışmasız ağırlığından ötürü, zeytin kültürünün merkezine sürekli olarak Antik Yunan yerleştirilir.

ZEYTİN AĞACI ALTINDA DOĞAN YUNANLILAR

Zeytinin 4 bin yıl öncesine uzandığı Yunanistan’da mitolojide de zeytin vardır. Athena; akıl ve sanat tanrıçası, denizler tanrısı Poseidon ile rekabet etmektedir. Her biri insanlığa en değerli armağanı vermekle görevlendirilmiştir, en büyük tanrı Zeus tarafından. Poseidon bir at bağışlar. Athena ise Aeropolis kapısında bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar. Bunun üzerine Yunanistan’ın en büyük şehrine onun adı verilir ( Athens olarak ). Aynı zamanda o günden itibaren Yunanlılar’ın zeytin ağacı altında doğduklarına inanılır.

Aristotales, zeytin ağacını daha geniş boyutta düşünerek yetişmesini bir bilim olarak nitelendirir. İzmir doğumlu Homerus, zeytin yağını “sıvı altın” olarak nitelendirir. Solon, zeytin ağacının korunması için ilk kanunları yapar. Hippocrates, zeytinyağını şifa verici olarak tavsiye eder.

Zeytinyağı, Eski Yunanistan ve Roma imparatorluğunda çok önemli ticaret malzemesiydi. Ticaretinin yapılması için Akdeniz’de özel gemiler yaptırılıyordu. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu inancı çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Roma’da çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağını karıştırılarak çeşitli ilaç ve kozmetik elde ediliyordu.

Sayı 13